iskelet.gen.tr https://www.iskelet.gen.tr İskelet, İskelet Yapısı ve İskelet Çeşitleri tr-TR hourly 1 Copyright 2018, iskelet.gen.tr Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000 Mon, 10 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Kas İsimleri https://www.iskelet.gen.tr/kas-isimleri.html Sat, 10 Dec 2016 16:32:41 +0000 Kas isimleri, kaslar vücudumuzun yapı taşıdır birçok görevi  ve işlevi vardır. Peki bizim için bu kadar önemli  olan bu kasların isimlerini ne kadar biliyoruz. Bu makalemizde kas isimlerini kısaca yazmaya çalışa Kas isimleri, kaslar vücudumuzun yapı taşıdır birçok görevi  ve işlevi vardır. Peki bizim için bu kadar önemli  olan bu kasların isimlerini ne kadar biliyoruz. Bu makalemizde kas isimlerini kısaca yazmaya çalışacağız.

Ayak kas isimleri

Baş parmak kas isimleri

  • Extensor hallucis longus
  • Flexor hallucis longus
  • Abductor hallusic
  • Küçük parmak kas isimleri
  • Lumbricales
  • Interossie, plantar
  • Dorsal, Interossie
  • Flexor digitimi minimi brevis
  • Quadratus plantae

Ayak bileği kas isimleri

  • Peroneis tertius
  • Tibialis anterior
  • Peroneus brevis
  • Soleus
  • Plantaris
  • Gastrocnemiu

Diz kas isimleri

  • Rectus femoris
  • Quadriceps femoris
  • Vastus lateralis
  • Biceps femoris
  • Semitendinosus
  • Popliteus
Kalça ve uyluk kas isimleri
  • Sartorius
  • Psoas maor
  • Semimembranosus
  • Iliacus
  • Gracilis
  • Pectineus
  • Bicebs femoris
  • Quadratus femoris
  • Piriformis
  • Tensor fasciae latea
  • Adductor longus
  • Adductor magnys
  • Gluteus maximus
  • Gluteus Minimus

Perine kas isimleri

  • Levator ani
  • Cremaster
  • Coccygeus
  • Transversus perinei superficialis
  • Transversus perinei profundus
  • Ischiocavernosus
  • Sphincter ani externus
  • Sphincter urethrae

Solunum kas isimleri

  • Diaphragma
  • Serratus posterior inferior
  • Serattus posterior superior
  • Transverersus thoracis
  • Levatores costarum
  • Subcostales
  • Intercostales externi
  • Interncostales interni

Sırt kas isimleri

  • Splenius carpitis
  • Splenius cervicis
  • Longissimus
  • Longissimus cevicis
  • Longissimus tjoracis
  • Iliacostalis cervicis
  • Iliacostalis thoracis
  • Iliacostalis capitis
  • Spinalis capitis
  • Spinalis cervicis
  • Spinalis thoracis
  • Multifidi
  • Rotatores cervicis
  • Rotatores thoracis
  • Rotatores lumborum
  • Intertransversarii cervicis
  • Intertransversarii thoracis
  • Intertransversarii lumborum
  • Interspinalis cervicis
  • Interspinalis thoracis
  • Interspinalis lumborum

Omuz kavşağı kas isimleri

  • Trapezius
  • Pectoralis minor
  • Serratus anterior
  • Rhomboid major
  • Levator scapulae
  • Rhomboid minor

Omuz Kas isimleri

  • Subclavius
  • Deltoid
  • Coracobrachialis
  • Subscapularis
  • Subraspinatus
  • Teres minor
  • Teres major

Kol kas isimleri

Üst kol kas isimleri

  • Bicebs brachii
  • Supinator
  • Pronator quadratus
  • Pronator teres

Bilek ve el kas isimlier

Bilek kas isimleri

  • Extensor carpi radialis longus
  • Extensor carpi radialis brevis
  • Extensor carpi radialis
  • Extensor carpi ulnaris
  • Flexor carpi ulnaris
  • Parmaris longus

Serçe parmak ve hipotenar kas isimleri

  • Extensor digiti minimi
  • Palmaris brevis
  • Flexor digiti minimi brevis

Başparmak ve tenar kas isimleri

  • Abductor pollicis longus
  • Extensor pollicis longus
  • Adductor pollicis
  • Opponens pollicis
  • Flexor pollicis longus
  • Flexor pollicis brevis

Parmak kas isimleri

  • Extensor digitorum
  • Flexor digitorum profu]]> Kemik Nedir https://www.iskelet.gen.tr/kemik-nedir.html Tue, 06 Dec 2016 14:37:14 +0000 Kemik nedir, Vücudumuzdaki dokuların arasında en sert yapıda olanlar kemiklerdir. Bunun en önemli sebebi kemiklerin kalsiyum yönünden doymuş olmalarıdır. Bu yüzden vücudumuzda destekleyici bir görev üstlenirler. Omurgal

    Kemik nedir, Vücudumuzdaki dokuların arasında en sert yapıda olanlar kemiklerdir. Bunun en önemli sebebi kemiklerin kalsiyum yönünden doymuş olmalarıdır. Bu yüzden vücudumuzda destekleyici bir görev üstlenirler. Omurgalılarda ve insan vücudunda iskeleti oluşturan yapılar kemiklerdir. Kemikler arası bağlantı eklemler sayesinde sağlanır. Kemiklerin sayısı yetişkin bir insanda 207, çocuklarda ise yaklaşık 300 kadardır. Çocuklar gelişip büyüdükçe bu kemikler birbirine kaynar ve dolayısıyla yetişkinlikte kemik sayısı azalır. Kemik cansız bir doku değildir. Yaşam biçimine göre şekil değiştirir, büyür, incelir ve kalınlaşır. Ayrıca yaralanmalarda kendini onarabilirler. Kemiğin enine kesiti incelendiği zaman dış ve iç yüzeylerinin bir zarla örtülü olduğu görülebilir. Bu zarlardan en dıştakine periosteum, iç yüzeyde bulunanına endostoum denir.

    Biçimlerine göre kemik türleri nelerdir

    Kemikteki ana madde proteinden ve esnek bir madde olan oseinden oluşmaktadır. Kemik dokusu canlıdır ve yoğun bir metabolizma bölgesidir. Bu bölgede ostein, osteoblastlar gibi kemik yapıcı etkenler, ayrıza ostelioz, osteoklazi gibi tüketici etmenler vardır. Bunların arasındaki denge bozulursa, doğuştan ya da sonradan bazı kemik hastalıkları ortaya çıkabilir. Vücuttaki kemikler biçimlerine göre üçe ayrılır. Bunlar;

    Uzun kemikler: Bu kemiklerin oluk şeklindeki orta kısmında ilik vardır. Tıkız bir dokudan oluşan uzun kemiklerin uç kısımları ise genellikle süngerimsi dokudan oluşur.
    Yassı kemikler: Bu kemiklerin her iki yüzü tıkız dokudan, orta kısmı ise süngerimsi dokudan oluşmaktadır.
    Kısa kemikler: Bu türdeki kemiklerin bazıları tıkız dokudan, bazıları da süngerimsi dokudan oluşur.

    Vücudumuzdaki başlıca kemikler

    Kafa kemikleri: 8 tanedir. Bu kemiklerin hemen hepsi yassı kemiklerden oluşur. Kenarları testere ağzı gibi tırtıklı şekildedir. Bu kenarlar birbirleriyle birleşerek, kafatasını oluşturur.

    Yüz Kemikleri: Toplamda 14 tanedir. Bunların hepsi yassı kemiklerden oluşur. Yan yana gelen bu kemikler göz, kulak, ağız ve burun boşluklarını oluşturur. 

    Omurga: Halka biçiminde olan 33 kemikten meydana gelmiştir. Kemikler enseden kuyruk sokumuna kadar uzanmaktadır. Vücudun yapısını ayakta tutan ana direk gibidir. Omurga kemikleri oynaktır; birbirlerine kaslar ve bağlar aracılığıyla tutunurlar. Birbiri üzerinde oynayarak, gövdenin öne, arkaya, sağa sola bükülmesine yardımcı olurlar. 

    Göğüs Kemikleri: İnce, uzun kemiklerden oluşurlar. Göğüs boşluğunu bir kafes gibi çevreleyen kaburga kemikleri, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğiyle birleşirler. Göğsün her iki yanında 12'şer adet olmak üzere 24 tane kaburga vardır. Önde bulunan göğüs kemiğine de sayarsak, göğüs kemikleri toplamda 25 tanedir.

    Kol Kemikleri: Yukarıdan köprücük ve göğüs kemikleri ile omurgaya bağlanırlar. 

    Bacak Kemikleri: Kalça kemikleri yardımıyla omurgaya bağlı olan kemiklerdir. Her bacakta 31 kemik vardır. Her iki bacakta toplam 62 kemik bulunur.

    İnsan iskeletinde bulunan kemikler toplam 213 tanedir. Bu kemiklerin 8 tanesi kafada, 14 tanesi yüzde, 33 tanesi omurgada, 25 tanesi göğüste, 64 tanesi kollarda, 62 tanesi ise bacaklarda bulunur. Ayrıca bunların dışında 6 tane kulak kemiği, 1 tane de dil kemiği vardır. 

    Kemik nedir,  kemik vücudumuzda önemli görevler üstlenmiş sert yapılardır. Canlıların hayatı boyunca vücudunda kemik yapımı ve yıkımı devam eder. Kemiklerin enine ve boyuna büyümesinde, gelişiminde ve son şeklini almasında canlının genetik özellikleri önemli bir etkendir. Dengeli ve düzenli beslenmenin, hareket ve spor yapmanın da kemik gelişimi üzerinde önemli bir etkisi bulunur. Kemik gelişimi çocukluk ve ergenlik çağlarında daha hızlı olur. Bunun dönemde kemikler daha]]> Lizozom https://www.iskelet.gen.tr/lizozom.html Tue, 06 Dec 2016 14:11:48 +0000 Lizozom, hayvan hücrelerinin hepsinde bulunur. Sadece alyuvar hücrelerinde lizozom yoktur. Bitki hücrelerinde lizozom yoktur. Hücrede sitoplazmada yer alan bir organeldir. Şekli yuvarlak, oval kesecikler halindedir. Çapları yaklaş Lizozom, hayvan hücrelerinin hepsinde bulunur. Sadece alyuvar hücrelerinde lizozom yoktur. Bitki hücrelerinde lizozom yoktur. Hücrede sitoplazmada yer alan bir organeldir. Şekli yuvarlak, oval kesecikler halindedir. Çapları yaklaşık 0,2-0,8 mikron kadardır. Lizozom elektron mikroskopu ile görülebilir. Hücrede golgi cisimciğine yakın alanlarda granüller şeklinde izlenebilir. Dış kısımları bir zarla çevrili olup, iç kısımlarında yıkıcı sıvı enzimler olur. Bu enzimler golgi cisimciği tarafından üretilir. Enzimlerin en önemlileri beta glukruronidaz, asit fosfataz, lizosim, hyaluronidaz, kollagenaz, fagositin, asit lipaz olarak sayılabilir. Bu yıkıcı enzimler sindirimde önemli rol oynarlar. Eğer lizozom dışındaki zar patlar, yırtılırsa içindeki yıkıcı sindirim enzimleri sitoplazmaya dağılır. Bunun sonucunda hücre kendini sindirmeye başlar ve eriyerek yok olur. Buna otoliz denmektedir. Bir insanın ölümünden sonra ortaya çıkan kokuşma bu işlem sonucunda ortaya çıkar.

    Lizozom görevleri nelerdir
    • Lizozom hücre içi ve dışındaki maddelerin sindiriminde önemli bir rol oynar
    • Enzimleri yaşlanan molekül ve organelleri parçalayarak yok eder.
    • Hücrenin savunmasında etkin bir görev üstlenir
    • Spermin başında bulunan lizozom yumurtanın delinmesine yardımcı olur.
    Lizozom içeriğindeki enzimlerin aracılığıyla ölü dokuların sindirimine neden olduğundan intihar kesecikleri olarak ta tanımlanırlar. Hem metaformoz aşamasındaki gelişme dönemlerindeki doku yıkımında, hem de hücre içi sindiriminde etkili olurlar. Lizozomların esas görevi hücrenin yuttuğu maddeleri ya da hücredeki yaşlı sitoplazma kısımlarını, organelleri sindirmektir. Fazla oranda çalışırlarsa hücre kendi kendini yok edebilir, doku harabiyeti olur. Eğer lizozomlar az çalışırlarsa hücrelerde belli maddelerin depo edilmesi sonucunda ortaya çıkacak hastalıkların bir nedeni olabilirler.

    Lizozom ilk defa Christian de Duve adındaki bilim adamının elektron mikroskobunda hücreleri incelemesi sırasında bulunmuştur. Lizozom tek kat zarla çevrili, içi homojen olmayan materyallerle dolu bir yapı olarak tanımlanmıştır. Bundan sonraki araştırmalarda ise, lizozomların içindeki asidik enzimler bulunmuştur.
    ]]>
    Eklemler Kaça Ayrılır https://www.iskelet.gen.tr/eklemler-kaca-ayrilir.html Thu, 24 Nov 2016 15:20:44 +0000 Eklemler Kaça Ayrılır; Eklem, kemiklerin birbirine bağlandığı bulunduğu yere denilmektedir. Günlük yaşantımızda yapmış olduğumuz birçok hareket kemiklerimizin yardımı ile yapılmaktadır. Kemiklerimizin hiç biri eğili Eklemler Kaça Ayrılır; Eklem, kemiklerin birbirine bağlandığı bulunduğu yere denilmektedir. Günlük yaşantımızda yapmış olduğumuz birçok hareket kemiklerimizin yardımı ile yapılmaktadır. Kemiklerimizin hiç biri eğilip bükülemez ve tek başlarına hareket edemezler. Onların hareket etmesini eklemlerimiz sağlamaktadır. Eklemler, tıpkı kapı ve pencerelerimizin menteşelerine benzemektedirler. Nasıl ki menteşeler olmasa kapı ve pencere açılmaz ve kapanmaz ise eklemlerde aynı böyledirler. İskeletimizde aynen böyledir. Eklemlerimiz olmasa iskeletimiz de sabit, olduğu yerde kapı gibi çakılı kalmaktadır. 

    Eklemler özelliklerine göre 3'e ayrılmaktadır. Bunlar;
    • Oynamaz eklemler
    • Yarı oynar eklemler
    • Oynar eklemler
    Oynamaz (Hareketsiz) Eklemler; Bu eklemler, kemiklerin kafatasında olduğu gibi sabit ve sıkı bir şekilde tutturulduğu yerlerde bulunmaktadırlar. Oynamaz eklemler adından da anlaşıldığı gibi hiç oynamayıp, hareket etmemektedirler. Çünkü bu kemikler çok sıkı bir şekilde birbirine bağlanmış olup, testere dişi gibi birbirine girmiş, özellikle kafatasında bulunan sağlam kemikler olarak bilinmektedir.
    Yarı Oynar (Yarı Hareketli) Eklemler; Çok az hareket edebilen eklemler olarak bilinmekte olup, belkemiğinde olduğu gibi, kemiklerin kısıtlı hareketini sağlamaktadırlar. Yarı oynar eklemler adından da anlaşıldığı gibi tam olarak oynamaz ve yarı oynar durumdadırlar. Bel, sırt ve boyun bölgelerinde bulunmaktadırlar.
    Oynar (Hareketli) Eklemler; Hareketli eklemler, oldukça esnektirler ve vücutta büyük oranda bulunmaktadırlar. Oynar eklemler adından da anlaşıldığı gibi oynar, yani çok yönlü hareket edebilmektedirler. Kol ve bacaklarımızda bulunan eklemler genel olarak bu tür eklemlerdir. Birbiriyle birleşen kemiklerden birinin ucu tümsek, diğerinin ucu da ona uyacak şekilde çukurdurlar. Eklemleri oluşturan kemiklerin ucu kırılmaması için kaygan ve yumuşak maddeyle örtülüdür.  İki eklem arasında kaygan bir sıvı bulunmaktadır. Karşılıklı iki kemik eklem bağları ile birbirine bağlıdırlar.

    Eklemler kaça ayrılır; Eklemler vücudumuzun en çok sorun çıkaran bölgelerinden biridir. Ve sürekli baskı altında oldukları için el ve ayak bilekleri bir şekilde burkulabilir. Bu burkulmalar neticesinde hemen doktora gidilmelidir. Aksi halde bu bölgelerde şişlikler meydana gelebilir ve vücudumuzu kullanamayacak duruma geliriz.
    ]]>
    Omurganın Görevleri https://www.iskelet.gen.tr/omurganin-gorevleri.html Thu, 24 Nov 2016 15:16:07 +0000 Omurganın Görevleri, Omurga (Columna Vertebralis) başın alt kısmından başlayıp kuyruk sokumuna kadar inen omurların oluşturduğu dizeye verilen isimdir. Omurgayı oluşturan toplam 33-34 omur bulunur ve omurga görevleri Omurganın Görevleri, Omurga (Columna Vertebralis) başın alt kısmından başlayıp kuyruk sokumuna kadar inen omurların oluşturduğu dizeye verilen isimdir. Omurgayı oluşturan toplam 33-34 omur bulunur ve omurga görevlerine göre Servikal, Torakal, Sakral ve Koksal olmak üzere ayrı ayrı kısımlara ayrılmıştır. 

    Omurganın Ana Görevleri
    • Omuriliği korumaktadır. 
    • Vücudun dik durmasını sağlamaktadır.
    • Kaburga ve iç organların bağlanma yerlerini oluşturan bağlanma yerlerini korumaktır.
    Servikal Omurganın Görevleri: Boyunda bulunur ve 7 adet omur yer almaktadırlar. Servikal Omurgadan geçen sinirler kolların ve ellerin hareket ettirilmesini sağlamaktadır. Servikal Omurgada hasar meydana gelirse ellerde, kollarda veya vücudun alt kısımlarında felç meydana gelebilir. Bu felç son derece tehlikeli olduğunda ölümle dahi sonuçlanabilir.

    Torakal Omurganın Görevleri: Başın en alt kısmından başlayıp kaburgayla-omurganın birleştiği kısma kadar olan bölgedeki 12 omurdan oluşan kısımdır. Torakal Omurga gövdenin kontrolünü sağlamaktadır. Torakal Omurgaya herhangi bir hasar meydana gelirse canlı gövdeden aşağıda kalan kısımda felç geçirebilmektedir.

    Sakral Omurganın Görevleri: Kuyruk sokumu bölgesinde bulunan bu kısım 5 omurdan oluşmaktadır. Sakral Omurga ayakların, genital bölgenin kontrolünü sağlamaktadır. Sakral Omurgada meydana gelebilecek bir hasarla genital bölge ve ayaklar işlevini yitirebilir.

    Koksal Omurganın Görevleri: Kuyruk sokumunun en ucunda birleşen 3-4 omurdan oluşur. Koksal Omurga en az bozukluğa neden olabilecek bir bölgedir. Burada meydana gelebilecek bir hasar kısmi olarak ayakların işlevinde bozukluk meydana getirebilir.

    Gelişimini sağlıklı şekilde tamamen tamamlamış olan bir omurga yapısal olarak S harfine benzemektedir. Bu yapısal özellik omurganın yaylanabilmesini ve insanın rahat hareket edebilmesini sağlamaktadır. Sağlıklı bir omurga görevlerini en iyi şekilde yerine getirir.

    ]]>
    Aksiyel İskelet https://www.iskelet.gen.tr/aksiyel-iskelet.html Thu, 24 Nov 2016 15:12:11 +0000 Aksiyel İskelet; Vücut iskeletinin kafatası, yüz kemikleri, omurga, sternum olarak ta bilinen göğüs kemiği ve kaburgalardan oluşan bölümüdür. Aksiyel iskelet yaklaşık 80 kemikten oluşmakta ve 4 bölümde incelenmektedir. Aksiyel İskelet; Vücut iskeletinin kafatası, yüz kemikleri, omurga, sternum olarak ta bilinen göğüs kemiği ve kaburgalardan oluşan bölümüdür. Aksiyel iskelet yaklaşık 80 kemikten oluşmakta ve 4 bölümde incelenmektedir. Bunlar, baş iskeleti kemikleri, hiyoid kemik, omurga kemikleri, thorax kemikleridir. 

    Aksiyel iskelet bölümleri

    Baş iskeleti kemikleri; Kafatası ve yüz kemikleri olarak iki kısımdan oluşur. Oksipital kemik kafatasının alt ve arka kısmında; sphenoid kemik, kafatasının tabanında; etmoid kemik sphenoid kemiğin önünde ve frontal kemiğin arkasında; frontal kemik kafatasının ön yüzünde ve göz yuvarlarının hemen üstünde; geniş yüzeyli bir çift kemik olan parietal kemik kafa boşluğunun yan bölümlerinde;  temporal kemik ise parietal, sphenoid ve oksipital kemiklerin arasında yer alır. Genellikle yassı kemiklerden oluşur. Doğum sırasında ince, yumuşak ve birbiri ile kaynaşmış durumdadır. Doğumdan sonraki iki yıl içinde sertleşir. Baş iskeletinde genelde oynar eklem bulunmaz fakat alt çene kemiği şakak kemiğine oynar eklemle bağlıdır.  

    Hiyoid kemik; Alt çenenin alt arkasında bulunan ve dilin kafatasına sabitlenmesini sağlayan kemiktir. Başka herhangi bir kemikle eklem yapmaz. U harfi şeklindedir. Üzerine yapışan kaslar ile dilin hareketini sağlar. 

    Omurga kemikleri; 33 adet omur kemiği ile 24 adet diskten oluşur, yaklaşık 72-75 cm uzunluğuna sahiptir. Merkezi sinir sistemi yapısına ev sahipliği eder. Yenidoğanda iç bükey yapıya sahipken yaş ilerledikçe ''S'' şeklini alır.  Erişkinlerde bulunan bu fizyolojik eğriliklere lordoz ve kifoz denilir. Lordoz bebeğin başını dik tutmaya başlaması ile oluşmaya başlarken, Kifoz bebeğin ayağa kalkması ve yürümeye başlaması ile oluşur. 

    Thorax kemikleri; Göğüs kafesi kemikleri olarak da bilinir. Solunum sırasında göğüs kafesinin kolayca boyut değiştirmesine olanak sağlayan eklem ve kıkırdaklardan oluşur. Göğüs kemikleri, yanlarda yer alan 12 çift kaburga ve bunları birbirine bağlayan 12 adet göğüs omurundan oluşur. 
    ]]>
    İskelet Kası https://www.iskelet.gen.tr/iskelet-kasi.html Thu, 24 Nov 2016 15:08:55 +0000 İskelet kası, kasın tamamı ve kası oluşturan fasiküller ile kas fibrilleri (hücreleri)  fasya adı verilen bir bağ dokusu ile örtülüdür. Fasiküller kas hücreleri demetidir. Kas çok sayıda fasikülün bir araya gelmesi ile me İskelet kası, kasın tamamı ve kası oluşturan fasiküller ile kas fibrilleri (hücreleri)  fasya adı verilen bir bağ dokusu ile örtülüdür. Fasiküller kas hücreleri demetidir. Kas çok sayıda fasikülün bir araya gelmesi ile meydana gelir. Kas fibrilleri ise fasikülü meydana getirir ve kasın gerçek hücreleridir. Kas hücreleri sarkolemma adı verilen hücre zarı ile korunur. Kas hücrelerinin içerisinde sarkoplazma bulunur. Sarkoplazma içerisinde bulunan yapılar ile enerji yapımında rol alır.

    İskelet kaslarını çizgili görünüm veren aktin ve miyozin filamentlerinin diziliş şeklidir. Sarkomer üzerinde, aktin filamentlerinin bulunduğu bölge I bandı,  aktin ve miyozin filamentlerinin birlikte yer aldığı kısımlar A bandı adını alır. Yalnızca miyozinden oluşan kısıma H bölgesi denir. I bandının ortasında ise dikey olarak uzanan Z çizgisi bulunur. İki Z çizgisi arasında kalan bölgeye sarkormer adı verilir. Sarkormer kas kasılmasın fonkskyonunu sağlar.

    Fasyanın katmanları nelerdir

    Epimisyum, kas yüzeyini oluşturan yapıdır. Uç kısımlara doğru daralarak tendon denilen yapıyı oluşturur.
    Perimisyum, kas fibrillerini fasikülleri ayırır.
    Endomisyum, tek bir kas hücresinin etrafını saran yapıdır.
    İskelet kası yetişkin bir birey de vücut ağırlığının yüzde 40'ını oluşturur. Bu yapı çocuklarda ise vücut ağırlığının yüzde 50'sini oluşturmaktadır. Iskelet kası içeriğinde yüzde 20 protein, yüzde 75 ve yüzde 5 organik ve inorganik bileşiklerden oluşur.

    İskelet kası fonksiyonları nelerdir
    • Solunum
    • Yutkunma
    • Hareket
    • Korunma
    • Mekanik iş
    • Vücut pozisyonu
    • Isı ortaya çıkması
    İskelet kası ile diğer kasların ortak özelliği
    • Uyarılabilme
    • Kasılabilme
    • İletilebilme
    • Elastik olmak
    • Vizkozite
    ]]>
    Kollar Ve Bacaklar https://www.iskelet.gen.tr/kollar-ve-bacaklar.html Thu, 24 Nov 2016 15:03:17 +0000 Kollar ve bacaklar gövde iskeletine bağlanan vücut uzantılarıdır. Kürek kemiği kemerine bağlı olan kollar birbirine eklemler ile birleşik üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Bunlar anatomide kol olarak adlandırılan üstkol, Kollar ve bacaklar gövde iskeletine bağlanan vücut uzantılarıdır. Kürek kemiği kemerine bağlı olan kollar birbirine eklemler ile birleşik üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Bunlar anatomide kol olarak adlandırılan üstkol, altkol ve eldir. Kalça kemikleri ile eklemleşen bacaklar da uyluk, bacak ve ayak olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Kolun iskeletini yapan kemikler ise üstkolda humeros (üstkol kemiği); önkolda radyus (döner kemik); ulna (dirsek kemiği); elde karp (el bileği kemiği); metakarp (ayaktarağı) ve parmak kemikleridir. Bacağın iskeleti ise uylukta femur (uyluk kemiği); bacakta tibia (kaval kemiği); fibula (kamış kemiği); ayakta tars (ayak bileği kemiği); metatars (ayak tarağı) ve parmak kemiklerinden oluşmaktadır. Bir kol veya bacağın hareketleri, gövdedeki organlarının gövdeye en yakın bölümündeki kemiğe yapışan istemli kaslar ile gerçekleştirilmektedir.

    Kollar ve bacakların görevleri nelerdir

    İnsan vücudunda iki kol iki bacak bulunmaktadır. İnsanın en önemli organı olan kollar ile bacaklar vücuttaki işlevi ve görevleri bakımından büyük bir rol üstlenmişlerdir. Bacaklar hareket etmek (yürümek, koşmak), kollar ise araçları tutma ve kullanma işlevini görürler. Her kol ve bacağın ucunda beş adet parmak bulunmaktadır. El parmakları özellikle iyi gelişmiştir ve karışık işleri yapabilecek niteliktedirler. Kol ve bacak kemiklerine, kol ve havsala kuşaklarına bağlı bulunan sayısız kas demeti kollar ve bacaklar organların oynak olmasını sağlamaktadır. Göğüs ve havsala kuşakları sırt ile kollar ve bacaklar arasında bir bağlantı oluşturmakta bu sayede kol ve bacak kemikleri hem birbirine hem de göğüs ve havsala kuşaklarına oynak eklemler sayesinde bağlanmaktadır. El ve kolların benzersiz şekilde oynak organlar olmasının sebebi, en başta gözler ve göz ile beraber beyin işlevlerinin son derece gelişmiş olmasıdır.

    Kollar ve bacakların işlevleri,

    Kollar ve bacakların farklı işlevleri olmasına karşın temel yapıları aynıdır. Kemikler hareket edebilecek şekilde birbirlerine  bağlı bulunmaktadır ve eklem kapsülleri ile bağlar ise eklemleri birbirine birleştirmektedir. Kolun eklemleri bacağın eklemlerine göre daha oynaktır. Kas demetleri kol ve bacak kemikleri ile göğüs ve kuşaklarına kirişler ile bağlı bulunmaktadır. Kaslar genellikle birbirine karşıt olarak hareket eden çiftler halinde bulunmaktadırlar. Kaslardan biri, bir tarafa doğru yönelirken yani bükülme hareketini gerçekleştirirken diğeri ters tarafa yönelerek açma hareketini gerçekleştirmektedir. Büyük atarlar kaslara kan taşımaktadır. Kan damarlarda karmaşık bir şekilde yayılarak dokulardaki kılcal damarlarda son bulmaktadırlar. Kan toplardamarlarla geri dönmekte, gereksiz doku sıvısı ise lenf damarları aracılığıyla süzülmektedir. Lenf damarlarının içinde enfeksiyonları önlemek amaçlı süzgeç görevi gören lenf bezleri bulunmaktadır. Deride dokunma ve acı duyuları için belirsiz sayıda duyu organı bulunmaktadır. Kollar ve bacaklarda bulunan özel duyu hücreleri ise duruş duyusunu sağlamaktadır. Kollar ve bacaklar ile deriden gelmekte olan işaretler sinir demetleri aracılığı ile merkez sinir sistemine iletilmektedir. Motor sinirler yani hareketi sağlayan sinirler omurilikten kas demetlerine giderek kasları harekete geçirmektedir. El ve ayak bileği birbirine bağ dokusu ile bağlı yedi adet küçük kemikten oluşmaktadır. Ayak bileği, özellikle topuk ve aşık kemikleri son derece gelişmiş kemiklerdir. Ayak bileğinden sonra hareketsiz kemik olarak da bilinen ayak tarağı gelmektedir ve ayak tarağı eklemleri nedeni ile hareket etmekte olan ayak parmağı kemiklerine bağlı bulunmaktadır. Ayak ve el başparmaklarında iki adet, diğer parmaklarda ise üçer adet parmak kemiği bulunmaktadır. Parmak kemiklerinin eklemleri ise sadece bükme hareketlerine olanak sağlamaktadır. Fakat ek başparmağı ile el tarağı arasındaki eklem çok daha fazla hareket yeteneği sağlamaktadır. Bu nedenle bir şey tutak için başparmak diğer tüm par]]> Sarı Kemik İliği https://www.iskelet.gen.tr/sari-kemik-iligi.html Thu, 24 Nov 2016 15:01:07 +0000 Sarı kemik iliği, Akyuvarlar, alyuvarlar su ve yağdan meydana gelmektedir.  İnsan bedeninde bulunan kemiklerin boşluklarını dolduran oldukça yumuşak bir yapıda damardan daha zengin dokudur. İnsan bedeninde oldukça büyük b Sarı kemik iliği, Akyuvarlar, alyuvarlar su ve yağdan meydana gelmektedir.  İnsan bedeninde bulunan kemiklerin boşluklarını dolduran oldukça yumuşak bir yapıda damardan daha zengin dokudur. İnsan bedeninde oldukça büyük bir öneme sahip olan bu dokular hayat için gerekli olduğu kadar bedende bulunan organların ve yapının sağlıklı fonksiyon yapabilmesi için büyük bir öneme sahiptir. Yapılan incelemelere göre her iki iliğin de milyonlarca kılcal damara sahip olduğu saptanmıştır. İnsan vücudunda sarı ve kırmızı kemik iliğinin dağılımı yarı yarıyadır. Son derece önemli bir vazifesi bulunan kemik iliği, vücuttaki kan hücrelerinin yapımını sağlamaktadır. Bu denli önemli olan bu doku, her hangi bir sebepten dolayı işlevini yitirdiğinde ve özelliğini kaybettiğinde ölümcül hastalıklar meydana çıkabilmektedir. Bunların başında da lösemi hastalığı gelmektedir. Hastalığın tedavisi için de kemik iliği nakli gerekmektedir.

    Sarı kemik iliğinin yapısı:

    Sarı kemik iliğinin büyük ölçüde yağ hücrelerinden oluşur. Yağ hücrelerinin renginden ötürü bu ismi alır. Yeni doğanlarda kemik iliğinin hepsi kırmızı kemik iliğiyken, büyümeyle birlikte, zaman içerisinde yerini sarı kemik iliğine bırakmaya başlar. Sarı kemik iliği, ağır kanamalar veya hipoksi durumunda, aktif olarak kan hücresi üretme yeteneği de olan kırmızı kemik iliğine dönüşebilir. Yani, bir manada, kırmızı kemik iliğine yedeklik görevi görür. Bu kemik iliği hipoksi durumunda, aktif olarak kan hücresi üretme yeteneğine sahip olan kırmızı kemik iliğine dönüşebilir. Ciddi kan kaybı durumunda vücut sarı iliği kırmızıya dönüştürerek kan üretimini hızlandırır.
    Yetişkinlerde ortalama 2,6 kg kemik iliği olur, bunun yarısı kırmızıdır. Kırmızı ilik başlıca yassı kemiklerde ve uzun kemiklerden olan  humerusun proksimal ve femur ucundaki süngerimsi kısımda bulunur. Sarı ilik uzun kemiklerin orta kısmındaki boşlukta bulunur.

    Mikroskop altında inceleme yapıldığında ilik içinde ve çevresindeki hücreler ayırt edilebilmektedir. Hücrelerin başında gelen eritroblastlardır. Bu hücreler çeşitli merhalelerden geçerek çekirdeklerini kaybetmesi neticesinde alyuvar olarak görevlerini devam ettirmektedirler. Çok çekirdekli büyük hücre olan megakaryositler ise kanda ortaya çıkan trombositlerin yapımında görevlidirler. Son zamanlarda uzmanların çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan durum ise insan vücudunda bulunan bütün kemik iliklerinin bir ana hücreden ortaya çıktığı uzmanlar tarafından tespit edilmiştir.
    ]]> Sert Doku https://www.iskelet.gen.tr/sert-doku.html Thu, 24 Nov 2016 15:00:11 +0000 Sert Doku; Gergin görünümlü esnek dokulara sahip, sitoplazma içermeyen, primer ya da seconder hücre duvarına sahip, kalın çeperli ve genellikle ölü destek dokulara sahip dokular sert doku olarak adlandırılmaktadır. Bitkilerden in Sert Doku; Gergin görünümlü esnek dokulara sahip, sitoplazma içermeyen, primer ya da seconder hücre duvarına sahip, kalın çeperli ve genellikle ölü destek dokulara sahip dokular sert doku olarak adlandırılmaktadır. Bitkilerden insanlara kadar pek çok canlı sert doku içerir. İnsanlarda vücudu oluşturan dokular arasında en sert olanı kemik dokudur. Kalsiyum deposu olarak da kullanılırlar. Yüzde 30 oranında organik madde, yüzde 25 oranında su ve geri kalan yüzde 45'lik kısmında mineral barındırırlar. İskeletin büyük bir kısmını sert doku oluşturur. Uzun kemiklerin gövdesinde, kısa ve yassı kemiklerin ise dış kısımlarında yer alır.   

    Sert Dokunun Fonksiyonları

    Vücut yapısı için destek dokulardır. Beyin, ciğerler ve benzeri organları için koruma sağlarlar. kemik doku gibi sert dokuların kemik iliği boşluklarında kan hücrelerinin üretimi sağlanır. Kemiğe direnç ve şekil kazandırır. Bitkilerde tohumların dış kabuklarında yer alarak tohumun korunmasını sağlar. 

    İnsan Vücudunda Yer Alan Sert Doku Türleri
    • Primer kemik doku; Hücre yoğunluğu açısından en zengin sert doku türüdür. Doğumdan önce, döl yatağı içindeyken gelişimi başlar. Kemikleşme hangi türde olursa olsun ilk oluşan kemik doku primer kemik dokudur. Osteositler, doku içerisinde düzensiz şekilde dağılmış olarak bulunurlar. Temel madde yeterince sertleşmemiştir. Genel olarak kalıcı olmaz, zaman içinde yerini olgunlaşmış sert dokuya bırakır. Set doku primer kemik dokuda aktif yapıdadır ve dolayısıyla sürekli kendini yeniler.Bu yenilenme mekanik, kimyasal ve hormonal koşullarla da yakından ilgilidir. Yetişkin bir insanda, kafatası yassı kemiklerinin eklem yerlerinde, diş alveollerinde ve tendon kemiklerin giriş yerlerinde bulunur. 
    • Seconder kemik doku; Yetişkin bireyin iskelet yapısında daha çok görülen ve olgunlaşmış kabul edilen kemik türüdür. Primer kemik dokuda gelişigüzel ve düzensiz olarak bulanan osteositler seconder kemik dokuda komşu lamellerin arasında sıkışmış olarak bulunurlar. Osteosit sayısı, primer kemik dokuda yer alan osteosit sayısından azdır. Lakunalardan her yöne ince kanalcıklar çıkar ve bu kanalcıklar birleşerek bir sistem oluştururlar. Kompakt ve süngerimsi sert dokular oluştururlar. Bütün kemiklerin dış yüzleri kompakt sert dokudan oluşur.   Kısa ve uzun kemiklerin iç kısımları ile yassı kemiklerin iç yüzleri süngerimsi sert dokudan oluşmaktadır. Kompakt sert dokular çıplak gözle incelendiğinde homojen bir yapı olarak görülür fakat mikroskop altında incelendiğinde ince kanalların varlığı (havers ve walkman kanalları) fark edilebilir. Bu kanallar kan ve sinir damarlarını barındırır. Yeni olgunlaşan seconder kemik dokular vücudun kalsiyum regülasyonunda aktif görev yapar.  
    ]]>
    Kalça Kemiği Ağrısı https://www.iskelet.gen.tr/kalca-kemigi-agrisi.html Thu, 24 Nov 2016 14:53:41 +0000 Kalça Kemiği Ağrısı: Vücudumuz ile bacaklarımızın birleştiği yer kalçamızdır. Vücudumuzun en büyük eklemidir. Kalçamız vücudumuzun dengesini sağlar, vücudumuzun bacaklarımıza uyguladığı kuvveti dengeler ve hare Kalça Kemiği Ağrısı: Vücudumuz ile bacaklarımızın birleştiği yer kalçamızdır. Vücudumuzun en büyük eklemidir. Kalçamız vücudumuzun dengesini sağlar, vücudumuzun bacaklarımıza uyguladığı kuvveti dengeler ve hareket etmede yardımcı olur. Kalça kemiği ağrısı bizi zor duruma sokabilir. Günlük yaşamımızı etkiler. Kalça kemiği ağrısı genellikle kalçanın zorlanması sonucu meydana gelir. Aşırı çalışma, dengesiz bir şekilde yük taşıma ve spor faaliyetleri sonucunda oluşabilir. Kalçalarımız da bulunan sinirlerin kalça kaslarına baskı yapmasıda kalça kemiği ağrısı meydana getirir. İltihaplı eklem hastalıkları da kalça kemiği ağrısına neden olabilmektedir. Bu durumda oluşan kalça kemiği ağrısı ciddileşir ve tedavi edilmesi zor olur. Metabolizmal atıkların kalçada birikmesi, kemik hastalıkları ve dengesiz, ani hareketler sonucu iltihaplı kalça ağrısı oluşur.

    Kalça Kemiği Ağrısını Nedenleri: 

    Kalça kemiği bir çok hareket, esneme ve gerilme yaptığından eklemlerin arasında bulunan kıkırdak zaman içerisinde yıpranır. Bu yıpranma kalça kemiği ağrısı nedenlerinin başında gelir. Yıpranan kıkırdak uzun zaman koşma ve oluşan baskılara karşı eklemleri yeterince koruyamaz, kalça kemiği ağrısı oluşur. Yaşlılıkta kalça kemiği ağrısı nedenlerinden biridir. İnsanların yaşlarının ilerlemesi ile kemiklerin birbirlerine sürtünmesi ile eklemlerde ağrılar meydana gelir. Kalça kemiklerimizin içerisine az da olsa sıvı salgılanır. Bu sıvı kalça kemiklerimizin hareket etmesini sağlar. Salgılanan bu sıvının çok olması kalça kemiği ağrısına neden olur. Kalça kemiğinde oluşan bir iltihaplanma eklemler için yeterice boş alan bırakmaması kalça kemiği ağrısına neden olur. Artritte kalça kemiği ağrısı nedenlerindendir, kalça kemiği ve uyluk kemiğini bir arada tutan kıkırdağa etki eder. İnsanların düşme sonucu kalça kemiği ağrısı meydana gelir. Kan dolaşımının kalçaya sağladığı desteğin zarar görmesi kalça kemiği ağrısına neden olur.

    Kalça Kemiği Ağrısı Tedavisi Nedir: 

    Kalça kemiği tedavisi ilaç tedavisi, egzersiz ve ameliyatlar olarak üç çeşittir. İltihabı hafifletici ve iltihap söktürücü ilaçlar kullanılır. Kalça kemiği ağrısını tedavisi için krem türü ilaçlarda vardır. Doktor tarafında iltihaplı yere kortikosteroit enjeksiyonu yapılarak da tedavi edilir. Egzersizlerde kalça kemiği ağrısını tedavi eder. Egzersizlerde kasların kuvvetlendirilmesi ve hareketlerin devamlılığı sağlanmalıdır. Kalça kemiğini saran eklemleri, kasları ve tendonları gerdirmek kalça kemiği ağrılarını tedavi eder. Kalça kemiği ağrısı ameliyat ile de tedavi edilir. Kalçadaki ağrıya göre tedaviler total eklem protez, kalça yüzeyi değiştirme, artroskopi ve osteotomi olarak vardır. Kalça kemiği ağrısına uygun olan ameliyat yöntemi kullanılır.

    İyi Günler.

    ]]>
    Clavicula https://www.iskelet.gen.tr/clavicula.html Thu, 24 Nov 2016 14:31:32 +0000 Clavicula, (Köprücük kemiği) İnsan vücut anatomisinde kürek kemiği arasında yer alan ve iskelet yapısında köprü görevi yapan kemiktir. Clavicula (köprücük kemiği) normal yetişkin bir insan da ortalama olarak 15 cm uzunluğ Clavicula, (Köprücük kemiği) İnsan vücut anatomisinde kürek kemiği arasında yer alan ve iskelet yapısında köprü görevi yapan kemiktir. Clavicula (köprücük kemiği) normal yetişkin bir insan da ortalama olarak 15 cm uzunluğunda bulunur. Kişiden kişiye değişen bu uzun kemik 16 ile 18 cm arasında olmaktadır. İskelet yapısının kemik çeşitleri arasında uzun kemikler sınıfına giren clavicula vücut iskelet yapısında sağ omuz ve sol omuz olarak iki adet bulunan kemiktir. Bu clavicula (köprücük kemiği)nin hemen devamında ise kaburgalar başlamaktadır.

    Clavicula Kemiğinin Tanımı,

    Clavicula iskelet yapımızda omuz başlangıcı ve göğüs kemiğinin üst uç kısmında bulunan uzun kemiktir. Öyle ki deri üzerinden gözle görülebilmektedir. İskelet yapısında clavicula (köprücük kemiği) omuz eklemimizi oluşturan üç ana kemik bölümünden bir tanesidir. Bir takım aksilikler sonucunda clavicula kemiğinde yaşanacak sıkıntılar örneğin kırılmalar veya çıkıklar oluşması son derece tehlikeli bir hal alması olasıdır. Bunun nedenleri olarak sakatlığın yaşandığı clavicula bölgesinde kol kısmında çok kuvvetli şekilde ağrılar oluşturur. Ayrıca clavicula bölgesinde şişlikler meydan gelir ve kişinin hareket kabiliyeti kısıtlanarak dayanılmaz bir durum oluşur. Bu tür clavicula köprücük kemiği kırıkları veya sorunlarında ilk öncelikle her iki omuz başlarından simit sargı denilen yöntemle omuzlar sarılmalıdır. Çünkü clavicula (köprücük kemiği) omuz ile kaburga kafesini sabit tutmaya yarayan bir kemiktir. Edinilen bilgiye göre clavicula (köprücük kemiği) insan iskelet yapısında en çok kırılan ve çok çabuk kırılan kemiklerden ilk sırada gelen kemik olarak bilinir.

    Clavicula (köprücük kemiği) Kırığı Nasıl oluşur

    Bilindiği üzere insan iskelet yapısında clavicula kemiği çok hassas bir kemik olarak bilinir. Clavicula kemğinin kırılması sonucunda sekiz bağ denilen bandajlama yöntemi ile sabitlenmesi gereken ve kaynaması için uzun süre beklenme süresi olan çok hassas bir kemiktir. Clavicula kemiğinin kırılması durumunda kişinin normal günlük ihtiyaçlarını görmesi bile çok zor  bir durum oluşturur. Clavicula kemiği kırıkları genellikle trafik kazaları ve omuz üzerine düşmelerde çok görülmektedir. Clavicula kemiği kırılması özellikle sporcular ve çocuk gruplarında çok daha fazla yaşanan bir durumdur. Clavicula kemiği kırıkları çok azda olsa doğum sırasında dünyaya gelen bebeklerde de görülmektedir. Omuz bölgesine alınan sert bir darbeye bağlı olarak kırılan clavicula kemiğinin yapı bütünlüğü bozularak kişinin omuz bölgesinde düşme görülür ve omuz ön kısma doğru eğilir. Clavicula kemiğinin kırıldığı bazı durumlarda ise kemik ucu deriden çıktığı bile görülmektedir.

    Clavicula (köprücük kemiği) Kırık Tedavisi
    Clavbicula (köprücük kemiği) Kırıklarında tedavi yöntemi olarak ilk öncelikle hastanın sinirleri veya damarları kontrol edilerek bu yerlerde her hangi bir zedelenme olup olmadığı araştırılmalıdır. Eğer sinirlerde ve ya damarlarda bir zedelenme söz konusu ise uzman doktorlar tarafından acilen ameliyata alınmalıdır. Fakat clavicula kemiğinin kırılması durumu genellikle cerrahi operasyon gerektirmeyen yöntemler ile sekiz bandaj denilen tedavi yöntemi ile başarılmaktadır. Çünkü kırılan clavicula kemiği çok çabuk kaynadığından yapılan sekiz bandaj yöntemi ile sonuca ulaşılmaktadır. Şayet ameliyat gerektiren durum ise sekiz bandaj yöntemi ile clavicula kemiğinin kaynamadığı durumda cerrahi operasyon kaçınılmaz olmaktadır. Sekiz bandaj yöntemi ile kol sabitlenerek kolun hareket etmesi engellenerek tedavi uygulanır. Son olarak clavicula kemiğinin kırılan bölgesinde uzun süreli şişlikler görülmesi de normal bir durum olarak bilinmelidir.
    ]]>
    Zıt Kaslar https://www.iskelet.gen.tr/zit-kaslar.html Thu, 24 Nov 2016 14:28:54 +0000 Zıt kaslar; Kaslar, iskelet sistemini saran, vücuda esas şeklini veren ve eklemlerle birlikte çalışarak hareketi sağlayan yapılardır. Kasılıp gevşiyebilen aktin ve miyozin adlı motor proteinler ve lif demetlerinden oluşurlar. İn Zıt kaslar; Kaslar, iskelet sistemini saran, vücuda esas şeklini veren ve eklemlerle birlikte çalışarak hareketi sağlayan yapılardır. Kasılıp gevşiyebilen aktin ve miyozin adlı motor proteinler ve lif demetlerinden oluşurlar. İnsan vücudunda bulundukları bölgelerdeki görevlerine göre, büyüklükleri ve şekilleri değişen 600 kas bulunur. Bu kas dokular uyaranlara tepki verme, uyaranları iletebilme, kasılabilme, uzayabilme, sertleşme, kalınlaşabilme ve esneyebilme özelliklerine sahiptir. Zıt kaslar ise hareket esnasında birbirlerinin aksi yönde hareket eder, biri kasılırken öbürü gevşeyen çift kas sistemine sahiptir. Antagonist kaslar olarak da isimlendirilir. Yaklaşık kullanım, şekil ve büyüklüğüne göre değişen 215 çift zıt kas bulunur. Bunlardan en bilinenleri kol ve bacak kasları,  sırt ve karın kasları, diz, dirsek, omuz ve parmak eklemleri üzerindeki kaslardır. 

    Zıt kaslar ne işe yarar;  

    Zıt kaslar açıcı ve bükücü kaslar olarak görev yapar. Normal şartlarda kasılan bir kasın tek başına tekrar normale dönmesi mümkün değildir. Zıt kaslar bu noktada devreye girer ve karşıt hareketi sağlar. Yani zıt kaslar olmasaydı avucumuzu sıktığımız zaman bir daha açmamız mümkün olmaz, bir adım attığımız zaman diğer ayağımızı yerinden oynatamaz ve kaskatı şekilde kalırdık. Zıt kaslar sayesinde kol ve bacaklarda bükülme ve gerilmeler ardışık olarak tekrarlanabiliyor, bir kas aktifleştiğinde diğer kas geri çekiliyor ve böylelikle hareketlerde devamlılığı sağlıyor.. 

    Zıt kasların özellikleri nelerdir;

    Birbirlerinin aksi yönde hareket ederler. Çift kas sisteminde sahiptir. Bu kaslardan biri gerildiğinde öbürü gevşer. Çizgili kaslardan oluşur. Her koordineli hareket asıl hareketi yapan agonist kasların kuvvet uygulamasına ve bu harekete karşı koyan antagonist kasların gevşemesine bağlıdır. Kol ve bacak kaslarındaki zıt kaslar benzer lif bileşimine sahiptir. Zıt kas liflerinin çapı cinsiyete göre değişir. 

    Zıt kaslar nasıl çalışır

    Kasın birincil fonksiyonu olan kısalması ''konsentrik'' harekettir. Bazı durumlarda zıt kaslar uzunlukları değişmeden hareket ederler, kaslarda uzama ya da kısalma olmadan gerçekleşen statik kuvvet delişimi ''izometrik'' harekettir. İzometrik hareket dirsek bükülü iken ya da bir şeyi sabit tutmaya çalışırken ortaya çıkan zıt kas fonksiyonudur.  Kaslar hareket ederken uzadığında buna ''eksenterik'' hareket denir. Dirseğin düz bir durumda iken bir ağırlığı aşağı indirmesi sırasında kaslar ''eksenterik'' harekette bulunur. Dirseğin bükülmesi sırasında agonist kasılır, antogonist gevşer. 
    ]]>
    Kısa Kemikler https://www.iskelet.gen.tr/kisa-kemikler.html Thu, 24 Nov 2016 14:25:22 +0000 Kısa kemikler; Boyu ve eni birbirine yakın olan kemiklerdir. Kemiğin dış yüzeyinde kemik zarı olarak adlandırılan ince bir zar bulunur. Sinovyal zar olarak adlandırılan bu yapı gevşek ve serbest durur.  Süngerimsi yapıda olan Kısa kemikler; Boyu ve eni birbirine yakın olan kemiklerdir. Kemiğin dış yüzeyinde kemik zarı olarak adlandırılan ince bir zar bulunur. Sinovyal zar olarak adlandırılan bu yapı gevşek ve serbest durur.  Süngerimsi yapıda olan kısa kemiklerde kemik kanalı ve sarı ilik bulunmaz fakat kırmızı kemik iliğine rastlanabilir. 

    Kısa kemikler hangileridir;

     Karpal (el bileği) ve tarsal (ayak bileği) kemikler iskelet sistemi içinde yer alan kısa kemiklerdir. 

    Karpal bölge kemikleri

    Ön kol ile el arasında bulunan, birbiri üzerine sarılarak şekil verilebilir bir menteşe oluşturan, el bileği üzerindeki çift sıra kısa kemiklerdir. Bükme, germe, orta hatta yaklaştırma, orta hattan uzaklaştırma gibi hareketleri yapmaya yardımcı olurlar. BU kemikler hem birbiri ile, hem döner kemik ile hem de el tırnağı kemikleri ile eklemlenmiş olarak bulunur. Hareket yeteneği 3 boyutlu düzlemde oldukça rahattır.  Bu bölgede 2 sıra üzerine dizilmiş 8 tane kısa kemik bulunur. Bunlar; 
    • Os scaphoideum; El bileğini oluşturan kemiklerin 1. sırasında yer alan kısa, sandalsı kemik.
    • Os lunatum; El bileğini oluşturan kemiklerin 1. sırasındaki yarım ay şeklindeki kısa kemik.  
    • Os triquetrum; El bileğini oluşturan kemiklerin 1. sırasında yer alan üç köşeli, piramite benzeyen kısa kemik. 
    • Os pisiforme; El bileğini oluşturan kemiklerin 1. sırasında yer alan küçük nohutsu kemik. 
    • Os trapezium; El bileğini oluşturan kemiklerin 2. sırasında ve en dışta bulunan ilk kemik.
    • Os trapezoideum; El bileğini oluşturan kemiklerin 2. sırasında yer alan 2. yamuksu kısa kemik. 
    • Os hamatum; El bileğinin 2. sırasını oluşturan çengel şeklindeki küçük kemik. 
    • Os capitatum; El bileğini oluşturan kemiklerin en alt sırasında baş şeklinde çıkıntı gösteren 3. kısa kemik. 
    Tarsal bölge kemikleri; Ayak bileğinin yapısına katılan kemiklerdir. Bacak ile ayak tarak kemikleri arasında yer alır. Bu bölgede 7 kısa kemik bulunur. Bunlar; 
    • Calcaneus; Ayak bilek kemiklerinin en büyüğüdür, önde küboid kemik ile eklem yapar. Topuk kemiği olarak da adlandırılan kısa kemiktir. 
    • Talus; Ayak bileği kemiklerinin en üstte bulunan kemiğidir. Topuk kemiği Calceneus ile eklem yapar. Aşık kemiği olarak da adlandırılan kısa kemiktir.
    • Os naviculare; Ayak bileğindeki kayık şeklindeki kısa kemik. Kayık kemik olarak da isimlendirilir.  
    • Os cuboideum; Ayak bileğindeki küboid kemik. Zar kemik olarak da isimlendirilir.  
    • Os cuneiforme mediale; Ayak bileğindeki kama şeklindeki kısa kemiklerden birincisidir. Ayağın transvers arkının oluşumuna katılırlar. 
    • Os cuneiforme intermedium; Ayak bileğindeki kama şeklindeki kısa kemiklerden ikincisidir. 
    • Os cuneiforme laterale;  Ayak bileğindeki kama şeklindeki kısa kemiklerden üçüncüsüdür. 
    ]]>
    Lif Nedir https://www.iskelet.gen.tr/lif-nedir.html Thu, 24 Nov 2016 13:58:18 +0000 Lif Nedir, Lifler meyve ile sebzelerin vücut tarafından sindirilemeyen emilen yeridir. Lifler oldukça geniş bir kimyasal etkiye sahip olmaktadır. Lifler temel olarak şu  içerisinde çözünür ve çözünmez şeklinde tam ik
    Lif Nedir, Lifler meyve ile sebzelerin vücut tarafından sindirilemeyen emilen yeridir. Lifler oldukça geniş bir kimyasal etkiye sahip olmaktadır. Lifler temel olarak şu  içerisinde çözünür ve çözünmez şeklinde tam iki gruba ayrılır. Bu her iki grubu da bitkiler içinde yer alır. Sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Lifler bu ikinci yönleri ile kişiye uzun müddet tokluk hissi verir. Su içinde çözülemeyen lif aynı sünger gibidir. Kendisinden çok daha fazla suyu çekmektedir. Lif bağırsakta şişer ve hacim kazanmaktadır. Su içinde çözülemeyen lif en çok meyve ile hububat su içinde çözünen lif ise daha çok yulaf, sebze, tohumda, meyve ve esmer pirinçte bulunur. Su içinde çözünen lif vücut için  gerekli olan faydalı kimyasalların yok olmasına engel olur. Su içinde çözünmeyen lifler ise kabızlığı engellemek için en ideal olanıdır. Vücudun günlük lif ihtiyacı tam 20-25 gram kadardır. Vücudun bu ihtiyacını karşılamak için gün içerisinde kuru baklagillerden, meyve, kepekli ürünler ve sebzeden en az 3-4 porsiyon yenilmesi gerekir. Meyve, tahıl ve sebzeden doğal olarak bulunan lifler bağırsakta faydalı olan bakterileri uyarır ve prebiyotik etki sağlamaktır. Az et ve lifli besin diyetini uygulamakta olan kişiler de ise kolon kanserine yakalanma riskini düşürmektedir. Lifli yiyecekler kolesterol oranını düşürür iken kalp rahatsızlıkları riskinide azaltmaktadır. Vücutta bulunan şeker oranını dengelediğinden dolayı lif şeker hastası olan kişiler içinde son derece faydalı olmaktadır. Sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemesinde lifler oldukça önemli rol oynamaktadır. Lifli besinler sağlıklı bir diyet için vazgeçilmezdir. Lif bakımından çok zengin yiyecekler ile tam olarak tanımlanan tahıllar tokluk hissini oldu artırır. Bu biçimde kilo almanızı engeller. 

    Vücuda oldukça faydalı olan liften yararlanmak için
    • Lifli yiyeceklerden yeterli faydayı alabilmek için bol, bol sıvı tüketin.
    • Meyvenin suyunu içmek yerine bütün bir biçimde yiyin.
    • Çeşit bakımından çok zengin beslenin. Özellikle de kepek en iyi lif kaynağıdır. 
    • Mideniz kazındığında abur cubur yemek yerine çiğ sebze yiyin.
    • Sofralarınızdan kepekli yiyecekler eksik etmeyin.
    • Bol, bol sebze ile meyve yiyin. Bu tür besinleri havuç, elma ve patates vesaire kabukları ile yemeye özen gösterin.








    ]]>
    İskelet Kaç Kemikten Oluşur https://www.iskelet.gen.tr/iskelet-kac-kemikten-olusur.html Thu, 24 Nov 2016 13:53:58 +0000 İskelet Kaç Kemikten Oluşur: İnsan vücudunda bulunan kemikler, orta kulakta yer alan en ufak kemikçiklerden bacaklardaki uzun ve büyük kemiklere değin değişen büyüklüktedir. Kimi kemikler uzun ve yuvarlak bazıları i İskelet Kaç Kemikten Oluşur: İnsan vücudunda bulunan kemikler, orta kulakta yer alan en ufak kemikçiklerden bacaklardaki uzun ve büyük kemiklere değin değişen büyüklüktedir. Kimi kemikler uzun ve yuvarlak bazıları ise yassıdır.  Bu kemikler; büyüklük şekil ve görevleri bakımından önemli farklılıklar gösterir. Peki, bu duruma göre iskelet kaç kemikten oluşur. İnsan vücudunda yer alan iskelet 206 kemikten oluşur. Şayet kaynaşarak tek bir yapı meydana getiren kemikler ayrı olarak sayılırsa bu sayı artacaktır.

    İnsanların çoğu vücuttaki kemiklerin dinamik olmayan ve katı bir doku kütlesinden ibaret olduğunu düşünür, ancak vücudun en dinamik neredeyse hemen her gün farklı etkilere göre vücudun hareketine göre biçimlenen bir sistemini kemikler oluşturur. İnsandaki iskelet sistemi canlı dokudur. Kan damarları ve sinirlerle desteklenen ve gelişip büyüyen kalınlaşıp, incelen bir yapıdır. Kendisini onarır, yeniler, gördüğü işlere göre biçim alır. Olumsuz davranışlar kısa zamanda kemiklerin hatalı gelişmesine neden olabilir.


    Yenidoğan İskeleti Kemik Sayısı:

    Yenidoğan bir bebeğin vücudundaki kemik sayısı 300′den daha fazladır. Ancak bebek zamanla gelişip büyüdükçe kıkırdak dokular birleşir ve tek kemik halinde bütünleşir, bu durumda kemik sayısı 206’ ya kadar düşer.


    Kemiklerin İskeleti Oluşturması:  

    İnsan vücudunda bulunan, baş, gövde, kollar, kalça ve bacaklar uzuvlara uygun kemik parçalarının bir araya gelmesiyle, İskelet sistemini oluşturur. Kol ve bacak iskeletini oluşturan kemiklere uzun kemikler,  el, ayak, bilek, parmak ve omurga kemiklerine ise kısa kemikler denir. Yassı kemikler de kürek, kaburga ve kafa iskeletinde bulunan kemiklerdir.


    Kemik Türleri:

    İskeleti oluşturan 206 kemik toplam 4 grup halinde incelenir. Bu gruplar sırasıyla; baş kemikleri, omurga kemikleri, göğüs kemikleri, alt ve üst taraf kemikleridir.

    ]]>
    Boyun Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/boyun-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 18:30:23 +0000 Boyun kemiği, insan vücudunun en önemli parçalarından birisidir. Baş, boyun  ile vücut arasındaki bağlantıyı gerçekleştirmektedir. Genel açıdan bakıldığı zaman kafanın dik bir şekilde durmasını destekleyip ve denge Boyun kemiği, insan vücudunun en önemli parçalarından birisidir. Baş, boyun  ile vücut arasındaki bağlantıyı gerçekleştirmektedir. Genel açıdan bakıldığı zaman kafanın dik bir şekilde durmasını destekleyip ve dengeli pozisyonda olmasını sağlamaktadır. Boyun kemiği vücuttaki kemikle orantılıdır. 

    Boyun kemiği görevleri

    Baş bölümünün birçok yöne rahatça hareketlerini koordine etmesini sağlar. Bazı kaslar sayesinde kafadaki tüm yükü kaldırmaktadır. Bu görevinde zorluk çekmektedir. Tabi bu göreviyle vücudun direncine bağlı olarak kafanın havada kalmasını ve çevreden gelen bütün baskılara karşı konumunu bozmamasına yardımcı oluyor. 

    Boyun kemiği yapısı

    Boyun kemiği 7 adet boyun omurundan oluşuyor. Omurlardan en üstteki ikisi kafatası kemiğine tutunmasını sağlar. Omurların aralarında diskler bulunmaktadır. Diskler omurların birbirlerine sürtünmesini önleyen jöle şeklinde yastıklardır. Üzerlerine düşen yükü ise dengeli şekilde alt seviyelere kadar iletirler. Omurlar ve diskler birbirlerine tutunurlar. Bu olay kaslara kuvvet verip ve esneklik kazandırıyor. Boyun omurgasının içerisinde omurilik ve sinirler bulunur. Buradaki omuriliğin kalınlığı 2 cm kadardır. Beyinden aldığı bütün emirleri vücuda iletmektedir. Boyundan iletilen omur ilikten çıkan sinirler yardımıyla kol ve ellerin hissini, kuvvet ve hareketini sağlamaktadır. Dengeli bir boyun sağlıklı demektir. Bu denge için ise boyun omurgası kendiliğinden doğal bir eğim yapısına sahiptir. Ağrısız bir boyun için eğimin korunması çok önem taşır. Bu eğimde bozulmalar ortaya çıkarsa boyun dejenerasyonuda bozulduğu için kol ve boyun ağrısı artmaktadır. 

    Boyun kemiği sorunları

    Günümüzde boyun kemiği ile ilgi  birçok sağlık problemi söz konusudur. Çoğu zaman yanlış oturma ve aşırı bilgisayar kullanımından kaynaklanıyor olabilir. Teknolojik alet ve yanlış oturma sebebiyle  zamanla boyunda sıkıntılara sebep olur. Bununla beraber boyun kemiğinin ve yapısı sahip olduğu anatomik şekli zamanla değişiklik göstermesine sebebiyet verir. Bu da boyun fıtığının oluşmasına davetliye çıkarıyor. Bu bozulan boyun yapısı başka örnekler ise zorlamalar, darbeler, adale spazmları, kazalara bağlı olarak oluşan kalıntılar, psikojenik  faktörlere neden olabilir. Bu durumun yaşanmamasını için öncelikli olarak doğru oturma şekli öğrenilmeli ve uygulanması gerekir. Kullanılan teknolojik aletleri daha az kullanmaya itina gösterilmelidir. Boyun ağrılarının önüne önlemek için bir yöntemde ortopedik yastık kullanılmalıdır. Bu yastıkları birçok yerlerde bulunabilir. Ortopedik yastığı kişinin isteğine uygun şekilde ve yükseklikte seçilmelidir. Doktorun önereceği uygun boyun için egzersizler uygulanmalıdır. Boyun kemiğinde en önemli ve en dikkat edilmesi gereken nokta boyun çıtlatmasıdır. Çıtlatma ileri dönemlerde kireçlenme, kemiğin kırılması ve benzeri ciddi problemlerle karşılaşılabilir. Bu problemleri yaşamamak için alanında uzman doktor tarafından boyun masajları tavsiye ediliyor. En önemlisi boyun kemiğinin ağrılarını uzman doktor tarafından hangi sebepten dolayı kaynaklandığı araştırılması gerekir.

    ]]>
    Kafatasının Görevleri https://www.iskelet.gen.tr/kafatasinin-gorevleri.html Wed, 23 Nov 2016 18:28:22 +0000 Kafatasının görevleri, beyni çevreleyen ve son derece güçlü bir yapıya sahip olan, koruma gücüne sahip olan kemikten bir zırhtır. 8 ayrı kemiğin birleşmesi sonucunda oluşmuş bir yapıya sahiptir ve kafatasının k Kafatasının görevleri, beyni çevreleyen ve son derece güçlü bir yapıya sahip olan, koruma gücüne sahip olan kemikten bir zırhtır. 8 ayrı kemiğin birleşmesi sonucunda oluşmuş bir yapıya sahiptir ve kafatasının kemik yapısı kendine özgü bir şekilde olmaktadır. Tüm kemiklerin birleşme yerlerinde girintili ve çıkıntılı yerlerin olduğu görülmektedir. Bunun sebebi ise kafatası kemiklerinin birleşim noktalarının birbirine geçebilecek bir bir şekilde tasarlanmış olmasından dolayıdır. Yetişkin bir insan da bulunan kafatası oldukça sert ve dayanıklı bir yapıya sahip olmaktadır. Ancak yeni doğmuş bebekler için bu durum tam aksine dayanıksız ve yumuşak bir yapısı olduğu görülmektedir. Yeni doğmuş bebekler de kafatası henüz kemik halini almamış yumuşak bir yapıya sahiptir ve ayrıca 8 ayrı kemiğin birleşmesi de tam olarak yerli yerine oturmamıştır. Bu durum her ne kadar tehlikeli ve dezavantaj bir durum olarak görünse bile aslında bebeğin doğum anında hayatını kurtarıcı bir özelliktir. Çünkü eğer bebeğin kafatası yapısı tam olarak kemikten sert bir yapıya sahip olsaydı ve arada herhangi bir boşluk bulunmasaydı doğum anı sırasında bebeğin kafatası ezilme yaşayabilir hem anne hemde bebek tehlikeli bir durum ile karşılaşabilirdi. İşte bu durumdan bebeklerin kafatası kemiklerini oluşturan kıkırdak ve yumuşak bir yapıya sahip olan kemikler esneklik kazanarak eğilme ve bükülme gibi olayları rahat yaparlar. Ayrıca bebeklerin kafatasının tam olarak birleşmemiş olması ve arada boşluk bulunması da bebekleri kurtarıcı bir özelliğe sahip olmasında etkilidir. Kafatası kemikleri sıkışma ve esneme gibi durumlara sahip olduğu için boşluk bu şekilde dolarak sağlıklı bir şekilde doğmasını sağlar. İşte bu durumların yaşanması kafatasının görevlerinin bulunduğunun göstergesidir.

    Kafatasının görevleri nelerdir,

    • Vücutta beyin ve beyincik gibi kısımların korunmasında oldukça etken bir kalkan görevi bulunmaktadır,
    • Başın şeklini belirler ve içinde bulunan organları koruma da etkili bir rol oynar,
    • Göz, kulak ve burun gibi duyu organlarının yerleştiği sert bir yapı ile koruma da yardımcıdır,
    • Kafatasında bulunan yassı kemikler birbirine oynamaz eklemler ile bağlanmıştır ve sadece çene yapısında oynar eklem bulunmaktadır.
    • Kafatası oldukça sert bir yapıya sahip olduğu için karşıdan gelen darbe ve benzeri durumlardan beyin ve beyincik kemiğini koruma da etken bir rol oynar,

    Görüldüğü üzere kafatası yapısı ve özellikleri ile insan için önemli bir yere sahiptir. Yeni doğan bebekler için ayrı yetişkin insanlar için ayrı görev ve sorumlulukları bulunmaktadır.

    ]]>
    Kas Sistemi https://www.iskelet.gen.tr/kas-sistemi.html Wed, 23 Nov 2016 18:27:18 +0000 Kas Sistemi, Kas sistemi toplam vücut ağırlığının yaklaşık yarısını kas dokusu oluşturmaktadır. İskeletin üzerini sararak vücudun esas şeklini veren ve eklemlerle birlikte hareketi sağlayan yapılara kas denilmektedir. Kas Sistemi, Kas sistemi toplam vücut ağırlığının yaklaşık yarısını kas dokusu oluşturmaktadır. İskeletin üzerini sararak vücudun esas şeklini veren ve eklemlerle birlikte hareketi sağlayan yapılara kas denilmektedir. Kaslar, kasılıp gevşeyebilen liflerden oluşan yapılardan meydana gelmektedir. İnsanlarda yaptıkları işe göre büyüklüğü ve şekli değişen 600’den fazla kas bulunmaktadır. Kas dokusunda tepki verebilme, her hangi bir tepki iletebilme, vücutta kasılabilme, vücuttaki gelişimler zaman içerisinde uzayabilme ve esneyebilme gibi yeteneklere sahiptirler.

    Kas Sistemi Ve Fonksiyonları

    Kaslar, çeşitli organların veya vücudun tamamının hareketini sağlamaktadır. Duruş ve hareketten sorumlu olan iskeletin üzerindeki kaslar, kemiklere bağlıdır ve eklemlerin etrafında toplanan kaslar birbirlerine zıt yönlerde hareket etmektedirler. Vücutta madde taşınmasını sağlamaktadır. Kalp kası, kan basıncını ayarlar ve kanı tüm vücuda pompalama işlemini yapmaktadır. Düz kaslar, sindirim, boşaltım ve üreme sistemlerinin hareketini sağlamaktadır. İskelet kas lenf akımına yardımcı olmaktadır. Kemiklerin etrafında bulunan iskelet kasları hareketle beraber, vücut şeklinin oluşmasını sağlamaktadır. Kaslar ısı üretiminde görev almaktadır. İskelet kası bir iş yaptığı zaman aynı zaman da ısı üretmektedir. Vücut ısısının yaklaşık %85’i kas kon traksiyonundan meydana gelmektedir.

    Kasların Yapısı

    Kaslar kas teli denilen çok sayıda ince kas lifinden oluşmaktadır. Kas liflerinin membranına sarkolemma,  sitoplazmasına ise sarkoplazma denilmektedir. Kas hücrelerinde enerji ihtiyacı fazla olduğu için sitoplazmada kasılmayı sağlayan çok sayıda mitokondri bulunmaktadır. Kasların yapısında aktin ve miyozin denilen miyofilamentler bulunmaktadır. Miyozin filamenti yaklaşık 200 miyozin molekülünden oluşmaktadır. Miyozin başı kas kasılmaları sırasında önemli görevlere sahiptir. Miyozin başı ATPaz işlevine sahiptir. Aktin ise proteinlerden oluşmaktadır. Kaslar kemiklere kirişlerle bağlanmaktadır. Kiriş; kırmızı kasların ucunda bulunan beyaz renkli, sağlam ve kası kemiğe bağlayan kısımdan oluşmaktadır.

    Kas Tipleri

    Omurgalardaki kas sisteminde iskelet kasları, düz kaslar ve kalp kası olarak üç ana tip kası bulunmaktadır.

    İskelet Kasları (Çizgili Kaslar, İstemli Kaslar)

    Vücuttaki iskelet etrafında bulunan, hareketi sağlayan ve istemli olarak hareket ettirilen kaslardan oluşmaktadır. Bu kaslar, tüm kas boyunca uzayan çok sayıda liften oluşmaktadır. Bu lifler de miyofibrillerden meydana gelmektedir. Her miyofibrilde ise yanyana uzayan aktin ve miyozin filamentleri bulunmaktadır. Bu filamentler, dizilişlerinden dolayı bir koyu bir açık bölge oluşturarak miyofibrilin enine çizgili görünmesini sağlamaktadır. Yüz ve mimik kasları, gövdede bulunan kol kasları, kaburgalar arası kaslar, kol ve bacak kasları isteğe bağlı olarak hareket ettirilen kaslardan oluşmaktadır.  

    ]]>
    Eklem Kıkırdağı https://www.iskelet.gen.tr/eklem-kikirdagi.html Wed, 23 Nov 2016 18:26:38 +0000 Eklem Kıkırdağı, Eklem vücudun hareket eden herhangi iki kemik arasında bulunan çeşitli bağlarla veya içindeki sıvıyla bedene hareket kabiliyetini veren yapıdır. Eklemler, iskelet sistemi ve kemiklerle beraber fonksiyon ka Eklem Kıkırdağı, Eklem vücudun hareket eden herhangi iki kemik arasında bulunan çeşitli bağlarla veya içindeki sıvıyla bedene hareket kabiliyetini veren yapıdır. Eklemler, iskelet sistemi ve kemiklerle beraber fonksiyon kazanırlar. Bir canlının neredeyse yaşam boyunca hareket ettiği düşünülürse, eklemlerin hayatın sürekliliği için ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Eklemlerde ortaya çıkacak herhangi bir hasar, ilgili bölümün hareket kabiliyetini kısıtlayacak buda canlıda ciddi fiziksel fonksiyon bozukluğu oluşturacaktır.

    Eklem kıkırdağı yapısı: Kıkırdak kemiğe göre az sert; buna karşılık oldukça esnek bir yapıya sahiptir. Kan damarı taşımaz, hücreler ve dokular arası sızıntılar ile beslenir. Bazı organlarda da kemik görevini yapan beyaz bir dokudur. Eklemlerin üzerini kaplayan kıkırdak göze-arası boşluklarda  bulunan liflerin yapılarına göre çeşitli tiplere ayrılır. Bu tipler elastik kıkırdak, telli kıkırdak, saydam kıkırdak, gibi sayılabilir. Kireçlenme ve kemikleşmeye yönelik büyük bir eğilimi vardır.  

    Eklem kıkırdağı sorunları: Eklem kıkırdağı, ömür boyunca eklemde yük taşıyacak ve ağrısız hareketi sağlayacak biçimde tasarlanmış çok özel yapıdır. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçlarının yüzeylerini kaplayarak yastık görevi görmektedir. Eklem kıkırdağı çeşitli  sebeplerle hasar görebilir. Yıllar içinde eskiyerek önce yumuşar sonra saçaklanarak dökülür neticede de kemik ortaya çıkar. Halk arasında kireçlenme olarak bilinen bu durumu osteoartrit (dejeneratif artrit) ya da artroz adı verilir ve yaşlılıkla birlikte meydana gelen aşınma ve eskime neticesidir. Oluşan bu yaygın deformenin geriye dönüşü yoktur. Bu durumda önce ilaç daha sonra ise cerrahi tedaviler gerektirmektedir. Dejeneratif eklem rahatsızlığı osteoartrit için günümüzde bilinen ve kıkırdağın yenilenmesi için bir tedavi yöntemi yoktur. Buna karşın genç bireylerde, özellikle spor sırasında ortaya çıkan darbeler bağlı eklem kıkırdağında bölgesel hasarlar meydana gelebilir.

    Eklem kıkırdak sorunları genç yaşlardan itibaren ortopedi polikliniklerinin sık görülen hastalık grubunu oluşturuyor. Diz önü ağrısı, kısmi kıkırdak kaybı, eklem kıkırdağı hasarı ile yaşa bağlı kireçlenme en sık görülen eklem problemlerini oluşturuyor. Eklem sorunları yol açtığı şiddetli ağrı ve hareket kabiliyetini kısıtlaması gibi problemler nedeniyle hastanın yasam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor. Neyse ki günümüzün tedavi yöntemleri sayesinde hastaların kaliteli bir yaşam sürmeleri sağlanabiliyor.

    Tedavi yöntemleri:
    • Besin katkı maddeleri hareket kabiliyetini artırıyor.
    • Plazma tedavisi ağrı ve şişme ataklarını azaltıyor.
    • Kıkırdak hücresi kültürü uygulaması genç hastalarda Orijinal kıkırdak sağlıyor.
    • Artroplasti ile eklemler yenileniyor.
    ]]>
    Çizgili Kas https://www.iskelet.gen.tr/cizgili-kas.html Wed, 23 Nov 2016 18:26:01 +0000 Çizgili kas, vücutta isteğe bağlı hareket ettirilebilen; hızlı çalışan ve çabuk yorulan kas şeklinde de tabir edilen kaslardır. Çizgili kasları meydana getiren çizgili kas hücreleri ise miyozin ve aktin proteinlerinden oluşma Çizgili kas, vücutta isteğe bağlı hareket ettirilebilen; hızlı çalışan ve çabuk yorulan kas şeklinde de tabir edilen kaslardır. Çizgili kasları meydana getiren çizgili kas hücreleri ise miyozin ve aktin proteinlerinden oluşmaktadır. Hücreler Sarkolemma ismi verilen hücre zarı ile kaplıdır. Kırmızı kas hücresi de denen çizgili kas hücreleri ayrıca konnektif bir doku türü olan Endomisyum ile çevrilidir. Lifler, bir araya gelerek lif demetlerini meydana getirirler. Lif demetleri ise farklı bir konnektif doku olan Permisyum ile kaplıdır. Lif demetlerinin bir araya gelmesiyle oluşan kas da yine diğer bir konnektif doku ile; Epimisyumla sarmalanmıştır. Tüm vücut kaslarını saran konnektif dokunun adı ise Fascia'dır. 

    Kas hücrelerinin içeriğinde sarkoplazma mevcuttur. Sarkoplazma içerisinde de asılı halde duran 100'lerce Myofibril bulunur. Miyofibriller, protein yapısında yer alan ince ve kalın myofilamentlerden meydana gelmektedir. Bu miyofibrillerin ince olanlarını ağırlıklı olarak Aktin, kalın olanlarını ise Myozin molekülleri oluşturmaktadır. İskelet kaslarının çizgili bir görüntüye sahip olmasını sağlayan detay aktin ve miyozin filamentlerinin diziliş biçimidir. 

    Çizgili Kasların Özellikleri: 
    • Çizgili kas hücreleri, uzun ve silindir biçiminde olan kas hücreleridir.
    • Bir kas teli boyunca birden fazla çekirdek yer alır.
    • Kas hücrelerinin sınırları net değildir ve sitoplazma bölünmesine rastlanmaz.
    • Beynin kontrolü dahilinde istek üzerine çalışırlar.
    • Düz kaslarla karşılaştırıldığında daha hızlı kasılırlar.
    • Eklem bacaklılardaki kaslar bu tipteki kaslardan oluşur.
    Çizgili Kasların Çalışma Biçimi:

    Çizgili kasların kasılması, aktin ve miyozin filamentlerinin birbiri ile iç içe geçmesinden meydana gelir. Bir çizgili kas demetini oluşturan pek çok farklı iplik bulunmaktadır. Bunlardan açık renkli olanlar aktin iplikleri olup, I bandı ismini almaktadır. Koyu renkli olanlar ise Myozinden oluşur ve A bandı ismi ile tanımlanır. I bandının ortasındaki birleşim kısımlarına Z çizgisi denmektedir. İki Z çizgisi arasında yer alan kısma Sarkomer adı verilir ve kasılmanın birimi olarak kabul görür. A bandının ortasındaki açık görünen kısma da H bandı denilmektedir. 
     
    Kasılma esnasında A bandının boyunda herhangi bir değişiklik olmazken I bandı kısalır ve H bandı görünmez hale gelir. 2 Z çizgisinin birbirine yaklaşması ile kasın boyu daha kısa bir hal alır. Gevşeme sonrasında da kas eski haline döner. 

    Çizgili Kasın Adım Adım Çalışma Süreçleri İse; 
     
    Çizgili Kasın Kasılma Evreleri:

    Bir çizgili kasın kasılma ve gevşeme aşamasında 3 farklı evreye rastlanır.
    • Bekleme Evresi : Gelen uyarının uygulanması ve kasılmanın başlaması arasında gerçekleşen kısımdır. Yaklaşık 0,01 saniye gibi oldukça kısa bir süredir. 
    • Kasılma Evresi : Kasılmanın başladığı zaman ile gevşemenin başladığı zaman içinde geçen aşamadır.
    • Gevşeme Evresi : Kasın gevşeyerek eski haline dönmesidir. Yaklaşık 0,05 saniye gibi bir süreye sahiptir.
    Fizyolojik Tetanos:

    Eğer kasa ardı ardına uyarı verilirse kas gevşemeye zaman bulamaz, kasılı bir şekilde kalır. Bu duruma fizyolojik tetanos adı verilmektedir.
     
    Kasılmanın Kimyasal Detayları:

    Kasların kasılabilmesi için gereken enerji öncelikle ATP’den sağlanmaktadır. Ardından sırasıyla, kreatin fosfat, glikoz ve glikojenden yararlanılır. 

    Kaslarda kasılma esnasında bazı maddelerin miktarı azalırken bazılarının miktarında artış gözlemlenir. ATP, Kreatin Fosfat, Glikoz, Oksijen, Glikojen azalırken ATP+P, İnorganik fosfat, Laktik Asit, ısı ve Kreatin artar. 

    Kasların kasılması sinirler aracılığıyla verilen emirler sayesinde gerçekle]]> Kalça https://www.iskelet.gen.tr/kalca.html Wed, 23 Nov 2016 18:25:18 +0000 Kalça, top şeklinde yuva eklemidir. Uyluk kemiği başıyla leğen kemiğindeki yuva arasında olan uyumlu mekaniği ve sabitliği olarak mükemmel bir eklemdir. Omuz ekleminde benzeyen tarzında sadece kalçada daaha dar olan veya labrum a Kalça, top şeklinde yuva eklemidir. Uyluk kemiği başıyla leğen kemiğindeki yuva arasında olan uyumlu mekaniği ve sabitliği olarak mükemmel bir eklemdir. Omuz ekleminde benzeyen tarzında sadece kalçada daaha dar olan veya labrum adı verilen halka biçiminde esnek kıkırdak bu yuvanın sınırların çevreler. Vücuttaki diğer eklemlerin aksine olarak sabitlikte ana unsur bağlar değil, kalça ekleminin ta kendisidir. Eklemi üzerinde kas güçlerinin dengeli şekilde dağılımı, kalın eklem kapsülü ile kapsülün üstündeki bağlarda sabitliği destek olmaktadır. Leğen kemiği ile uyluk kemiğinin birleştiği yerin oynak yeri kalça eklemidir. İnsanlarda kalça ağrısı en çok rastlanan problemler arasındadır. Nedenleri farklı olan kalça ağrısı her yaştan kişileri etkileyebilir. Ağrı çoğu zaman hastalar tarafından kafalarda oluşan ağrı şeklinde olarak ifade edilir. Fakat kalça eklemindeki ağrı uyluğun ön tarafında ve kasıkta dizlerde bile hissedilebilir.

    Her yaş grubundaki darbe, yaralanma, hastalık gibi faktörler farklı şekillerde olmaktadır. Kalça eklemi ise gövdenin kendine gönderdiği yukarı ve aşağı kuvvetleri dengeleme özelliğine sahip olan vücuttaki tek eklemdir. Ayrıca omurga ile beraber vücudun ağırlığının dağılmasından kalça ekleminin katkısı büyüktür. Yürüme sırasında vücut ağırlığı iki kalça eklemi arasında eşit mesafede dağılır. Kalça gövde ile alt ekstremite arasındaki yüklerin dağılımı görevinin yanında alt karın boşluğu ile pelviste olan organların korunmasında da etkili bir görev üstlenmektedir.
    Top yuva eklemi olan kalça, femurun başıyla asetabulum ile oluşmaktadır. Vücuttaki en kuvvetli eklemlerden bir biridir. Eklem içini döşeyen fibrokartilajinöz yapıda olan glenoid labrum ekleme destek olmaktadır. Asetebılar bir boşluğun alt orta bölümünde sınırlanmış yağlar yastığı mevcuttur. Kalça eklemindeki kapsülde kalın fibroz yapıda olur. Eklem kapsülü asetabulum, labrum ile transvers ligamana yapışık şeklindedir. Kapsülün iç yüzeyinde sinovyal membran döşelidir.

    Kalça ekleminin çevresinde farklı bursalar bulunmaktadır. İçlerinde en önemli olanları ise, trokanterik bursa, ilipektienal veya iliopsoas bursa ile iskiogluteal bursadır. Gluteal kasların yapışma yerindeki trokanterik bursa, 3 bursadan oluşmuştur. İskiogluteal bursa, iskial tuberesitas üzerindedir. Gluteus maksimus kasının kemiğin üstünde daha rahat hareket etmesine yardımcı olmaktadır.

    Kalça hareketleri epeyce kuvvetli kaslar tarafından sağlanmaktadır. Kalçanın hareket açıklığı normalde pozisyona göre değişkenlik göstermektedir. Diz eklemi fleksiyonda olduğunda kalça eklemi sadece 110-125 dereceye kadar fleksiyon yapmaktadır. Diz eklemi ekstansiyon halinde olduğundan 90 derecelik fileksiyon yapar. Kalça ekleminin innervasyonu obturator ve femoral sinirler tarafından sağlanır. Kan dolaşımı ise retiküler arterler tarafından sağlanmaktadır.

    Kalça görevleri
    • Omurga ile bacaklar arasında köprü görevi kurmak
    • Üreme sistemine ait içinde bulunan organları korumak.
    • Omurgadan gelen hareket istemlerini bacaklara iletmek.
    • Oturma, çömelme ve kalkma gibi hareketleri sağlamak.
    • İçinde barındırdığı organları korumak.
    Kalça kemiği hastalıkları nelerdir
    • Doğumsal bozukluklar: Doğuştan kalça kemiği çıkığı ve yapısal kemik deformeleridir. Şiddetli ağrıya sebep olmaktadır.
    • Kalça kemiği kireçlenmesi: Yaşlanma ile beraber  ortaya çıkan bu hastalık 55-60 yaş üstü kişilerin yaklaşık %5'inde görülmektedir. İlk belirtisi akut ağrılardır. Günlük hayatı epeyce etkileyen bir hastalık türüdür. Koltuk değneği veya baston kullanmayı gerektirir. Çünkü bunlar kalça kemiğinin yükünü azaltarak ağrıyı hafiflemektedir. Genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Hastalarda diz çekme, çömelme ve ayakta kalma gibi olan hareketler şiddetli ağrılara sebep olmaktadır. Ağrılar kalça kemiğinin ardından kaskları ve bacaklara vurabilir.
    • Kanser: Kalça kemiğinde ortaya çıkan şiddetli ağrılar ve ödem ile kendini göstermektedir. Kalça kemiği]]> Protez https://www.iskelet.gen.tr/protez.html Wed, 23 Nov 2016 18:22:28 +0000 Protez Nedir; Protezler, eksik dişlerin yerine yerleştirilen ve ağıza takılıp çıkarılabilen dişlerdir. Proteze alışmak zaman almakla ve asla doğal dişler gibi olmamakla birlikte günümüzde yapılan protezler, eskil Protez Nedir; Protezler, eksik dişlerin yerine yerleştirilen ve ağıza takılıp çıkarılabilen dişlerdir. Proteze alışmak zaman almakla ve asla doğal dişler gibi olmamakla birlikte günümüzde yapılan protezler, eskilere oranla daha doğal görünümlü ve daha kullanışlı olmaktadır.  tam ve bölümlü olmak üzere iki tür protez bulunmaktadır. Diş hekimi, değiştirilmesi gereken diş sayısına ve maliyete göre kişi için en iyi protez tipinin seçimini yardımcı olabilmektedir.

      Protezin Fonksiyonu Nedir

      Tam protezlerde, diş eti üzerine yerleştirilecek dişeti renginde akrilik taban kullanılmaktadır. Üst protezin tabanı damağın üst tarafını kaplarken, alt protez ise dilinizi kolay oynatabilmeniz için at nalı şeklinde olmaktadır. Protezler, ağızdan alınan modele göre diş laboratuvarlarında hazırlanmaktadır.

      Geleneksel Tam Protez

      Geleneksel tam protez, tam dişsizlik durumlarında veya ağızda kalan tüm dişler çekildikten ve dokular iyileştikten sonra ağza yerleştirilmelidir. İyileşme aylar sürebileceğinden, bu süre zarfında ağızda hiç diş olmaz.

      Geçici Tam Protez

      Geçici tam protez, ağızda kalan dişler çekildikten hemen sonra takılmalıdır. Geçici protez, dişsiz kalmaktan daha iyi bir çözüm gibi görünmüş olsada, takılmasını takiben birkaç ay sonra tekrar düzeltilmesi gerekmektedir. Bunun nedeni, dişleri destekleyen kemiğin iyileşme durumunda  yeniden şekil alması ve protezin ağızda gevşemesine neden olmasından kaynaklanmaktadır.

      Bölümlü Protez

      Bölümlü proteze takılan metal bir tırnak ile doğal dişlere yerleştirilir. Bazı doğal dişlerin üzerine kuronlar yerleştirilerek, protez sabitlenir. Bölümlü protezler, takılıp çıkarılabilme özelliklerinden dolayı köprülere alternatif olarak kullanılmalıdır.

      Protezlere Alışılması Ne Kadar Sürer

      Yeni protezler ilk birkaç hafta hatta birkaç ay garip veya rahatsız edici gelebilmektedir. Yemek yerken ve konuşmak için protezlere biraz çalışmak gerekmektedir. Dolgunluk veya gevşeklik hissi olması normaldir. Yanaklardaki kasları ve diliniz protezi yerine tutmayı öğrenmeye çalışmalıdır. Aşırı tükürük akışı, dilin yeterli boşluk bulmama hissi ve meydana gelen hafif tahrişler ya da ağrı normal olarak oluşmaktadır. Rahatsızlık hissedildiğinde anladığınız zaman kontrol için diş hekimine gidilmesi gerekmektedir.

      Protez Ne Kadar Süre Kullanılabilir

      Zamanla, protez yıpranabilmektedir ve bu nedenle düzeltilmesi, yeniden yapılması veya yeniden yerine oturulması gerekmektedir.  Protezin yeniden oturtma, mevcut protez dişleri dururken tabanını yeniden yapmak anlamına gelmektedir. Ayrıca yaşlandıkça, ağız doğal olarak değişime uğrayabilmektedir. Bu değişiklikler protezin gevşemesine yol açacak, çiğnemeyi güçlendirecek ve dişler tahriş olabilmektedir. En azından, diş muayenesi için yılda bir kere diş doktoruna görünülmesi gerekmektedir.  Sağlıklı günler dilerim.

      ]]>
      Göğüs Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/gogus-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 18:21:16 +0000 Göğüs kemiği, tıpta sternum olarak isimlendirilir. Göğüs kafesinin ön tarafında ve orta kısmında yerleşen yassı bir kemik olan göğüs kemiği, üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar sırayla manubrium sterni, sternum gövd Göğüs kemiği, tıpta sternum olarak isimlendirilir. Göğüs kafesinin ön tarafında ve orta kısmında yerleşen yassı bir kemik olan göğüs kemiği, üç bölümden oluşmaktadır. Bunlar sırayla manubrium sterni, sternum gövdesi ile ksifoid çıkıntı olarak adı verilir.  Manubrium sterni kısmının üst kenarında ise, jugular çentik yer almaktadır. Bu bölüm vücutta kolaylıkla görülebilir. Göğüs kemiğinde üst kenarın orta kısmında, boyunda küçük bir çukurcuk bulunur. Burası jugular çentiğe uymakta ve buna jugular çukur adı verilir.  Manubriumun üst iki yanında 2 çentik mevcuttur. Bunlar köprücük kemiği çentiği olarak adlandırılır. Burada köprücük kemiğinin iç yan ucu eklemleşmiştir. Alt kenarıyla manubrium sternum gövdesine bağlanır. Bunların arasında ise, açıklığı göğüs boşluğuna bakan açı bulunuyor. Buna göğüs kemiği açısı da denilmektedir. Bu açı göğüste ortada bir kabarıklık şeklinde hissediliyor. Bu kabarıklığın hizasında ikinci kaburganın kıkırdak ucu da göğüs kemiği ile de eklenmiştir.  Sternum gövdenin yan taraflarında kaburgaların kıkırdak uçları ile eklemleşen çentikler oluyor. Gövde alt kısımda ksifoid çıkıntı ile eklemleşiyor. Ksifoid çıkıntı ise, tepe kısmı aşağıya bakan üçgene benziyor. Burası göğüs kemiğinin alt ucundaki derinin altında kolayca hissedilir. Bunun tepesi kıkırdak yapıdadır.


    Göğüs kemiği rahatsızlıkları

    Göğüs kemiğinde yani halk arasında bilinen ismiyle adem tahtasında ağrı olduğunda, vücutta başka bölgelerde herhangi bir ağrı olmazsa, bu tietze sendromu olarak tanımlanan bir rahatsızlık türüdür. Aslında bu bir kostokondrit rahatsızlığıdır. Kaburgadaki kıkırdakları tutma özelliği vardır. Rahatsızlıkta bilhassa göğüs kafesi önünde ağrı, göğüs kemiği çevresinde bulunan dokularda şişme ortaya çıkabilir.
    Kaburgada olan iltihap ağrının oluşmasını tetikliyor. Göğüs kafesine alınan bir darbe iltihaba sebep açabileceği gibi, genellikle bunun nedeni pek bilinmiyor. Kaburga hareket ettirildikçe veya bu alana basınç uygulanmasıyla ağrı şiddetlenebilir. İlk aşamada ağrı ortaya çıktığında, hastalar kalp krizi şüphesi duymaktadırlar. Bu rahatsızlık acil bir durum olmasa da göğüste aniden şiddetli ağrı ortaya çıkarsa, hemen doktora gidilmesi tavsiye edilmektedir. Kaburgaların birleşim yerindeki şişme sebebiyle şişmeden meydana gelen hassasiyet temel belirtidir. Hastanın akciğer ve kalp hastalığı bakımından mutlaka röntgen, kan testleri gibi tetkikleri yapılması gerekir. Tedavi içinde uzman bir fizik tedavi doktoruna başvurmak gerekir. 
    ]]> Kemik Hücresi https://www.iskelet.gen.tr/kemik-hucresi.html Wed, 23 Nov 2016 17:46:09 +0000 Kemik hücresi, kemik iliğinin üretildiği veya kan hücrelerinin üretilmiş olduğu hücrelere denir. Kemik hücreleri dokulara oksijen taşımakta olan veya vücudun mikroplara karşı korunmasını sağlayan veya vücudun kanama o Kemik hücresi, kemik iliğinin üretildiği veya kan hücrelerinin üretilmiş olduğu hücrelere denir. Kemik hücreleri dokulara oksijen taşımakta olan veya vücudun mikroplara karşı korunmasını sağlayan veya vücudun kanama oluşmalarına karşı korunmasını sağlayabilen hücreleri oluşturmaktadır. Kemik hücreleri de bu bağlamda vücutta en önemli olan hücreler arasında ilk sırayı almaktadır veya bu hücrenin fonksiyonlarını yerine getirememesiyle birlikte kan hücrelerinde azalma olmasına bağlı olarak rahatsızlığı yaşayabilen kişiyi hayati tehlike yaşamasına bile sebebiyet verebilmektedir. Kemik hücreleri kişilerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri veya vücut hareketliliğinin düzenli şekilde olarak da sağlanabilmesi için vücutta bulunmakla olan hücrelerden de en önemlisi olarak bilinmektedir. Kemik hücresi kök hücrelere bağlı olarak meydana gelir veya kemik hücrelerinden herhangi bir kişinin hasar görmesi veya buna bağlı olarak da işlevselliğini kaybetmesiyle birlikte kök hücrelerden destek sağlanabilir yada ölü olan hücrelerin de yerine geçecek hücrelerin de tekrardan yenilenmesine olanak sağlamaktadırlar. Kemik hücresi kemik yapısının da sağlıklı olabilmesi için meydana gelebilecek ve sürekli bir şekilde sık sık olarak da kendini yenileyerek çoğalma sağlayan hücreler arasında belirtmektedir. Bu oluşumun da meydana gelebilmesi kişilerin hareket sisteminin gelişmesine ve hareket sisteminede yani kişilerin kemik sisteminde meydana gelen hasarların onarılmasına olanak sağlamaktadır.
    Kemik hücreleri yapıları bakımından da osteoblastlar, osteositler, osteoklastlar veya endosteal hücreler olarak ayrılmaktadır.

    Osteoblast kemik hücresi: 

    Kemik yapısının organik yapısının oluşturulmasında veya inorganik kemik yapısının da oluşturmasında faaliyet gösteren yada bu sayede hücrelerin sürekli bir şekilde olarak işlerlik kazanmasına sebep olan hücreler olarak faaliyetlerini yerine getirebilmektedir. Osteoblast kemik hücreleri kemik üzerinde epitel bir kaplama etkisi de oluşturarak yan yana sıralanmış olarak da tek dize bir hücre oluşumunu da meydana getirebilmektedir. Kemik kısmının da inaktif yüzeyleri sık şekilde olmayan bir hücre dizilimi meydana getirebilmektedir. Bu hücreler sürekli olarak da bekleme halindedir veya en ufak bir şekilde uyarılmada fonksiyonların yerine getirilebilmesi amacıyla harekete geçerler yada kemik üzerinde bir çatı oluşturarak kemik yüzeyinin korunmasını sağlamaktadır. Bu hücreler diğer hücrelerden de farklı olarak hücre yapılarıyla etkileşim gösterebilmekteler yada hafif olan bir kemik kırığının düzeltilmesi için bağ dokularına etki ederek kırıkların giderilmesi ve periosteumun kambiyum tabakasında farklılaşma oluşturarak kemik hücresi kırıklarının da giderilmesi  sağlamaktadır. Osteoblas hücreler protein sentezlemekle olan hücrelere göre de ince yapı oluşumlarını meydana getirmektedir. Bu sayede de matriks hücrelerin salgılanmasıyla olgun kemiklere temas eden yüzeyin sağlamlaştırılması sağlanmaktadır.

    Osteoklast kemik hücresi:  

    Büyük polikaryonik hücreler olarak da meydana gelebilmektedirler. Bu hücreler de yapılan itibarıyla 3-30 kadar çekirdek hücreler meydana gelebilmektedir Kemik yıkımının gerçekleşmesi için de  özel olarak meydana gelen hücreler arasında belirti göstermektedir.
    ]]>
    Kıkırdak Çeşitleri https://www.iskelet.gen.tr/kikirdak-cesitleri.html Wed, 23 Nov 2016 17:43:43 +0000 Kıkırdak Çeşitleri, Vücutta yarı taşıyıcı bir görev üstlenen kıkırdak, kemik dokudan daha yumuşak ve esnek olan bir bağ dokudur. Eklemlerde, omurlar arası disklerde, kulakta, boğazda, burunda ve göğüs kafesinde yer alırl Kıkırdak Çeşitleri, Vücutta yarı taşıyıcı bir görev üstlenen kıkırdak, kemik dokudan daha yumuşak ve esnek olan bir bağ dokudur. Eklemlerde, omurlar arası disklerde, kulakta, boğazda, burunda ve göğüs kafesinde yer alırlar. Bulundukları bölgedeki işlev ve yapılarına göre sınıflandırılırlar. Bilinen 3 farklı kıkırdak çeşidi bulunmaktadır. Bu kıkırdakların hiçbirinde damar yapı ve sinir bulunmaz. 

    Kıkırdak Çeşitleri Nelerdir

    Eklemlerde yer alan kıkırdak: Hiyalin kıkırdak olarak adlandırılır. Vücuttaki kıkırdakların çoğu bu türdedir. Işığı çok az geçiren saydam yapısı dolayısıyla hiyalin adını almıştır. Hareketli eklemlerde ve kemiklerin içinde kemikleşme merkezi olarak yer alır. Kuru ağırlığının yüzde 40'ını tip 2 kalojen oluşturur. İçerdiği kalojen sayesinde basınca en dayanıklı kıkırdak çeşidi olmuştur. Eklem dışında ergin bir insanın bronşlarında, solunum yolu çeperlerinde, burun ve gırtlağında yer alır. Mikroskobik inceleme sırasında bazı hücrelerin birbirinden ayrılmadığı, ikili üçlü gruplar halinde bulunduğu gözlenmiştir. Bu gruplaşmaya izogen adı verilir. Hücrelerinin kendini yenilemesi oldukça zordur. Yaş ilerledikçe hücre sayısı azalır.  Embriyo iskeleti hiyalin kıkırdaktan oluşur. Doğumdan ergenliğe kadarki süreçte bu kıkırdak yapılar kemikleşir. 

    Kulak kepçesinde yer alan kıkırdak: Elastik kıkırdak, Vücutta yer alan sarı kıkırdak türüdür. Hiyalin kıkırdak gibi kalojen olarak zengindir fakat matrise dağılmış elastik lifler içerir. Bu lifler sert olmasının yanı sıra kıkırdağın esnek bir yapıda olmasına zemin hazırlamıştır. Kulağın kepçe kısmında yer alır. Ayrıca yine hiyalin kıkırdak gibi gırtlak ve östaki borusu içinde yer alır, buradaki görevi kıkırdak boruların sürekli açık kalmasını sağlamaktır. 

    Kalça ve omurlarda yer alan kıkırdak: Fibröz kıkırdak, özel bir yapıya sahip olan kıkırdak türüdür. Sert destek gerektiren ve yüksek gerilime gerek duyulan bölgelerde yer alır. Karakter olarak hiyalin ve elastik kıkırdağın arasında yer alır. Hiyelin ve elastik kıkırdak gibi soluk borusu ve gırtlak gibi yumuşak bölgelerde oluşmaz. Kalça kemikleri, pelvis kemikleri yüzeyi, kemiklerin birleşme yerleri, omurların bağlantı yerleri gibi yerlerde oluşur. Hücrelerinin kendini yenilemesi çok zaman alır. Düzenli olarak egzersiz yapılmadığı ve hareketsiz bir yaşam sürüldüğünde sertleşerek işlevlerini kaybeder. Kireçlenme gibi rahatsızlıklar bu kıkırdak çeşidinde yaygın olarak görülür. Yaşlanma ile birlikte önce yumuşama sonra da saçaklanarak dökülme görülebilir. 




    ]]>
    Organeller https://www.iskelet.gen.tr/organeller.html Wed, 23 Nov 2016 17:37:24 +0000 Organeller, sitoplazmada yer alan ve hücre icerisinde solunum, beslenme, boşaltım gibi yaşamsal olayların gerçekleşmesini sağlayan yapılara organel adı verilir. Tüm organeller farklı tıp görevlere sahiptir. Hücre içeris Organeller, sitoplazmada yer alan ve hücre icerisinde solunum, beslenme, boşaltım gibi yaşamsal olayların gerçekleşmesini sağlayan yapılara organel adı verilir. Tüm organeller farklı tıp görevlere sahiptir. Hücre içerisinde bulunan bu organeller endoplazmik retikulum, sentrozom, lizozom, koful, mitekondri, golgi cisimciği ve plastidlerdir. Şimdi bu organellerin görevlerini inceleyelim.

    Organeller ve görevleri
    • Endoplazmik retikulum: Hücre zarı ile çekirdek zarının arasında bulunan bu organel, tek birim zardan ve kanalcıklardan meydana gelmiştir. Eğer bu zarlar üzerinde ribozom taşıyorsa granüllü, eğer ribozom taşımıyorsa granülsüz endoplazmik retikulum adını alır. Hücrenin temel iskeletini oluşturur. Golgi cisimciği, koful ve lizozom oluşumunda görev alır. Sahip olduğu kanallar sayesinde hücre içi madde iletimini sağlar. Bazı minerallerin depolanmasında görev alır. 
    • Sentrozomlar: İlkel bitki hücrelerinde ve hayvan hücrelerinde bulunmaktadır. İki sentriolden meydana gelen bu organel zarsızdır. Hücrede bölünme esnasında iğ ipliklerinin oluşmasında görev alır. Ayrıca sil ve kamçı oluşumunda etkilidir.
    • Lizozom: Endoplazmik retikulum veya golgi cisimciği gibi  organellerden köken alarak oluşur. Tek zarlıdır ve içerisinde hidroliz enzimlerini barındırır. Ölen veya yaralanan hücrelerin sindiriminde görev alır. Başkalaşımda etkili rol oynar. Otolizde de görev almaktadır.
    • Koful: İçerisinde öz suyu bulunduran ve golgi, endoplazmik retikulum veya hücre zarı gibi yapılardan meydana gelen tek zarlı organeldir. Atık maddelerin depolanmasında ve dışarı atılmasında görev alır. Tek hücreli suda yaşayan ökaryot yapıdaki canlılarda suyun dengesini sağlamak için özel vurgan kofullar bulunmaktadır. Bitki hücrelerinde yaşlandıkça büyüyen bu organel, hayvanlarda ise her zaman küçüktür.
    • Mitekondri: Çift zarlı olan bu organelin iç zarı girinti çıkıntı şeklindedir. Bu yapıya krista adı verilir. İçerisinde ki sıvıya ise matriks denir. Burada DNA ve RNA enzimleri bulunur. Sadece oksijenli solunum yapabilen ökaryot hücrelerde bulunur. Enerji üretiminde ve oksijenli solunumda görev alır.
    • Golgi cisimciği: Üst üste bulunan kanallar şeklinde oluşan Bu organel, tek katlı birim zardan meydana gelmiştir. Üzerinde ribozom bulunmaz. Hücre içerisinde salgı maddelerinin oluşumunda ve depolanmasında görev alır. Glikoprotein ve lipoprotein gibi maddelerin sentezini sağlar. Yağın depolanmasında görev alır. Lizozom ve koful oluşumunu sağlar.
    Plastidler: Bu organeller üçe ayrılır: Kloroplast, lökoplast ve kropmoplast.
    •  Kloroplast: Bitki hücrelerinde ve protistalarda bulunur. Çift katlı zar yapısına sahiptir ve içerisinde yeşil renkli pigmentler bulunur. Bitkinin ışık gören kısmında bulunurlar. En önemli görevi bitkilerde fotosentez gerçekleştirmektir. Nişasta sindirimini sağlar.
    • Kropmoplast: Çiçeklerde ve meyvelerde bulunabilir. Bitkiye sarı, kırmızı ve turuncu renklerin verilmesini sağlar.
    • Lökoplast: Yalnızca bitkilerde bulunan bu organeller renksiz plastid şeklindedir. Işık ile karşılaşmalarında kloroplasta dönüşebilirler. Nişasta, yağ ve protein gibi maddelerin depolanmasında görev alırlar.
    ]]>
    İskelet Ve Kas Sağlığı https://www.iskelet.gen.tr/iskelet-ve-kas-sagligi.html Wed, 23 Nov 2016 17:12:46 +0000 İskelet ve Kas Sağlığı; Hareket sistemimizin sağlığı için düzenli bir şekilde spor yapmamız ve düzenli beslenmemiz gerekmektedir. İskelet ve kas sağlığı, sağlıklı bir yaşam için oldukça önemlidir. Sağlığımız aç İskelet ve Kas Sağlığı; Hareket sistemimizin sağlığı için düzenli bir şekilde spor yapmamız ve düzenli beslenmemiz gerekmektedir. İskelet ve kas sağlığı, sağlıklı bir yaşam için oldukça önemlidir. Sağlığımız açısından önemli bir etken olduğundan, iskelet ve kas sağlığı açısından dikkat etmemiz gereken kimi durumlar vardır.

    İskelet ve Kas Sağlığı İçin Yapmamız Gerekenler
    • Hareketlerimizi biraz daha kontrollü olarak yapmalıyız.
    • Dengeli ve düzenli beslenmeliyiz.
    • Düzenli olarak spor yapmamız faydalı olacaktır.
    • Kemik gelişimimiz için güneşlenmemiz gereklidir.
    • Sürekli olarak dik oturmalı ve dik yürümemiz oldukça önemlidir. Aksi takdirde duruş bozuklukları iskelet ve kas saglığımızı bozulabilir.
    • Kazalardan korunmaya çalışmamız gerekmektedir.
    • Kas, iskelet ve eklemlerimizi spor yapmak geliştirdiğinden sporumuzu açık havada düzenli, yaşımıza ve vücudumuza uygun olarak yapmamız gerekmektedir.

    Beslenme;  İskelet ve kas sağlığımız için beslenmenin önemi oldukça yüksektir. Dengeli ve yeterli beslenmemiz önerilmektedir.

    Yeterli ve dengeli beslenmek için;

    • Proteinli besinlerle (balık ve yumurta vb.) beslenmeye özen göstermemiz gerekmektedir. En az iki öğün yiyeceklerimizde süt ve yoğurt kesinlikle olmalıdır. Sabahları süt içip, akşamları yoğurt yememiz fayda sağlayacaktır.
    • Çiğ veya pişmiş olarak bol bol sebze yemeğe özen göstermemiz oldukça faydalı olacaktır.
    • C ve D vitamini içeren yiyecekleri tüketmemiz önerilmektedir.
    • D vitamini eksikliği durumunda raşitizm denilen kemik hastalığı meydana gelmekte olup, bu hastalıkta kemiklerimiz sertliğini kaybederek eğilebilmektedirler. O bakımdan D vitamini içeren besinleri mutlaka tüketmemiz önerilir.
    İskelet ve Kas Sağlığı İçin Dikkat Etmemiz Gerekenler,

    Kazalar;
    İskelet ve Kas sistemimizin zarar görmesinde yaşamış olduğumuz kazalar oldukça etken faktörlerdir.

    Düşme ve çarpmalar; Kemiklerimizin kırılma ve çıkmasına, kaslarımızın yırtılmasına, eklemlerimizin burkulmasına neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda hemen doktorumuza başvurmamız önemlidir.

    Kırık; Kemik bütünlüğü'nün bozulması anlamına gelmektedir. Kırık kemik uçları yerine getirilerek alçıya alınmaktadır. Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde kırık kemiklerin uçları platin çubuklarla birleştirilebilmektedir.

    Çıkık; Kemiğin eklem çukurundan ayrılması anlamına gelmektedir. Sağlık görevlilerince yerine yerleştirilip, sıkıca sarılmasıyla önlenebilmektedir.

    Burkulma; Eklemin bir yönde zorlanması anlamına gelmektedir. Böyle bir durumda hemen buz ya da soğuk su tedavisi uygulanabilir. Ve ertesi gün sıkıca sarılmalıdır. Burkulmalarda kasların kemiklere bağlandığı kısımlar zedelenmiş olma olasılığı yüksektir.

    Hareket sistemimizin sağlığı için nelerin yapılıp, nelerin yapılmaması gerektiğini günlük yaşantımızda mutlaka uygulamamız bizim sağlığımız açısından faydalı olacaktır. Aksi halde iskelet ve kas sistemimiz olumsuz etkilenebilir ve sağlıksız bir vücuda sahip olmamız kaçınılmaz olabilir.
    ]]>
    Kırmızı Kemik İliği https://www.iskelet.gen.tr/kirmizi-kemik-iligi.html Wed, 23 Nov 2016 17:11:06 +0000 Kırmızı kemik iliği, ilik kemik boşluklarını dolduran, yumuşak ve damar bakımından zengin bir dokudur. İçeriğinde ise yağ, su, alyuvar ve akyuvarlar ihtiva eder. Kemik iliği süngere benzeyen bir dokuya sahiptir. Ve Kırmızı kemik iliği, ilik kemik boşluklarını dolduran, yumuşak ve damar bakımından zengin bir dokudur. İçeriğinde ise yağ, su, alyuvar ve akyuvarlar ihtiva eder. Kemik iliği süngere benzeyen bir dokuya sahiptir. Ve bu süngerimsi doku, insan vücudunun %4'lük bir alanını kaplamaktadır. Kemik iliğinin en önemli görevi, vücuttaki kan hücrelerinin yapımını sağlamaktır. İnsan vücudu için bu kadar önem arz eden bir doku olan kemik iliği herhangi bir neden ile işlevini yerine getiremediğin de veya kaybedildiğinde ölümcül hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Ve bu hastalıklardan en önemliside lösemidir. İnsan vücudunda iki tip kemik iliği bulunmaktadır. Biz burada kırmızı kemik iliğini inceleyeceğiz.   

    Kırmızı kemik iliği nedir işlevleri nelerdir

    Bir insanın anne karnında ki hayatına başladığı andan itibaren vücut için gerekli olan kan yapımı 3 yerde başlar. Kan yapımının başladığı yerler, karaciğer dalak ve kemik iliğidir. Doğum gerçekleştikten sonraki bir kaç ay içerisinde karaciğer ve dalaktaki kan yapımı azalarak durur. Bundan sonraki süreçte kan yapımı tamamen kemik iliğinin görevi haline gelir. Kişinin büyümesi ile birlikte ilerleyen yıllarda, kemik iliğinin miktarında azalmalar meydana gelir. Erişkin bir bireydeki kırmızı ilik, uzun kemiklerin uç kısımlarında, kalça kemiği, göğüs kemiği ve kafa kemikleri gibi yassı kemiklerin süngersi dokusu içinde yer alır. Bir insan vücudunda kırmızı kemik iliği %3-6 arası hacim ihtiva eder. Bir saniyelik zaman diliminde aşağı yukarı 2.5 milyon alyuvar ve 50 bin civarında akyuvar, kemik iliğinden kana aktarılır. 

    Bir insan dünyaya geldiğinde, tüm kemik ilikleri kırımızı kemik iliğinden oluşur. Sarı ilik oranı zamanla artar. Yani bir insan vücudunda yaklaşık 2.6 kilogram kemik iliği bulunur. Herhangi bir kaza, yaralanma neticesinde kan kaybı ortaya çıkar ise vücut otomatik olarak tüm sarı ilikleri kırmızı kan iliğine dönüştürerek kan üretimini hızlandıracak bir yapıya sahiptir. 

    Kırmızı kemik iliğinin asıl görevi, 

    Kan hücrelerini oluşturarak yaşamsal fonksiyonların devam ettirilmesidir. Yani alyuvar ve akyuvar trombositlerinin üretilmesi görevine sahiptir. Kırmızı kemik iliği genellikle, "myeloid" doku bakımından daha zengin olan genç kemiklerin içerisinde bulunmaktadır. Bundan dolayı yaşın ilerlemesi ile birlikte kırmızı kan iliklerinde azalma görülür. Yaşla birlikte kırmızı kan iliklerindeki azalmanın nedeni vücut hareketlerinin zamanla kısıtlanarak kan ihtiyacının da azalmış olmasıdır. İliklerin tamamın da sayısız kılcal damarlar bulunur. 

    Bir mikroskop ile detaylı olarak inceleme yapıldığında, ilikte çeşitli hücrelerin bulunduğu ve bunların ayırt edilebildiği gözlemlenir. Bunlardan biri olan "eritroblast" hücreleri, kırmızı kan hücrelerinin gelişmekte olan ön hücrelerinden oluşur. Bu hücreler çeşitli safhalardan geçerek ve son çekirdeklerini de kaybederek alyuvarlar haline dönüşürler. Çok çekirdekli dev hücreler olan "megakaryositler" kandaki trombositleri yapmakla görevlidirler. Miyeloblast ismi verilen hücreler ise kandaki akyuvarların ana hücreleridir.

    Süngerimsi kemik dokusunda gözenekler ve düzenli boşluklar bulunmaktadır, bu boşluk ve gözenekler de ise kırmızı kemik iliği bulunur. Günümüz koşullarında kemik iliği nakli yapılarak kırmızı kemik iliği dokusu tekrar yerine koyulabilmektedir. Kemik içinde bulunan ilik dokusunun hastaya nakledilmesi işlemi ile yeniden işlerlik kazandırılabilmektedir.

    ]]>
    El İskeleti https://www.iskelet.gen.tr/el-iskeleti.html Wed, 23 Nov 2016 17:09:42 +0000 El İskeleti, Eller vücudun en çok hareket eden organlarıdır. Dokunma, işaretleme ve kavrama gibi bir çok işin üstesinden gelen eller yaradılış gereği oldukça işlevsel bir yapıya sahiptir. Sağlığından fazla ödün ver El İskeleti, Eller vücudun en çok hareket eden organlarıdır. Dokunma, işaretleme ve kavrama gibi bir çok işin üstesinden gelen eller yaradılış gereği oldukça işlevsel bir yapıya sahiptir. Sağlığından fazla ödün vermeden görevini tam anlamıyla yerine getirir. El kemiklerinin  vazifesini yerine getirmesi için özelleştirilmiş bir yapıya sahiptir. El, beş parmağın başladığı yerdir. Başparmağın, diğer parmaklarla birlikte, nesneleri tutabilmesi bir özelliktir. 

    El iskeleti özellikleri: Bütün hareketleri kolaylıkla yapabilmek için, iri ve ufak 27 adet el kemiği vardır. Avuçta ise, beş adet el tarak kemiği vardır. Parmaklarda da, 14 adet el parmak kemikleri vardır. Bu parmak kemiklerinin, ikisi baş parmaktadır. Diğer parmaklarda ise, üçer adet bulunmaktadır. Ön kol kasından uzanan tendon bağı, bileğin ön tarafında bulunan bir bağın altından geçerek, bir kılıf içerisinde parmaklara gelir ve parmakların, içeri doğru bükülmesini sağlar. Bileğin arka kısmındaysa, dışa doğru bükülmeyi sağlar. Beşinci parmak ve başparmağın kök kısmının altında, tarak ve el kemiklerinin arasında bulunan boşluğu dolduran kaslar, parmakların birbirine yaklaşmasını ve uzaklaşmasını sağlamaktadır.

    Eller bireyin özelliklerini yansıtan önemli organlardandır. Bireyin sağlığına dikkat edip etmediği, ne iş yaptığı, titizliği ve temizliğe dikkat edip etmediği gibi birçok konu ele bakılarak anlaşılabilir. Ulnar sinir felcinde pençe el görüntüsü meydana gelebilir, dev hastalığında elde aşırı büyüme olabilir.

    El iskeleti kavrama özellikler:
    • Elin radial tarafından bulunan baş, işaret, orta ve yüzük parmakları yarısıyla ulnar tarafında bulunan serçe ve yüzük parmakları yarısı tutmak istediğimizin tam kontrolünü sağlamak için çok uygundur. El kemikleri stabilize, atiklik ve güç için en ideal kullanımdadır. 
    • Başparmaktaki kemikleri birinci eklemi, parmağın sağa sola oynaması, güçlü kavrama ve ince ayar için esneklik sağlar.
    • İşaret parmağındaki kemikler; güçlü, bağımsız ve esnek kaslar yardımıyla yapacağı işleri tek başına ya da baş parmak ile birlikte yerine getirir.
    • Orta, yüzük ve serçe parmak kemikleri dördüncü ve beşinci metakarplerin eklemlerinin hareketinden kaynaklanan ivmeyle daha iyi bir kavrama işlevi görür.
    Başparmağın iki falanks ile oluşması, öteki parmaklar ile karşı karşıya gelmesini önler, tutma ve kavramanın daha fonksiyonel olmasını sağlar. Avuç içinin aşağı ve yukarı hareketini sağlayan metakarplar avucun dönmesini sağlayarak vidalama, döndürme gibi hareketlerin kolayca yapılmasına imkan verir.

    El kemiklerinin kavrama şekli: Sabit bölüm, metakarp kemiklerden oluşur, buna göre ikinci ve üçüncü metakarp kemiklerine bağlanmış sekiz adet karpal kemik bulunur. Bu karpal kemikler bileğe yakındır. Kavrama aşamasında baş ve işaret parmağına yön verir. El kemikleri, harekat yeteneği ve elin sabitlenmesi için temel organeldir. El kemiklerinin birbirleriyle temas ettikleri hareketli yerlerde eklemleri vardır. El kemiklerinin eklem yerlerinde kemiklerin birbirleriyle temas eden yerleri kıkırdak dokusu ile kaplıdır.  El kemikleri, avuç içi el sırtı bölgesinde metakarp kemikleri bulunur. Her el parmak kemiği ile bilek kemikleri arasında bir metakarp kemik bulunur.

    El iskeleti kemik yapısı: Metakarp kemikler, el ayasının oluşmasını sağlar. Parmak ucuna doğru el parmak falanks kemikleri vardır. Falanks kemikler metakarplardan itibaren parmak ucuna doğru incelen bir yapıya sahiptir. 

    Baş parmak falanks kemikleri iki, diğer parmaklar üçer falanks kemiği vardır. Metakarp kemiklerden itibaren yerleşim sırasına göre falankns kemikleri;
    • Proksimal falanks,
    • Orta falanks,
    • Distal falanks olarak adlandırılır.
    ]]> Ayak Kasları https://www.iskelet.gen.tr/ayak-kaslari.html Wed, 23 Nov 2016 17:03:30 +0000 Ayak kasları, ayak içerisinde bulunan kaslar parmaklarının bükülmesini ve açılmasını sağladığı gibi tonuslarıyla ayağın kavislerini belirlemeye de yardımcı olma görevini de üstlenmektedir. Ayağın yapısı içerisinde sad Ayak kasları, ayak içerisinde bulunan kaslar parmaklarının bükülmesini ve açılmasını sağladığı gibi tonuslarıyla ayağın kavislerini belirlemeye de yardımcı olma görevini de üstlenmektedir. Ayağın yapısı içerisinde sadece ayağı ilgilendiren kaslar olduğu gibi bacağı ilgilendiren kaslarda bulunur. Bacakla ilişkili olan kaslar ayak bileğinin geriye, sağa yada sola bükülme, tabana ve ileriye hareket etme gibi farklı hareketlerini yapmasını sağlamaktadır. Bunlar arasında baldır kası, tibia veya fibula kemiklerinin önündeki tibialis anterior kası sayılabilmektedir.

    Ayak kasları özellikleri nelerdir, ayak bileği eklemiyle ayak kemikleri arasında meydana gelen eklemlerin üstünde olan kaslar uzun veya kısa yapılarda oluşur. Bu kasların yapısı da elde bulunan kaslara benzememektedir. Özellikle uzun kaslar birden fazla eklem üzerinde etkili olmaktadırlar. Böylece değişik fonksiyonların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bu kaslardan bazıları sonuç kirişleriyle ve ayak kubbesini desteklemeye yardımcı olmaktadırlar. Ayak bileği ekleminde bu şekilde fleksion veya ekstension olarak iki ana hareket elde edilmelidir. Bu eklemin anatomik yapısının gereğii bu hareketlerin yapılması şarttır. Ayaktaki bu hareketler dorsal fleksion veya plantar fleksion olarak adlandırılmalıdır. Ayak iskeletinde yer alan büyük kemiklerden talus kemiği calcaneus veya osnaviculare arasındaki eklemi oluşturur. Bu eklemin ortamına göre de ayakta supinasyon veya pronasyon hareketleri yapılmaktadır. Ayak bileğinin ekleminde de uygun olan ana hareketleri oluşturan önemli kas grupları vardır. Bu kasların bir kısmı sadece ayak ekleminde etkilidir. Diğerleriyse kuvvetli yada uzun kirişleriyle ayak parmaklarına kadar  uzanmaktadır. Bu kaslardan bazıları da doğrudan bacak kemiklerinden başlar. Diğerleri bacak kemiklerinin arasından sağlam aponevrotik yapıdan itibaren başlamaktadır. Çok azda olsa uyluk iskeletinden başlayan kaslar da bulunmaktadır. 

    Ayak kasları hareketleri nasıl yaptırılır, genel olarak bacakların ön kısmında lokalize olmuş kaslar ayağa dorsal fleksion arka kısmında da planter fleksion yaptırır. Bacağın dış yanında bulunan kaslarda pronasyum hareketinde etkili olmuşlardır. Bu kasların tamamına yakını ayak bileğine yaklaştıkları zaman da kirişleşmişlerdir. Ayak kısmında kasların kuvvetli olanları veya ince olan kirişler yer almaktadırlar. Böylece hareketlerin kolayca yapılması yada kuvvetlerin nakli üst seviyede sağlanmaktadır. Ayağın normal görünümü veya fonksiyonları yapmasını sağlayan kubbemsi şeklin her şekilde korunması gereklidir.
    ]]>
    Kafatası https://www.iskelet.gen.tr/kafatasi.html Wed, 23 Nov 2016 16:50:18 +0000 Kafatası, beyni kaplayan, oldukça güçlü bir şekilde koruyan kemikten oluşmuş bir zırh olarak tanımlanabilir. Kafatası, 8 adet kemikten meydana gelmiştir. Her bir kemik farklıdır ve farklı göreve sahiptir. Kafatası Kafatası, beyni kaplayan, oldukça güçlü bir şekilde koruyan kemikten oluşmuş bir zırh olarak tanımlanabilir. Kafatası, 8 adet kemikten meydana gelmiştir. Her bir kemik farklıdır ve farklı göreve sahiptir. Kafatası da mükemmel bir donanıma sahiptir. Kemiklerin birleştiği yerler diğer kemiklerden farklı şekilde girintili çıkıntılı bir durumdadır. Kafatasında bulunan kemiklerin birleşim yerleri birbiriyle oturmuş şekildedir.

    Kafatası nasıl bir yapıya sahiptir

    Kafatası yetişkinlerde sert ve güçlü bir yapıdadır. Ancak yeni doğmuş bebeklerde kafatası çok daha farklı bir yapıdadır. Bunun sebebi de doğum anında bebeğin doğum kanalından kolaylıkla çıkabilmesidir. Bebeğin doğum kanalından çıkmasını kolaylaştırmak için kafatasında bulunan 8 kemik henüz oturmamış ve kafatası oldukça yumuşaktır. Yenidoğan bebeklerde kafatasında bıngıldak adı verilen bir doku bulunur. Bu doku bebek büyüdükçe sertleşir. Bebeklerde kafatasının yumuşak olması başlangıçta bir dezavantaj olarak görülse de aslında bebeğin hayata tutunmasını sağlayan bir özelliktir. Bebeğin kafatası yetişkinlerde olduğu gibi sert bir yapıda olsaydı doğum anında kafatası ezilme riski taşıyabilirdi. Kafatası yenidoğan bebekte eğilme bükülme gibi özelliklerde esnek bir yapıya sahip olduğu için bu durum doğumu kolaylaştırmaktadır. Yenidoğanlarda bıngıldak yerini kafatasına yaklaşık 2 yılda bırakır. Bebeğin kafa kısmı bir yıldan sonra şekil almaya başlar. Bu şekil bebeğin yatış pozisyonuyla da yakından alakalıdır.

    Kafatası kemikleri ve görevleri

    Kafatası beyin, beyincik gibi hayati önemi olan organları koruyan, kulak, göz, burun gibi organları içinde bulunduran yassı kemiklerden meydana gelmiş bir yapıdır. Kafatası başın şeklini belirleyen en önemli faktördür ve içinde bulunan organları koruma görevi vardır. Baş iskeletini meydana getiren kemikler birbiriyle oynamaz eklemler aracığıyla bağlıdır. Yalnızca alt çene kemiğinde yarı oynar eklem bulunmaktadır. Baş iskeleti kafatası ve yüz kemikleri olmak üzere iki bölümden meydana gelir. Kafatası kolaylıkla kırılmayan bir yapıya sahiptir. Ancak çok ağır darbe aldığında kırılabilir. Kafatasında çatlakların oluştuğu basit kırıklarda bile ufak bir kemik beyne baskı uygulayabilir. Bu durum hayati risk yaratabilir.

    ]]>
    Kol Kemikleri https://www.iskelet.gen.tr/kol-kemikleri.html Wed, 23 Nov 2016 16:49:30 +0000 Kol kemikleri, Kol bedenimizde fazla hareketi ve işlevleri yapmamıza yarayan ve gövdeye bağlı uzuvlardır. Kol iki çeşit bölümden meydana gelir. Kol uzuvları ön kol ve kol şeklindedir. Omuz mafsalından dirsek kısmına kadar olu Kol kemikleri, Kol bedenimizde fazla hareketi ve işlevleri yapmamıza yarayan ve gövdeye bağlı uzuvlardır. Kol iki çeşit bölümden meydana gelir. Kol uzuvları ön kol ve kol şeklindedir. Omuz mafsalından dirsek kısmına kadar oluşan bölüme dirsek, kol mafsalından da ele kadar ulaşan bölüme ön kol denilmektedir. Ancak halk arasında kol denilince hepsi birden kastediliyor. Kol yapısı itibarı ile farklı yönlere hareket ettirilebilir. Yukarı, aşağı, arkaya öne, içe döngü ve dışa döngü hareketleri mevcuttur. Bu hareketler omuz mafsalı ile bağlandığı kaslar yardımı ile yapılmaktadır. Kol üzerinde hareketlerini sağlayan 4 kas bulunur. Bu kaslar içerisinde en önemlisi iki başlı pazu kaslarıdır ve ön kolun bükülmesini sağlayan kastır. Ön kolla yapılan dışa dönüş ve içe dönüş hareketleri yapılır ve dirsek mafsalı yardımıyla koldan başlayıp ön kol kemikleri üzerinde oluşan kaslar yardımıyla hareketleri gerçekleştirir. Ön kol üzerinde toplamda 18 kas mevcuttur. Bu kaslar el ve parmakların hareket etmesini sağlar.

    Kol kemikleri türleri
    • Os ulna: Ön kol kemiklerinden ikincisinin ismidir. Diğer birinci kemiğe göre uzun bir kemik olan bu kemik ön kolun iç tarafında bulunmaktadır. Kemiğin gövde kısmını oluşturan bölümüne carpus ulna adı verilmektedir. Bu kemiğin üst kısmında yarım ay şeklinde bir çentik mevcuttur. Bu çentik ulnanın zarar gören ve en çok kırılan kısmıdır. Bilhassa spor dalları arasında jimnastik hareketi sporları ve cirit atma, gülle atma gibi el sporlarında oluşur. Bu arada tekvando her ne kadar ayak sporu gibi olsa da koruma maksatlı olarak kullanılan kollarımızda da kırılmalara veya çatlamalara neden olacak tehlikeli hareketleri mevcuttur.
    • Humerus: Kol diye isimlendirilen birinci uzuvda yer almaktadır. Kolumuzda bulunan en kalın kemik bu humerus kemiğidir. Omuz mafsalı ile dirsek arasında tek bir parçadan oluşan bu sert kemik kolun gövde ile olan bağlantı kısmıdır. Humerusun gövde kısmına corpus humerus, üstteki ucuna ise carput humerus denilmektedir. Humerus kemiğinin en çok kırılma ihtimalinin olduğu kısımı carput humerustur. Bilhassa düşmelere bağlı veya darbeler neticesinde bu bölge risk altında bulunmaktadır. 
    • Os radialis: Dirsek mafsalı ve el arasında bulunan iki kemikten biridir. Yani ön kol kemiğindedir. Bu kemiğin ön kısmına Karpus Radialis denilmektedir. Üst ucu yukarıda humerus kemik ile birleşirken dirsek kemiğini meydana getirmektedir. Alt ucu ise el bileği ile bağlantıyı sağlamaktadır. El bileği ile eklemler yardımıyla birleşir.
    ]]>
    Uyluk Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/uyluk-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 16:45:59 +0000 Uyluk kemiği, bir diğer adıyla femur, vücutta en güçlü ve büyük kemiklerinden biridir. Uyluk kemiği oldukça geniş bir kas dokusu tarafından çevrelenmiştir. Uyluk kemiği, kalça ekleminden başlayarak, diz eklemine Uyluk kemiği, bir diğer adıyla femur, vücutta en güçlü ve büyük kemiklerinden biridir. Uyluk kemiği oldukça geniş bir kas dokusu tarafından çevrelenmiştir. Uyluk kemiği, kalça ekleminden başlayarak, diz eklemine kadar ulaşır. Kemikte meydana gelen kırıklar femur kırığı olarak tanımlanır.

    Uyluk kemiği kırıkları neden olur

    Uyluk kemiği kırıkları, düşme, trafik kazası, silah yaralanmaları gibi şiddetli travmalar sonucu olur. Bunların haricinde kemik tümörü, enfeksiyon gibi durumlarda uyluk kemiği zayıflayarak kırılması kolaylaşır.

    Uyluk kemiği kırıkları belirtileri nelerdir

    Uyluk kemiği kırıklarında uyluk kısmında dışarıdan belli olan şekil bozukluğu, ağrı, uyluğu kımıldatamama, bacak üstüne basmakta zorlanma görülür. Eğer kırık açıksa enfeksiyon ve kan kaybı gibi semptomlar görülebilir.

    Uyluk kemiği tanısı nasıl yapılır

    Uyluk kemiği kırıkları fiziksel muayene yardımıyla kolaylıkla konulabilir. Nörolojik ve dolaşım muayenesi sayesinde damar ve sinirlerde oluşabilecek hasar araştırılır. Radyolojik muayene sonrası kırığın şekli belirlenerek uygun tedavi seçeneğine başlanır.

    Uyluk kemiği kırığı tedavisi nasıl yapılır

    Uyluk kemiği kırığı yetişkinlerdeyse tedavide hemen cerrahiye başvurulur. Cerrahide çivileme yöntemi kullanılır. Çivileme, kırık bölge açılarak ya da kapalı olacak şekilde uyluk kemiğine çivi yerleştirme işlemidir. Kırığın durumuna göre kilitli veya kilitsiz şekilde yapılır. Kilitli çivileme, uyluğun içinde çivi kırık yerin üst ve alt kısmından kemik vidalarla belirlenir. Daha çok parçalı kırıklar için kısalmayı engellemek amacıyla yapılır. Kırıkta kısalma riski yoksa parçanın kaymasını önlemek için tek vidayla çivileme yapılır.

    Uyluk kırığı kaç günde kaynar

    Uyluk kemiği kırığı yaklaşık olarak 6 ay içinde iyileşir. Bazı durumlarda kaynamada gecikme, kısalma, açılı kaynama gibi sorunlar meydana gelebilir. Beraberinde enfeksiyon, akciğer embolisi gibi komplikasyonlar görülebilir. Uyluk kırıklarında emboliyi engellemek amacıyla herhangi bir sorun yoksa düşük dozlarda heparinle proflaksi yapılabilir.

    ]]>
    Karın Kası https://www.iskelet.gen.tr/karin-kasi.html Wed, 23 Nov 2016 16:44:53 +0000 Karın kası, dik karın kası, dış bölge karın kası, iç bölge karın kası, enine karın kası olmak üzere dört grupta incelenir. Karın kası, kişinin vücut yapısına bağlı olarak değişim gösterebilir. Bu farkl Karın kası, dik karın kası, dış bölge karın kası, iç bölge karın kası, enine karın kası olmak üzere dört grupta incelenir. Karın kası, kişinin vücut yapısına bağlı olarak değişim gösterebilir. Bu farklılık vücut yapısı ve kişinin karın kası geliştirme hareketleri yapıp yapmadığına bağlı olarak da değişir. Kişi karın kası geliştirme çalışıyorsa kaslar daha belirgin şekilde olur.

    Karın kasları

    Dik karın kası (Rectus Abdominis): Göğüs kemiğinden başlayarak leğen kemiğine kadar gider. Six pack olarak da adlandırılan dik karın kası, kasık bölgesinde 5.6.7. kaburga kemikleri arasında yer alır. Bağlayıcı dokuları zayıf bantlardan oluşur. Karın kaslarının belli olmasına yardımcıdır. En önemli görevi vücudun bükülmesini sağlamaktır. Beraberinde karın aksı baskısını arttırır ve pelvisi dengede tutar.

    Dış bölge karın kası (External Obligues): Karnın ön ve yak kısmında yer alır. 8. kaburga kemiğinden başlayarak leğen kemiğine kadar gider. Dış bölge karın kası, vücuda yana doğru rotasyon yaptırırken, batını da sıkılaştırır.

    İç bölge karın kası (İnternel Obligues): Bedenin orta kısmının çapraz şekilde yukarı ve içe doğru kasılmasını sağlayan kaslardır. Kalça kemiği ve dokularından başlayarak, 3 ve 4. kaburga kemiğine kadar gider. Dış eğik karın aksıyla uyum içinde çalışır ve işlevi aynıdır.

    Enine karın kası (Transverse Abdominis): Karnın en iç kısmındaki akstır. İç eğik kasrın aksı altında bulunur ve karnın tümünü çevreler. 6. kaburga kemiğinden başlayarak kalça kemiği ve dokuları boyunca uzanır. Batın bölgesini sıkılaştırma görevi vardır.

    ]]>
    Kafa Kemikleri https://www.iskelet.gen.tr/kafa-kemikleri.html Wed, 23 Nov 2016 16:43:39 +0000 Kafa kemikleri, çok sağlam bir  sert yapıdır. Kafatası kemiği olarak da adlandırılan bu kemikler bir çok canlılarda bulunur ve en önemli görevi de beyni korumaktır. Ayrıca bu kemikler büyük darbeler alırsa çatlama, kı Kafa kemikleri, çok sağlam bir  sert yapıdır. Kafatası kemiği olarak da adlandırılan bu kemikler bir çok canlılarda bulunur ve en önemli görevi de beyni korumaktır. Ayrıca bu kemikler büyük darbeler alırsa çatlama, kırılma ve yaralanmalar oluşabilir. Kafa kemiklerinin her biri farklı şekillere sahip olup ve hepsinde değişik girinti ve çıkıntılar bulunur. Bunun nedeni de her kemiğin birbirine geçerek bir bütünlük sağlıyor olmaktadırlar. Erişkin bir insanın kafa kemikleri epeyce sağlam bir yapıya sahiptir. Fakat yeni doğan bir bebeğin kafatası yumuşak ve şekli henüz oturmamıştır. Hatta aralarda bıngıldak adlandırılan, kemiğin kendisini tamamlamamasından ardından oluşan bir boşluk bile bulunur. Bu kemiklerin yumuşak olması da doğumun kolay olmasını sağlamaktadır. Bebek 1 yaşına geldiği zaman kafa yapısı yatış şekline göre değişkenlik gösterir. Buda sertleşmemiş kemik olduğu için değişiyor. Mesela bebek sürekli sağ tarafına yatıyorsa, kafasının sağ tarafı düzleşmektedir. Bundan dolayı dikkat edilmeli ve her tarafa eşit olarak yatırılması gerekir. 

    Kafa Kemikleri çeşitleri

    Bazı kaynaklara göre bu kemikler 8 bölüme ayrılmaktadır. Bazılarına göre ise daha çok isimle tanımlanır. Bunlardan en tanınanlar,  alın kemiği, elmacık kemiği, burun kemiği, alt çene kemiği, üst çene kemiği, temel kemiği ve şakak kemiği, yan kafa kemiği, ard kafa kemiği, olarak adlandırılmaktadır. Bu kemiklerin hepsi birbirine oturmuş haldedir ve hareket etmezler. Sadece alt çene kemiği hareket ediyor. Yemek yeme ve konuşma gibi ihtiyaçlarımız için bu kemiğin hareketlerinden yararlanırız. İnsan ölümünün ardından  hiçbir kemik birbirinden ayrılmazken, alt çene kemiği çok çabuk kafatasından çıkabilmektedir.  Belkide bu sebeple bizim inancımıza göre ölen insanların çene kemiği sıkı şekilde bağlanmaktadır.

    Kafa kemikleri özellikleri ve görevleri
    • İskelet sisteminizin en üst bölümünü oluşturur kafatası kemikleri.
    • Yenidoğan bebeklerde bıngıldak boşluğu adı verilen kısımda ortalama 2 yıl içerisinde kapanmakta ve yerini sert kemikler oluşturmaktadır.
    • Çok sert ve sağlam yassı kemiklerden oluşur. 
    • Kafa kemikleri, organlarımızı korumakla birlikte insan kafasının şeklini almasında da belirleyici bir unsurdur. 
    • Beyin ve sinir sistemini korumak en önemli görevleridir. 
    • Kafatası kemikleri ve yüz kemikleri ayrı ayrı incelenebilmektedir. 
    • Bunun dışında, burunun iç yapısı, iç kulak, ağız, gözler ve dişlerde kafa kemiklerinin koruması altındadır. 
    • Zor olarak kırılabilen bu kemikler kaza gibi çok ağır darbeler aldığı zaman kırılabilir.
    ]]>
    Radius https://www.iskelet.gen.tr/radius.html Wed, 23 Nov 2016 16:40:37 +0000 Radius: önkolda bulunan kemiklerden biridir. Anatomik duruştaki pozisyona göre radius önkolun lateral (başparmağın tarafında) kısmında bulunur. Dirsekte humerus ile el bileğinde ise skafoid kemik ve lunatum kemiğiyle eklem ya Radius: önkolda bulunan kemiklerden biridir. Anatomik duruştaki pozisyona göre radius önkolun lateral (başparmağın tarafında) kısmında bulunur. Dirsekte humerus ile el bileğinde ise skafoid kemik ve lunatum kemiğiyle eklem yapar. Önkolda bulunan iki kemikten hareketli olan bir kemiktir. Pronasyon (iç rotasyon) ile supinasyon (dış rotasyon) hareketleri içinde ulna sabit kenradius hareket eder. Radiusun proximal kesiminde bulunan caput radii (humeroradial eklemle alakalıdır)'nin üstünde bir tane çukurluk bulunur. Bu çukurluğun ismi fovea capitis radiidir. O çukurluk humerusun capitulum humeri ismi verilen kısmı ile eklem yapar. Bundan ayrı kaput radiiyi çepeçevre saran ve circumferentia articularis denilen kısım ulna kemiğinin incisura radialis adı verilen çentik kısmı ile eklem yapar.

    Radius Bağlantıları: Caput radiinin alt bölümünde kalan kısma radiusun boynu manasına gelen collum radii ismi verilir. Collum radiinin de hemen altındaki, radius iç rotasyondayken içe; radius dış rotasyonda iken de öne doğru bakan yumru biçimindeki yapıya tuberositas radii ismi verilir. Tuberositas radiikolun flexor adalesinden biri bulunan musculus biceps brachiinin bitiş yeridir. Radiusun gövde kısmı içinde Musculus pronator teres adalesinin sona erdiği tuberositas pronatoria denilen çıkıntı şeklinde ve tuberositas radiiye benzeyen bir yapısı vardır. Radiusun distal kesiminde ise musculus brachioradialis'in bağlı olduğu bir çıkıntı bulunur. Bu çıkıntının adı da processus styloideus'tur. Radius distal bölümünde karpal kemikler ile eklem yapar. Bu eklemin yüzeyi facies articularis inferior ismini alır. Radius hem proximalde hem de distalde ulna ile eklem yapmaktadır. Proximalde ki eklem articulatio radioulnaris proximalis, distaldekinin adı ise articulatio radioulnaris distalistir.

    Radius Kırıkları: Gençlerde, zorlu yaralanmalarda mesela el bileğinin üstüne yüksekten düşme, trafik kazası sonucu oluşan kırıklar osteoporoz ile beraber daha hafif travmalarda da aynı kırıklar görülebilmektedir. Kırıklar en çok, el bileğinde radius kemiğinin uç kısmında görülür. El bileği kırıklarının belirtileri sanılanın aksine, burkulmalardan daha farklı değildir. El bileği üstünde şişlik ve hareketle veya hareketsiz oluşan ağrı en fazla rastlanan belirtilerdir. Radius kırıklarında, el bileği kısmında çatal sırtına benzer şekilde deformite oluşabilir. Küçük kemik kırıklarında ise bu deformite oluşmaz.

    Radius Kırık şüphesinde Yapılacaklar: El bileği karton veya tahtayla alttan destek verilmeli ve hareket ettirilmemelidir. Şiş bölgesine buz konulup şişliğin hafifletilmesi sağlanıp sonra en yakın sağlık kuruluşuna gidilmelidir.  Doktor muayenesinden sonra en az iki yönlü röntgen filmi çekilerek tanı konulabilir. Küçük olan kırık parçalarını daha ayrıntılı tespit için bilgisayarlı tomografi çektirilir. Manyetik rezonansla görüntüleme daha çok eklem çevresinde bulunan bağlar, tendonlar hakkında bilgi verir.

    Radius Kırık Tedavisi: Kırığın yer değiştirmesi olması ya da değiştirmemesi, parçalı veya parçasız olması doğru tedavinin belirlenmesi için esas faktörlerdir. Ayrıca hasta kişinin yaşı, genel sağlık durumu, işi ve el bileğindeki kireçlenme olup olmaması tedavi şeklinin belirlenmesinde önemlidir. Yerinden oynamayan ve parçalı olmayan kırıkların alçıyla tedavisi mümkündür. Fakat oynamış, parçalı kırıkların çoğu ameliyat gerektirir.

    ]]>
    Yarı Oynar Kemikler https://www.iskelet.gen.tr/yari-oynar-kemikler.html Wed, 23 Nov 2016 16:38:10 +0000 Yarı Oynar Kemikler; Eklem yapan iki kemik arasında sarı kıkırdak adı verilen ve elastik kıkırdak dokudan oluşmuş disklerin olduğu, hareket kabiliyeti sınırlı kemik türüdür. Eklem sıvısı ve kemikler arasında boşluk bulunm Yarı Oynar Kemikler; Eklem yapan iki kemik arasında sarı kıkırdak adı verilen ve elastik kıkırdak dokudan oluşmuş disklerin olduğu, hareket kabiliyeti sınırlı kemik türüdür. Eklem sıvısı ve kemikler arasında boşluk bulunmaz. Kıkırdaksı eklemler olarak da bilinirler. Yaşlanma ile birlikte esnekliğini kaybetmeye başlar ve yaş ilerledikçe hareket kabiliyeti iyice azalır. Yarı oynar kemiklerde hareket kabiliyeti kıkırdak dokunun esnekliği oranında artar. İskelet sistemi içindeki amacı hareket sağlamak değil hareket için gerekli esnekliği sağlamaktır. 

    Yarı oynar kemikler nerede bulunurlar

    Omurga, alt çene kemiği, göğüsteki bazı kemikler ve parmaklar yarı oynar eklemlerden oluşurlar. Omurga kemikleri yarı oynar kemiklere en güzel örnek olarak verilebilir. Yaş ilerledikçe belini dik tutmanın daha zor olmasının temel nedenide yarı oynar kemiklerin elastiki yapısında azalma olmasıdır. Eğer omurga kemikleri yarı oynar özellikte olmasaydı dik duramazdık. 

    Yarı oynar kemikler kaça ayrılırlar; Yarı oynar kemikler Sinkondrozis tipi eklemler ve Simfizis tipi eklemler olmak üzere ikiye ayrılırlar. 
    • Sinkondrozis tipi eklemler; eklem yüzleri arasında hiyalin kıkırdak bulunan eklemlerdir. Zaman içinde kemikleşirler. Gelişim esnasında uzun kemiklerin epifiz diafiz birleşiğinde görülürler. Kostalar ve sternum arasındaki eklemler bu gruba dahildirler. Bu eklemlerin çoğu gelişme döneminde iken gözlemlenebilir. Yaşın iyice ilerlemesi ile birlikte oynamaz kemikler olurlar. Fakat birinci kaburgayı göğüs kemiğine bağlayan sinkondrozis tipi eklem kalıcı özelliktedir. Yaş ile birlikte hareket kabiliyeti kaybolmaz. Sinkondrozis tipi eklemler aynı zamanda ''primer kartilaginöz eklemler'' olarakda tanımlanmışlardır. 
    • Simfizis tipi eklem; Kemikler arasında bağ ve kıkırdak dokunun birlikte görüldüğü disklerin yer aldığı kemiklerdir. Bu eklem tipinde kemikler fibröz doku veya fibröz kıkırdak ile birbirlerine sıkıca bağlanmışlardır. Kemikler arasında boşluk görülmez. Omurların gövde kısımları arasında hareketi sağlayan diskler bu tiptedir.  Yassı ve geniş fibrokartiliginöz disklerin olduğu pubik kemikler yine bu tip eklemler arasında yer alırlar.  Yaş ilerledikçe kas ve uyluklarda ortaya çıkan ağrılar ve hareket kabiliyetindeki azalma bu kemiklerdeki yıpranmayla bağlantılıdır. Aynı zamanda zorlu bacak hareketleri ve düşme bu kemiklere zarar verir. Sıklıkla futbolcularda simfizis tipi eklemler genç yaşlarda da hasara uğramakta ve bu hasar bazı kemik ve eklem hastalıklarına neden olmaktadır. 
    Yarı oynar kemiklerde hareketsizlik ve ya ağır sporlar kemiklerin esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Vücut esnetme hareketlerini düzenli olarak tekrar etmek, dik oturmaya çalışmak ve ani hareketlerden  kaçınmak yarı oynar kemiklerin esnekliğini korumak ve sağlık açısından önemlidir. 
    ]]>
    Kaslar Nasıl Çalışır https://www.iskelet.gen.tr/kaslar-nasil-calisir.html Wed, 23 Nov 2016 16:36:51 +0000 Kaslar nasıl çalışır, iskeletin üzerini sararak vücuda şekil veren kasılıp gevşeme özelliğiyle hareketi sağlayan yapıya kas denir. Kasları oluşturan ipliksi yapılara kas lifi denir. Çok sayıda kas lifi birleşerek kas demet Kaslar nasıl çalışır, iskeletin üzerini sararak vücuda şekil veren kasılıp gevşeme özelliğiyle hareketi sağlayan yapıya kas denir. Kasları oluşturan ipliksi yapılara kas lifi denir. Çok sayıda kas lifi birleşerek kas demeti denen kalın iplikleri oluşturmaktadır. Çizgili olan kasların kemiklere tutunmasını sağlayan yapılara da kas kirişi veya tendon adı verilmektedir. Kasılmış olan bir kas kısalır, setleşir yada şişebilir. Gevşeyen bir kasta uzar, yumuşar yada incelebilmektedir. İskelet kasları çoğunlukla kirişlerle farklı 2 kemiğe bağlandığından kasların kasılıp gevşemesi, eklemlerde hareket meydana getirmektedir. Kaslar beyinden gelen sinir uyarılarını alarak kasılmaktadır. Kasılma esnasında çok fazla enerji harcanmaktadır. İnsanda hareket sinir, iskelet, kas veya eklem sisteminin birlikte çalışmasıyla gerçekleşmektedir. 

    Kaslar Nasıl Çalışır, Kas çeşitleri Nelerdir Kaslar çalışma şekli bulunduğu yer veya renklerine göre üç çeşittir.

    Çizgili kas: Kırmızı renkli olan kaslardır. İskelet sistemini örtmektedir. Boyun, kol, bacak, parmak gibi organlarımızı hareket etmemizi sağlamaktadır. İsteğimizle çalışır, kasılmaları çok güçlüdür ve çabuk yorulmaktadır.

    Düz kas: Beyaz renkli isteğimiz dışında çalışan kaslardır. Kalp dışarısındaki iç organlarımızda bulunmaktadır. Yavaş veya düzenli çalışır ve geç yorulmaktadır. Kasılmaları da yavaşlatmaktadır. Düz kas hücreleri de tek çekirdeklidir. Mide, bağırsaklar ve yemek borusu da düz kaslardan oluşmaktadır. Damarların yapısında da düz kaslar bulunmaktadır. 

    Kalp kası: Kalp, çizgili kaslardan oluşmuştur. Kalp kası hücreleri de çok çekirdeklidir. Hızlı ve güçlü kasılır. Fakat kalp kası, düz olan kaslar gibi isteğimiz dışında çalışırlar. Kalp kası, çizgili kaslardan olduğu halde yorulmamaktadır. 

    Destek ve hareket sisteminin sağlığı, destek veya hareket sisteminin sağlıklı gelişebilmesi için en önemli olan etken, dengeli olan bir beslenmedir. Kemiklerin iyi gelişebilmesi veya sertleşmesi için kalsiyum, fosfor veya d vitamini alınması gerekmektedir. D vitamini eksikliğinde de raşitizm hastalığı görülmektedir. Kasların gelişip güçlenmesi içinde proteinli besinler alınması gerekmektedir. Sütte de kalsiyum bulunmaktadır. Bunun içinde gelişme çağındaki çocuklar veya gençler bol miktarda süt içmelidirler. Kasların veya kemiklerin gelişip ve güçlenmesi içinde yaşa uygun veya düzenli bir şekilde spor yapılmalıdır. Spor yaparken kaslara aşırı bir şekilde yüklenilmemesi gerekmektedir. Ağır spor yapmak kramplara neden olabilmektedir. Ani olan hareketler, ağır darbe ve vurmalar, burkulmalara, çıkıklara yada kemik kırılmasına neden olabilmektedir. Ayrıca, yüksek topuklu veya dar ayakkabı, dar elbiseler, hatalı duruşlar, eğri oturmalar, ağır yük taşıma veya fazla kilo alma destek veya hareket sistemine zarar verebileceği için bunlardan kaçınmak gerekmektedir.
    ]]>
    Hareketli Eklemler https://www.iskelet.gen.tr/hareketli-eklemler.html Wed, 23 Nov 2016 16:36:12 +0000 Hareketli Eklemler, Kol ve bacak kemiklerimizin bağlantı yerlerinde yer alan eklemlere hareketli eklemler denilmektedir. Asıl adı oynar eklem olarak geçse de hareketli eklemde denilmektedir. Bunun haricinde vücudumuzda hareketli eklem, Hareketli Eklemler, Kol ve bacak kemiklerimizin bağlantı yerlerinde yer alan eklemlere hareketli eklemler denilmektedir. Asıl adı oynar eklem olarak geçse de hareketli eklemde denilmektedir. Bunun haricinde vücudumuzda hareketli eklem, hareketsiz eklem ve yarı hareketli eklemlerde bulunmaktadır. Hareketli eklemler iki bağlantı kemiğinin, eklem yerlerinde istenen hareketleri yapacak şekilde oynayabilmesini sağlamak için vücudumuzda yer almaktadırlar. Böylece bu eklemlerin bulunduğu kemikler, çeşitli hareket yeteneğine sahip eklemler özelliğini kazanmışlardır. Hareketli eklemlerdeki kemiklerden birinin başı, öbür kemiğin çukuruna girmiş şekilde yer alır. İki kemik, birbirine eklem bağları ile bağlanır. Kemiklerin birbirlerine sürtünmeleri sırasında aşınmaların önlenmesi için, bu eklem yüzlerinde kıkırdak yastıkları ve buraları yumurta akı kıvamında bir madde ile kaygan hale getiren eklem kesecikleri bulunmaktadır. Eklem aralarında bu sıvının korunması ve her iki kemiğin hareket kabiliyetinin sağlanması görevi de eklem kapsülüne verilmiştir. Hareketli eklemlerin çevresinde bir de hareketleri sağlamak ve eklem kapsülünü korumak için ligamentler yer alır. Kasların bitiş noktalarında yer alan ligamentler aynı zamanda eklem hareketlerinin yönlerini belirlemektedir. Bazı hareketli eklemlerin iç kısmında yani kapsülün içerisinde kalacak şekilde menisküs denilen yapılar ve iç ligamentler mevcuttur. Kol ve bacaklardaki eklemler, el ve ayak tarak kemiklerindeki eklemler, el ve ayak bileklerindeki eklemleri hareketli elemlere örneklerdir.

    Hareketli Eklemler Özellikleri; 

    •  Hareketli eklemler çok yönlü hareket etmektedirler.
    •  Kol ve bacaklarımız da bulunan eklemler bu tür eklemlere örnektir.
    •  İki eklem arasında kaygan sıvı vardır.
    •  Birbiri ile birleşen kemiklerden birinin ucu tümsek, diğerinin ucu ise ona uyacak şekilde çukurdur.
    •  Eklemleri oluşturan kemiklerin ucu kırılmasın diye kaygan ve yumuşak maddeyle örtülüdür.
    •  Karşılıklı iki kemik eklem bağlarıyla birbirine bağlıdır.
    ]]>
    Baş İskeleti https://www.iskelet.gen.tr/bas-iskeleti.html Wed, 23 Nov 2016 16:33:44 +0000 Baş İskeleti, iskelet sistemi kemiklerden meydana gelir. İskelet sistemi vücudun düzgün bir yapı ile dengeli olarak ayakta durmasını sağlar. İskelet sistemi birçok değişik kısımlardan oluşur ve bu kısımlardan biriside Baş İskeleti, iskelet sistemi kemiklerden meydana gelir. İskelet sistemi vücudun düzgün bir yapı ile dengeli olarak ayakta durmasını sağlar. İskelet sistemi birçok değişik kısımlardan oluşur ve bu kısımlardan biriside baş iskeletidir ve bu iskelette kemiklerinden meydana gelir. Kaba bir şekilde anlatacak olursak şöyle diyebiliriz. Kafatası kemikleri kafatasını meydana getirir ve bütün organlar içerisinde en hassas bir organımız olan beynimizi dış faktörlerden korur.  Bu makalede baş iskeleti ile ilgili detaylı bilgiler vereceğim.

    Baş İskeleti Nedir 

    Baş iskeleti yani kafatası (cranium), beyni çepeçevre saran ve çok güçlü kemiklerden oluşan koruma sistemidir. Baş iskeleti toplam sekiz değişik kemikten meydana gelir. Kafatasının kemik yapısının kendine özgü bir hali vardır. Kemiklerin birleşme noktaları girintili çıkıntılı bir yapıdadır. Bunun nedeni ise baş iskeleti kemiklerinin birleşme noktalarının birbirine geçecek bir biçimde planlanmış olmasındandır. Erişkin bir insanda oldukça sert ve kuvvetli bir yapıya sahip olan baş iskeletinin, yeni doğan bir bebekte farklı bir yapısı vardır. Ana rahminden doğan bir bebeğin kafatası henüz kemik durumunu almamış olduğundan yumuşak bir yapısı vardır. Ayrıca kafa tasını meydana getiren bu 8 kemik birbirlerine tam olarak oturmamıştır. Kemiklerin birleşim kısımları arasında boşluklar (fontanel, bıngıldak) meydana gelmiştir. İlk olarak dezavantaj gibi görünse de, aslında doğumda bebeğin hayatını kurtaran bir durumdur. Şayet bebeğin kafası tam olarak kemikten oluşan sert bir yapısı olsaydı ve arada bir boşluk bulunmasaydı, doğum esnasında bebeğin kafasının ezilme ihtimali çok yüksek olabilirdi. Fakat bebeklerde baş iskeletini oluşturan kıkırdak ile yumuşak yapı nedeniyle kemikler esnek bir yapı kazanarak, eğilip, bükülme özelliği taşır. Ancak sadece esneme tabii ki yeterli olmaz. Kafatasının esneyebilmesi için de yeterli bir alana ihtiyaç vardır. Bu alan doğum sırasında tam olarak kapanmamış kafatası aralığıdır. Kafatası kemikleri sıkışarak aradaki bu boşluğu doldurur. Hatta ve hatta birbirlerinin üstüne doğru çıkar. Böylece kafanın hacmi küçülmüş olur. Bunun sayesinde bebek, baş iskeletinin yarısı kadar genişliğinde olan doğum kanalından geçerek sağlıklı bir şekilde dünyaya gelir.

    Baş İskeleti Görevleri: kafada bulunan beyin ve beyincik gibi bölümleri koruyan, göz, burun, kulak gibi duyu organlarının bulunduğu, genel olarak yassı kemiklerden meydana gelen bölümdür.

    Baş iskeleti, başın şeklini belirler ve baş içinde bulunan organları korur. Baş iskeleti, kafatası ve yüz kemikleri olarak iki kısımdan oluşur. Baş iskeletini meydana getiren yassı kemikler birbirlerine oynamaz eklemler ile bağlanmıştır. Yalnızca alt çene kemiği yarı oynar eklem halde bulunur. Yeni doğan bebeklerin baş iskeletinde bıngıldak (kıkırdaksı kemik) vardır. Bu şekilde olması, bebeğin başının doğumda ezilmesini önler. Bıngıldak sonradan sertleşerek kemikleşir.

    ]]>
    Kas https://www.iskelet.gen.tr/kas.html Wed, 23 Nov 2016 16:33:07 +0000 Kas, hem vücudun, hem de iç organların hareketini sağlayan dokulardır. İnsan vücudundaki kas grupları üç çeşittir. Bunlar çizgili kaslar, kalp kası ve düz kaslar olarak sınıflandırılmıştır. İnsanların istekleri dahilind Kas, hem vücudun, hem de iç organların hareketini sağlayan dokulardır. İnsan vücudundaki kas grupları üç çeşittir. Bunlar çizgili kaslar, kalp kası ve düz kaslar olarak sınıflandırılmıştır. İnsanların istekleri dahilinde denetleyebileceği kas grubu çizgili kaslardır. Bunlara iskelet kası da denmektedir. Çizgili kaslar vücutta kolları, bacakları, boyun, bel, sırt gibi bölümleri hareket ettirmekte etkili olur. Vücut geliştirme sporuyla uğraşan kişiler bu kasları kullanırlar. Düz kaslar olarak adlandırılan grup sindirim sistemiyle diğer bölümlerde bulunur. Kalp kası denilen grup kalbi oluşturur. Bunların miyokart hücrelerden meydana gelen özel bir yapısı vardır. Çizgili kas olmasına rağmen kalp kası istek dışı çalıştığı için ayrı bir grup oluşturur. Vücut ağırlığının önemli bir kısmını kas grupları oluşturur. İnsan vücudunda yaptığı işe göre şekli ve büyüklüğü farklı olan 600 den çok kas bulunmaktadır. Kas uyaranlara karşı tepki verme, kasılma, uyarıları iletme, esneme ve uzama yeteneklerine sahiptir.

    Kasların vücuttaki görevleri nelerdir

    Kasların temel görevi güç oluşmasını ve içte veya dışta hareketi sağlamaktır. Kas hareketi genellikle bilinç dışı yani istek dışı meydana gelir. Fakat bu hareketlerin yaşamak için gerekli fonksiyonlar bakımından çok önemi vardır. Kalp kasının kalbin kasılmasını sağlayarak kan pompalaması buna verilebilecek en güzel örnektir. İstek dahilinde yapılan kas hareketleri ise, genellikle vücudun hareketini sağlamak için kullanılır.

    Vücudumuzda kaslar iskeletle birlikte destek vazifesi görür, aynı zamanda iskeletin hareket etmesini sağlar. Organizmanın şekil almasına, iskeletin dik durabilmesine kaslar yardımcı olur. Eklemlerle bağlı olan iskeletin kasılma ve gevşemeyle hareket etmesini kaslar sağlar. Bunun dışında kaslar omurgalılarda iç organların hareketini de sağlar. Sindirim sisteminde bulunan kasların kasılmasıyla yiyecekler sindirim borusunda ilerler. Bu kasların iç organların hareketini sağlamasına bir örnektir.

    Kas fonksiyonları nelerdir
    • Kaslar vücudun tamamının ve organların hareketini sağlar. Hareket ve duruş sağlayan iskeletin üstündeki kaslar kemiklere bağlı olur. Eklemlerin çevresindeki kaslar birbirine zıt şekilde hareket eder.
    • Vücudumuzda madde taşınmasında görev alırlar
    • İskelet kası denilen çizgili kaslar lenf akımına destek olur
    • Düz kaslarda boşaltım, sindirim, üreme sistemlerinde hareketi sağlar.
    • Kalp kası kan basıncının ayarlanmasını sağlayarak, kanın vücuda pompalanmasını sağlar.
    • Isı üretiminde de kasların rolü vardır. İskelet kası hareketi sağladığında ısı da üretmektedir. Vücut ısısının ortalama % 85 kadarı kas kontraksiyonu sonucunda oluşur.
    • Kemikleri çevreleyen iskelet kasları hareketi sağlarken, vücudun şeklini de oluşturur.
    Kas yapısı

    Kas yapısı kas teli olarak tanımlanan ince kas liflerinden oluşmaktadır. Kas lifleri membranına sarkolemma, sitoplazmasına sarkoplazma adı verilir. Kas hücreleri daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Bu yüzden sitoplazmadaki kasılmayı sağlayan oldukça fazla sayıda mitokondri vardır. Ortalama 200 miyozin molekülünden oluşan miyozin filamenti başı kasılmada önemli bir rol üstlenir. Kasların kemiklerle bağlantısı kirişlerle olur. Kiriş denilen yer kırmızı kasların ucundaki beyaz renkte, oldukça sağlam, kas ve kemiği bağlayan bölümdür.

    Kas kasılması nasıl olur

    Kas kasılmasında magnezyum ve kalsiyum önemli bir rol oynar. Kas kasılmasının oluşumu miyozin moleküllerinin başındaki çapraz köprülerin aktin miyofilamentini çekmesiyle olur. Kas kasıldığında boyu kısalır ve bağlı olduğu kemiği çekerek kasılma eylemini gerçekleştirir. Kasılma için ATP enerji kaynağı olarak kullanılır. En çok enerji çapraz köprülerin aktin filamentlerini çekmesi sırasında kullanılır. Kas kasılması için gereken esas enerji kaynağı yiyeceklerden alınan yağ, karbonhidrat ile proteinler]]> El Parmakları https://www.iskelet.gen.tr/el-parmaklari.html Wed, 23 Nov 2016 16:31:37 +0000 El parmakları, insanlarda ve bazı hayvanlarda ellerin son bölümünü meydana getiren; boğumlu, kıvrılabilen, uzunca organların tümüne verilen isimdir. El parmakları, sağlıklı bir kişide 5'i sağ tarafta, 5'i sol tara El parmakları, insanlarda ve bazı hayvanlarda ellerin son bölümünü meydana getiren; boğumlu, kıvrılabilen, uzunca organların tümüne verilen isimdir. El parmakları, sağlıklı bir kişide 5'i sağ tarafta, 5'i sol tarafta olmak üzere toplamda 10 adettir ve her bir parmağın ucunda farklı büyüklük ve biçimlerde tırnak ismi verilen kemiksi yapılar bulunmaktadır. Doğuştan el parmaklarının sayı fazla olduğunda Palidaktili veya Türkçeleşmiş hali ile altı parmaklılık denir. El parmakları, tıpkı insanlarda olduğu gibi uzun bir çıkıntı şeklinde olan hayvanların da organlarına parmak ismi verilirken kedi, köpek gibi hayvanların bu organlarına pati ismi verilir.

    El Parmaklarının Yapısı: 

    El parmakları, ayak parmaklarına göre çok daha esnek, aktif ve hareket ettirilebilir bir yapıya sahiptir. Sağlıklı bir insanda parmakların tümü hareket ettirilebilir ve kıvrılabilir. İnsan vücudunda parmakların hareket etmesini sağlayan 2 ana kas yapısı mevcuttur. Bunun yanı sıra diğer hareketleri sağlayan ayrı kas yapıları da vardır. Parmak hareketlerinin sağlandığı tüm kaslar, avuç içi ile kolun dirsek altı bölümü arasında yer alır. Parmaklar genellikle bilinçli şekilde hareket ettirilse de günlük uğraşlar esnasında parmak hareketlerinin pek çoğu beyinden gelen komutlar aracılığıyla istem dışı şekilde gerçekleşir.

    Eldeki her bir parmak simetrik şekilde sıralanmıştır. Sağ ve sol eller yan yana getirildiğinde baş parmakların birbirine değmesi gerekir. Her 2 elin en dış kısmında yer alan parmaklar, sağlıklı bir insanda en küçük boyuttaki el parmaklarıdır. Birçok kültürde her bir parmak değişik şekillerde isimlendirilmiştir. 

    El Parmaklarının İsimleri:

    Türkçe'de sağ el göz önünde bulundurulduğunda parmaklara verilen isimler soldan başlamak şartı ile şöyledir;

    Baş parmak: Başparmak veya badem parmak sağ el düşünüldüğünde soldan 1. parmaktır. Elin diğer parmaklarından daha kısa ve kalın bir yapıya sahip olan baş parmağın bilim dünyasında pek çok zaman diğer parmaklarla aynı mı yoksa farklı bir organ mı olduğu tartışılmıştır. Bu ihtimalin tartışılması, baş parmağın pek çok dilde diğer parmaklardan ayrı bir ad ile anılmasından doğmuştur. Ancak görüntü açısından küçük değişiklikler haricinde gerçekte baş parmakta diğer parmaklarla aynı kemik yapısındadır.

    İşaret parmağı: İşaret parmağı ya da şahadet parmağı baş parmak ile orta parmak arasında bulunur. Sağ el düşünüldüğünde insan elinin 2. parmağıdır. Anatomide digitus secundus ya da digitus II adlarıyla anılır. İnsanların çoğunlukla en çok kullandığı parmaktır ve oldukça hassastır. Bilgisayarda yazı yazmak, düğmelere basmak, işaret etmek ve sayı belirtmek amacıyla en sık kullanılan parmaktır. Bazı kültürlerde bu parmakla başka kişileri işaret etmek uygunsuz, Brunei'de olduğu gibi bazı kültürlerde ise büyük bir ayıp sayılmaktadır.

    Orta parmak: Orta parmak insanda her 2 elde de yüzük parmağı ve işaret parmağı arasında bulunan, 3. sırada yer alan parmaktır. Genelde ellerde bulunan en uzun parmak türüdür. Anatomide digitus medius, digitus tertius veya digitus III gibi değişik isimler ile anılır. Modern kültürde, diğer parmakları bükerek, orta parmağı ortaya çıkarmak kaba bir davranış şekli olarak kabul görür.

    Yüzük parmağı: Yüzük parmağı insan elinde sağ el düşünüldüğünde 4. parmaktır. Serçe parmak ile orta parmak arasında bulunur. Yüzük parmağının ismi çiftlerin evlendiklerinde yüzüklerini sol ellerinin yüzük parmaklarına takmalarından kaynaklanır. Bu geleneğin nedeni ise eski bir Latin Avrupa inanışıdır. İnanca göre sol elin yüzük parmağında ye alan damarlardan biri kalp ile doğrudan bağlantıya sahiptir.

    Serçe parmak: Serçe parmak, insan vücudunda el ve ayakların en dış kısımlarında yer alan parmak türüdür. Genelde elde bulunan en küçük ve en ince parmak olduğu için bu is]]> Kafatası Kemikleri https://www.iskelet.gen.tr/kafatasi-kemikleri.html Wed, 23 Nov 2016 16:27:36 +0000 Kafatası Kemikleri, Beyni çevreleyen, kendine özgü bir yapıya sahip olan ve oldukça güçlü kemiklerden oluşan kemik sistemidir. Yassı kemiklerden oluşur. Alt çene kemiği dışında oynar kemik bulunmaz. Ölümden sonra kafatası Kafatası Kemikleri, Beyni çevreleyen, kendine özgü bir yapıya sahip olan ve oldukça güçlü kemiklerden oluşan kemik sistemidir. Yassı kemiklerden oluşur. Alt çene kemiği dışında oynar kemik bulunmaz. Ölümden sonra kafatası kemiğinden ayrılan ilk ve tek kemik alt çene kemiğidir. Omurgalı canlılarda en önemli görevi başın üst kısmında bulunan organları dış etkilere karşı korumaktır. 8 farklı kemikten oluşur. Bunlar çiftli ve tekli kemikler olarak ayrılırlar. Beynimiz ve sinir sisteminin oturduğu kemikler tekli kemiklerdir. Beyni ve merkezi sinir sistemini sararlar. Çiftli kemikler arasında 2 şakak kemiği ile yanlarda yer alan 2 yan kafa kemiği bulunur. Bu kemikler birleşim yerlerinde birbirlerine çok iyi şekilde bağlanmışlardır. Yeni doğanlarda yumuşak yapıya sahip olan kafatası kemikleri zaman içinde sertleşerek esas şeklini alır. 

    Kafatasında yer alan kemiklerin isimleri;
    • Tekli kemikler: Alın kemiği (Os Frontela 1), art Kafa kemiği (Os Occiptale 1), temel kemik (Os Sphenoidale 1), kalbursu kemik (Os Ethmoidale 1)  
    • Çiftli Kemikler: Duvar kemiği (Os Parietale 2), şakak Kemiği(Os Temporale 2)
    Kafatası kemikleri görevleri ve özellikleri
    • Beyni, merkezi sinir sistemini, göz, kulak ve burun için gerekli olan organlar ile dili korur. 
    • Yüzün şeklini belirler. 
    • İskelet sisteminin en üst bölümünü oluşturur.
    • Kolay kolay kırılmayan ve sert dokudan oluşan kafatası kemikleri çok ağır darbele aldıkları zaman parçalanabilirler. Kırılma iki şekilde gerçekleşir. Birincisi çatlakların olduğu basit kırılmalar olarak adlandırılır. Basit kırıklarda küçük bir kemik parçası bile beyne basınç yaparak tehlikeli sonuçlara neden olabilir. 
    • Kafatası kemikleri ve yüz kemikleri ayrı ayrı incelenirler. 
    • Yeni doğanlarda bıngıldağın yerini kafatası kemiklerinin alması ortalama 2 yıl sürer. 
    • Art kafa kemiğinde içinden omuriliğin geçtiği ve yetişkinlerde 3-4 cm ebatlarında olan bir delik bulunur. Bu ve benzeri küçük açıklar kan ve sinir damarlarına geçiş sağlar.  
    Yenidoğanlarda kafatası kemikleri; Kafatası kemikleri doğumdan sonra sertleşmeye başlayan ve şeklini belirleyen kemiklerdir. Doğum anında yumuşak yapılıdırlar ve kafatası kemiklerinin şekli oluşmamıştır. Kemiklerin kendini tamamlamamış olması ve kemikler arasında boşluk olması bebeğin kafatasında bıngıldak adı verilen bir yapı oluşturur. Bıngıldak ince bir deri tabakası ve zarla örtülü olan kemikler arasındaki açıklıktır. Bu açıklık doğumun daha kolay olmasını sağlar. Doğum sırasında kafatasının esneyebilmesi ve doğum kanalından rahatlıkla geçebilmesi doğum sırasında tam olarak kapanmamış olan bu kafatası aralığı sayesinde gerçekleşir. Doğum esnasında kafatası içerisindeki kemikler kafatası aralığına sıkışarak aradaki boşluğu doldurur. Hatta birbirlerinin üzerilerine çıkar. Böylelikle doğum anında kafanın hacmi normal hacmin yarısı kadar olur. Bebeğin başı büyük oranda 1 yaşında şekillenmeye başlar. 9-18. aylar arasında ön bıngıldak kapanır, ara boşlukların kapanması 6 yaşına kadar devam eder. İlk 1 sene bebeğin yatış pozisyonu bile kafatasının şeklini değiştirebilir. Yukarıda bahsedilen 8 kemiğin sertleşmesi ve birleşimi 1 yaşından itibaren başlar.  
    ]]>
    Burun Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/burun-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 16:26:58 +0000 Burun kemiği; aynı zamanda nazal kemik olarak da bilinmektedir. Burun kemiği oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Burun kemiği bireylerin reşit olmasına kadar devam eder. Bu nedenle kolay kırılmalar ya da eğilmeler meydan Burun kemiği; aynı zamanda nazal kemik olarak da bilinmektedir. Burun kemiği oldukça hassas bir yapıya sahiptir. Burun kemiği bireylerin reşit olmasına kadar devam eder. Bu nedenle kolay kırılmalar ya da eğilmeler meydana gelebilir. Özellikle küçük yaşlarda iken burun kemiğinin hassasiyeti daha fazladır. Çocukluk ve bebeklik döneminde hepimiz düşe kalka büyürüz. Çok basit nitelikteki düşme vakalarında bile burun kemiği eğilebilir. Burun kemiğinin eğilmesi daha o yaşlarda iken anlaşılamayabilir. Ancak yaş ilerledikçe burun kemiği eğriliği çıplak gözle görülebilir. Hatta birey zamanla gece uykularında horlama, nefes almada güçlük, sesli nefes alıp verme ya da ağızdan nefes almaya başlarlar. Bu durum gittikçe hayat standartlarını düşünür ve yaşam kalitesi düşmeye başlar.

    Burun kemiği eğriliğinin temel belirtileri ve neden olduğu sağlık sorunları nelerdir
    • Burun kemiğinde yaşanan kemik eğriliği halinde en çok hissedilen belirti nefes alıp verme güçlüğüdür. Bu durum beyine giden oksijen miktarının azalmasına neden olabilir. Ayrıca yanlış nefes alma tekniği nedeniyle ağızdan alınan havanın boğazda süzülmek zorunda kalması boğaz enfeksiyonunu arttırır. 
    • Burun kemiği eğriliğine bağlı olarak horlama, uykuda yeterince dinlenilemediğinden sürekli uyku halinde ve yorgun gezme, geniz akıntısı, öksürük gibi bir kısım genel belirtiler yaşanabilir. 
    • Solunum yollarının nem ve ısı seviyesinin korunamaması halinde farenjit meydana gelir. Burun kemiği eğriliği halinde insanlar çok bir süre sonra farenjit tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. 
    • Ciddi boyutlara ulaşmış burun kemiği eğriliği yaşayan bireylerin bronşit, larenşit gibi bir kısım hastalıklara maruz kalabilir. Zamanla hastaların sinüsleri tıkanabilir. Bu gelişmelere bağlı olarak hastanın nedeni belirlenemeyen baş ağrısı şikayetleri meydana gelebilir. 
    Burun kemiği eğriliğinin tanısı ve tedavisi:

    Yukarıda aşağı yukarı sayılan belirtilerin yaşanması halinde uzman bir doktora danışılması gerekmektedir. Doktor hastanın şikayetleri dinler ve hastanın burun kemiğinin görüntülenmesi için burun tomografisi istenilmesine karar verebilir. 

    Burun kemiği tedavisi için kalıcı tedavi denilen ameliyat önerilir. Ancak hastanın ameliyat edilebilmesi için 18 yaşını geçmiş olması gerekir. Bunun temel nedeni ise burun kemiği gelişiminin henüz tamamlanamamasından kaynaklanmaktadır. Her burun kemiği eğriliği halinde ameliyata ihtiyaç hissedilmeyebilir. Doktor hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve diğer faktörler ile kemik eğriliğinin seviyesine göre ameliyat yöntemi ile tıbbi müdahaleye gerek olup olmadığına karar verilir. Bazı durumlarda örneğin hastanın herhangi bir şikayetinin bulunmadığı hallerde ameliyat gereksiz görülebilir. 
    Burun kemiği ameliyatı için 2 yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerden bir tanesi Rhinoplasti yöntemi, diğeri ise Septoplasti yöntemidir. Bazı burun ameliyatlarında burundan kemik alınmaktadır. Bu durumda hastaya estetik uygulanması gerekir. Bunun temel nedeni ise ameliyat esnasında burundan çıkartılan kemik nedeniyle yaklaşık 5-6 ay sonra burnun yapısında meydana gelen gelişmedir. Burun özellikle de burnun ucu aşağıya doğru düşmeye başlar. Bu nedenle burun kemiği ameliyatı olmadan önce bu riskin görüşülmesi gerekmektedir. 
    ]]> Uzun Kemikler https://www.iskelet.gen.tr/uzun-kemikler.html Wed, 23 Nov 2016 16:26:09 +0000 Uzun Kemikler; bacaklarda ve kollarda bulunan kemiklerdir. Kemikler oldukça sert olmalarına rağmen esnek bir yapıya da sahiplerdir. Kemiğe sertlik kazandıran kemiğin yapısındaki kalsiyum ve fosfor mineralleridir. Uzun kemikler genelli Uzun Kemikler; bacaklarda ve kollarda bulunan kemiklerdir. Kemikler oldukça sert olmalarına rağmen esnek bir yapıya da sahiplerdir. Kemiğe sertlik kazandıran kemiğin yapısındaki kalsiyum ve fosfor mineralleridir. Uzun kemikler genellikle silindir şeklinde olan iki ucu şişkin şeklinde olan kemiklerdir. Uzun kemikler boyuna doğru uzayan kemiklerdir. Çünkü bu kemiklerin boyuna doğru uzamasını sağlayan kıkırdak dokudur. En dışta enine büyümeyi ve onarılmayı sağlayan kemik zarı vardır. Baş kısmında dışta ince tabaka halinde sıkı kemik dokusu vardır. Gövde kısmında ise sıkı kemik doku bulunur. Yani uzun kemikler boyu eninden uzun olan kemiklerdir, vücudun hareketini sağlarlar, kol ve bacakta bulunur, sarı ilik ve kemik kanalı vardır. Ayrıca kemik zarı kemiğin sertleşmesine de katkıda bulunur. 

    Uzun kemiğin başı ile gövdesi arasında bulunan kıkırdak tabakası, kemiğin boyuna büyümesini sağlar. Uzun kemiklerin iç kısmındaki kanalda akyuvarların oluşumunu sağlayan sarı kemik iliği bulunur. Kemik başlarının iç kısmı sünger gibi düzensiz gözenekli bir yapıya sahiptir. Uzun kemikteki gözeneklerin içinde kırmızı ilik bulunur. Kırmızı kemik iliği, kan hücrelerinin üretildiği iliktir.

    Koldaki uzun kemikler; koldaki uzun kemikler ise, pazı kemiği, dirsek kemiği, ön kol kemiği, el parmak kemiği ve tarak kemiğidir.
    Bacaktaki uzun kemikler; bacaklardaki uzun kemikler ise şunlardır; uyluk kemiği, baldır kemiği, ayak parmağı kemiği, kaval kemiği, ayak tarak kemiğidir.
    ]]>
    Kas Demeti https://www.iskelet.gen.tr/kas-demeti.html Wed, 23 Nov 2016 16:25:30 +0000 Kas Demeti; Kası oluşturan, kasları ve kas tellerini demetler halinde birbirine bağlayan tendonlara uzanan bağ doku sistemine perimisyum denir. Kas demetleri sıklıkla çizgili kas liflerinden oluşur fakat düz kas liflerinden Kas Demeti; Kası oluşturan, kasları ve kas tellerini demetler halinde birbirine bağlayan tendonlara uzanan bağ doku sistemine perimisyum denir. Kas demetleri sıklıkla çizgili kas liflerinden oluşur fakat düz kas liflerinden oluşan kas demetleri de vardır. Çok sayıda kas lifi birleştiğinde kas demetini meydana getirir ve kasları oluşturur. İskeletle birlikte vücuda şeklini veren kaslardır. Kas demetleri kemiklere destek görevinde bulunur. İskeleti oluşturan kemik ve eklemlerin hareketini sağlar. Kas lifleri ile birlikte kasılıp gevşeyebilir. 

    Düz kasları oluşturan kas demeti; Bunlar mekik şeklindeki hücrelerden oluşurlar. Sarkolemma adı verilen hücre zarları ile çevrilidirler. Her hücre ip şeklindedir. Miyofibril adı verilen bu ipçikler yan yana gelerek kas demetlerini oluştururlar. Çizgili kas demetlerinden farklı olarak kas hücreleri birbirinden bağımsız ve tek hücreli olabilmektedir. Kan damarları, sindirim borusu, dölyatağı, idrar kesesi ve bazı iç organların yapısında bulunurlar. Bu kaslar kendiliğinden ya da hormonların etkisine bağlı olarak kasılabilirler. 

    Çizgili kasları oluşturan kas demeti; Çizgili kas hücrelerinin sitoplazmalarındaki miyofibriller düz kasları oluşturan kas demetlerinden farklı olarak açık ve koyu renkli bantlar şeklinde dizilmişlerdir. Bunlar aktin ve miyozinadı verilen motor proteinlerinin oluşturduğu bantlardır. Miyofibrillerin oluşturdukları kas telleri çizgili kaslar gibi yan yana gelerek değil birbirine bağlanarak kas demetlerini oluştururlar. Kasılma, aktin ve miyozin proteinlerinin birbiri üzerine kayması ile meydana gelir. İskelet kaslarının önemli bir kısmını çizgili kas demetleri oluşturur. Hareketlerini kendiliğinden değil beyinden gelen komutlar ile gerçekleştirirler. Hızlı çalışan ve çabuk yorulan kas demetleridir. Bir çizgili kas demeti boyunca ışığı az ve çok kıran bölgeler vardır. Açık renkli bölgeler aktin proteinlerinden oluşmuş olup I bandı adını alır. Koyu renkli alanlar ise miyozinden oluşur ve A bandı adını alır. I bandı ile A bandının birleşme noktası Z çizgisi adını alır. İki Z çizgisi arasındaki bölge sarkomer bölgedir. Sarkomer bölge kasılmanın birimi olarak kabul edilir. A bandının ortasında açıklık olarak görülen bölge ise H bandı olarak adlandırılır. 

    Çizgili kaslarda kas demeti çalışma şekli; Kasılma sırasında A bandının boyu değişmezken I bandı kısalır. H bandı görünmez olur. İki Z çizgisinin birbirine yaklaşması ile kas demetinin boyu kısalır. Gevşeme sırasında kaslar normal boyutlarına döner. Çizgili kas demetleri 3 kasılma evresi geçirir. Bunlar; bekleme (latent) evresi, kasılma evresi ve gevşeme evresidir. Kasılma sinir sistemi yardımıyla beyinden gelen sinyallere bağlı olarak gerçekleşir.
    ]]>
    Baldır Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/baldir-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 16:23:53 +0000 Baldır kemiği, kaval kemiğinin lateral tarafında bulunan ve tibiaya hem aşağıdan hem de yukardan bağlanan kemik türüdür. Fibula, tibiadan boy olarak küçüktür ve tüm uzun kemiklerin bir çoğunda da daha ince bir yapıdadır. B Baldır kemiği, kaval kemiğinin lateral tarafında bulunan ve tibiaya hem aşağıdan hem de yukardan bağlanan kemik türüdür. Fibula, tibiadan boy olarak küçüktür ve tüm uzun kemiklerin bir çoğunda da daha ince bir yapıdadır. Baldır kemiğinin üst kısmı büyük bir yapıdadır. Alt kısmı biraz öne doğru eğilmektedir. Böylelikle üst ucuna göre daha önde durmaktadır. Diğer bacak kemiği olan tibianın altında çıkıntı yapar ve ayak bileği ekleminin lateral kısmını oluşturmaktadır. Baldır kemiği, ayak bileği ile diz arasında bulunan ve asıl yük taşıma görevi üstelen ana kemiğin ta kendisidir. Baldır bölgesinde daha ince bir yapıya sahip olan ve yük taşımayan fibula adında bir kemik daha bulunmaktadır. Tibia kemiğinin ön bölümünde kas doku bulunmadığından cilt altında kemik hissedilmektedir. Yumuşak doku örtüsü zayıf bir yapıya sahiptir.

    Baldır kemiği kan temini
    Serbest doku transferi için kanı temin etmesi önem taşımaktadır. Çünkü fibula çoğu zaman mandibulayı yeniden yapmak için kullanılmaktadır. Gövdesi, arteria peroneadan gelen, büyük besin damarı ile beslenmektedir. Ayrıca baldır kemiğinin gövdesi arteria peroneanın birçok küçük dalını içerisine alan periosteum ile sarmalanmış şeklindedir. Kemiğin kesilme durumu söz konusu olduğunda ise gövde kısmı alınıp ve uçlar korunmaktadır.

    Baldır kemiği tibiada kırıkların oluşumu
    • Yüksekten düşme gibi yüksek enerjili yaralanmalar ile oluşur. 
    • Motorsiklet yaralanmaları trafik kazası,
    • Ateşli silahla yaralanma,
    Baldır kemiği kırığı belirtileri
    Fazla belirtileri olmamakla beraber, hastalar ayaklarının üzerine basamazlar, açık yaralanmalar olur. Baldırda şekil bozukluğu olmaktadır.

    Baldır kemiği kırığının tanı ve tedavisi
    Baldır bacaklarında oluşan kırıkların  teşhisi hem göz teması hemde elle muayene yapılabilirken aynı zamanda röntgen ve MR ile de kesinleştirilir. Baldır kemiği kırıklarının tanısını koymak hiç de zor değildir. Bu tip baldır kemiği kırıkları çoğunlukla cerrahi operasyonlarla ile tedavi edilmektedir. Ameliyata alınması mümkün olmayan ve yerinden oynamamış kırıklarda hastalara alçı tedavisi yapılmaktadır. Bu tedavi biçimi çoğu kez tercih edilebilen bir yöntem değildir. Günümüzde modern yöntemler cerrahi olarak sabitleme yapılarak hastaları hemen rehabilite etmek adına olmasıdır. Baldır kemiğinde oluşan kapalı kırıklar uygulanacak cerrahi yöntemlerle beraber ortalama olarak 4-12 ay arasında kaynama oluşturmaktadır. Açık kırıklarda ise bu durum çok problemli bir dönemdir. Çünkü açık kırıklarda dışını kaplayan kaslarda ve baldırda da zedelenme olduğu için hastanın iyileşme sürecine bu deri yaralanmalarının da eklenmesidir. O nedenle sonuçları bir çok etkeni dayanmaktadır.
    ]]>
    Kaburga Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/kaburga-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 16:23:00 +0000 Kaburga kemiği, omurlar ile göğüs kemiği birleştirilerek göğüs kafesini oluşturan, sağda ve solda 12 adet olmak üzere toplamda  24 tane olan ve yassı kemiklerden oluşan yapının adına denilmektedir. Göğsü çepeçevre saran Kaburga kemiği, omurlar ile göğüs kemiği birleştirilerek göğüs kafesini oluşturan, sağda ve solda 12 adet olmak üzere toplamda  24 tane olan ve yassı kemiklerden oluşan yapının adına denilmektedir. Göğsü çepeçevre saran göğüs kafesinin birbirine paralel olacak şekilde kemiklerinden meydana geldiği gelmektedir. Kaburgaların baş kısımları omurga yapısı ile eklem oluşturdukları bilinmektedir. Kaburgalar birbirlerin hemen altında ve arada mesafe olacak bir biçimde sıralanır. Gövdelerin kısımlarında öne doğru kıvrılarak aşağıya doğru eğim yapıyorlar. Kaburgaların gösterdiği yönler farklılaşır, üstteki kemikler alttaki kemiklerden daha az eğimli bir hale gelir. Dokuzuncu kaburgada ise eğim oranı en fazladır, daha sonrasında da giderek azalmaktadır. Birden yedinciye kadar kaburga kemiğinde, uzunluklar giderek artar. 12'ye doğru da azalır. Genişlikleri ise yukarıdan aşağıya doğru gittikçe azalır. İlk iki ile son üç kaburga kemiğinin yapıları diğer kemiklere göre özeldirler. Diğer kaburga kemiği türü ise tipik kaburga olarak isimlendirilir. Üstteki 7 çift için, göğsün ön kısmında kıkırdakla eklem oluşturarak göğüs kemiğine doğru bağlanılır (gerçek kaburgalar olarak bilinirler). 8-9 ve 10. Çiftler içinse yalancı kaburgalar diye adlandırılmıştır. 7 Kaburga kemiğinin kıkırdağı ile buluşurlar. 11-12. Çiftler ise (yüzen kaburgalar olarak adlandırılmıştır) serbest bir biçimde sallanırlar, göğüs kemiği ile herhangi bir bağlantı yapmaz. Birinci çiftin dışında deri altından kaburga kemiklerinin dış yüzleri kolay bir  şekilde hissedilir. Birinci çifti köprücük kemiği tarafından örtülmektedir. Alt ve iç yüzlerindeki yer alan olukta bir adet sinir bulunur. Temiz olan kan damarı ile kirli olan kan damarı burada taşınır.

    Kaburga kemiğinin görevi

    Nefes alışı sırasında kaburgalar yukarıya doğru kalkarlar. Bu yapılmış olan hareket diyaframın hareketi ile birleşerek göğüs boşluğunun oldukça genişlemesine bu sayede akciğerlerin içine de burun yoluyla hava dolmasına neden olur. Göğsün genişlemesi durumunda; beyin sapındaki bulunan soluk alma merkezinde de yer alan sinirlerin yolları aracılığıyla kaburga kaslarına birer sinyal yollaması neticesinde gerçekleşiyor. Bu kasların kasılması ile kaburga kemikleri arasındaki mesafe giderek artıyor. Soluk almadan hemen sonra ise diğer kaburga kasları kaburga kemiklerini aynı şekilde bir araya doğru çekip ve göğüs kafesini de artık daraltıp soluk vermeyi böylelikle kolaylıkla sağlar.

    Doğrudan kaburga kemiği ağrıları,

    •  Kaburga kırıkları ve kıkırdaklarda oluşan hasarlar
    •  Kaburga kemiğin'de oluşan iltihaplar
    •  Romatoid artrit, Osteoporoz
    •   Multibl myelom şeklinde sıralanır

    Dolaylı yollardan kaburga kemiği ağrıları;

    •  Tüberküloz
    •  Akciğer kanseri oluşumu
    •  Kadınlarda görülen göğüs kanseri
    •  Ankisiyete( gerilim)
    •  Sırt omurlarındaki gözlemlenen bazı hastalıklardır.
    •  İç organlarda oluşan hastalıklar biçiminde sıralanmaktadır.
    ]]>
    Kalp Kası https://www.iskelet.gen.tr/kalp-kasi.html Wed, 23 Nov 2016 16:20:12 +0000 Kalp Kası: istemsiz bir şekilde kasılıp gevşeyen bir yapıya sahip olan kalp kası kasılma sırasında kalpte bulunan kan pompalanırken gevşeme sonucunda ise kalbe kan dolmaktadır. Daha kısa bir anlatım ile gevşerken odacıklar ka Kalp Kası: istemsiz bir şekilde kasılıp gevşeyen bir yapıya sahip olan kalp kası kasılma sırasında kalpte bulunan kan pompalanırken gevşeme sonucunda ise kalbe kan dolmaktadır. Daha kısa bir anlatım ile gevşerken odacıklar kan ile dolmakta, kasılırken odacıklar kan pompalamaktadırlar. Genel olarak kaslar anatomik yapı ve çalışma özelliğine göre 3’e ayrılırlar Bunlar çizgili kas, düz kas ve kalp kası şeklindedir.

    Kalp kası özellikleri şu şekilde sıralanabilir;

    • Vücudumuzda sadece kalbimizdeki kas çizgili kastır.
    • Kalbimiz otonom sistem olarak kontrol edilmektedir.
    • Kalp kasında mitokondri sayısı çok fazla yer alır.
    • Nöronlar bazı noktalarda düğümlenmiştir. Buradan diğer hücrelere uyarılar dağıtılmaktadır.
    • Kalp kasının çalışması sinirler ve hormonlarımız ile düzenlenmektedir.
    • Kas telleri yan demetlerle birbirine bağlanır. Bu özellik sadece kalp kasında bulunur.
    • Demetlerin arasında çok fazla kan damarı yer alır ve demetlerin arasını bağ dokusu ile doldurmuştur.
    • Belli bir ritim de yani ritmik olarak çalışan bir kas sistemidir.
    • Yenilene bilme yeteneği yoktur.

    Kalp kası çizgili kas yapısına sahip olup bu tür bir kas sadece kalbimizde yer alır. Görünüşü çizgili kas gibi olsa da düz kas gibi çalışan tek kasımız dır.

    • Çizgili kas olduğu için istemsiz olarak kasılıp gevşeme hareketleri yapar. Yani bizim isteğimiz dışında çalışmaktadır.
    • Liflerindeki telcikler tek çekirdekli bir yapıya sahiptir.
    • Kalp kasında çekirdekler hücrenin ortasında yer alır.
    • Bu kasta dallanmış bir yapıl görülmektedir.
    • Kas telleri kısa boylu olarak görülür. Bağlandıkları bölgede ara diskler yer alır.
    ]]>
    El Bileği Kemikleri https://www.iskelet.gen.tr/el-bilegi-kemikleri.html Wed, 28 Jun 2017 13:35:15 +0000 El Bileği Kemikleri, el bileği olarak el bileği çeşitli kaslar, sinirler, kemikler, tendonlar ve damarlardan oluşmaktadır. El bileğinin temel kemik yapısı evlerde bulunan çatı sistemine benzer bir yapısı bulunur. El kemikleri bi El Bileği Kemikleri, el bileği olarak el bileği çeşitli kaslar, sinirler, kemikler, tendonlar ve damarlardan oluşmaktadır. El bileğinin temel kemik yapısı evlerde bulunan çatı sistemine benzer bir yapısı bulunur. El kemikleri birbirlerine güç aktaracak şekilde dizayn edilmiş eklemler bulunmakta ve bu eklemlerde çeşitli hareketler sonucunda sürtünmeler sonucunda çeşitli aşınmalar olmaması için el bileğindeki kemik uçlarında kıkırdak bir yapı bulunmaktadır.

    Her insanın el bileği kemikleri sekiz adet kemikten oluşmaktadır bu kemiklerin dört tanesi ön kola yakın kısımda diğer dört tanesi ise el parmaklarına yakın bölgede bulunmaktadır. El bileği ön kol ve el arasında esnek bir yapısı olan dar bir bağ olarak görülür. El bileğinde karpallar denilen birbirlerine bağlanan çift sıra kısa şekilli kemikler bulunmaktadır. El bileği daima oynak bir yapıya sahip kemiklerdir. Ayrıca el bileği kemiklerinin yapısı nedeniyle her hangi bir yaralanmada tedavisi çok zor olduğu bilinmektedir. El parmaklarını çok fazla kullanmak ve sürekli aynı pozisyonda kullanmak el bileği kemikleri için oldukça zor durumlar doğurmaktadır. El bileği kemikleri oval eklemler olarak bilinmektedir. El bileği kemikleri ligamentler ile güçlendirilmiştir. El bileği kemikleri eklemler ile kişilere bükme, yakınlaşma, germe ve uzaklaştırma hareketlerinin yapılmasına yaramaktadır. El bileğinde hareketler ise karpal denilen kemiklerle yapılmaktadır.

    El Bileği Kemikleri Nelerdir

    El bileği kemikleri bilindiği gibi sekiz adet den oluşmaktadır bunların dört tanesi ön kola yakın diğer dört tanesi ise ön parmaklara yakın bölgelerde bulunan kemiklerdir. Şimdi sizlere bu kemiklerin isimlerinden bahsedeyim.

    Parmaklara doğru olan el bileği kemikleri
    • Hamatunı kemiği
    • Trapezium kemiği
    • Kapitatum kemiği
    • Trapezoideum kemiği
    Ön kola doğru olan el bileği kemikleri
    • Trikuetrum kemiği
    • Skafoideum kemiği
    • Pisiform kemiği
    • Lunatum kemiği
    El bileği kemikleri insan vücudunda bulunan kemik yapılarının en karmaşık kemik yapısına sahip olan kemiklerdir. El bileği kemikleri kendi kendileri ile bağlı olmaları dışında bilekte bulunan döner kemik ve tırnak kemikleri ile de birleşen kemiklerdir. El bileği kemiklerinin hareketleri oldukça iyidir üç boyutlu düzlemde dahi oldukça iyi ve rahattır. Son olarak dikkat edilmesi gereken durum el bileği kemikleri yapılarının bozulmaması çok önemlidir. Çünkü yapıları her hangi bir sebeple bozulan el bileği kemiklerinin tedavisi çok zor olmaktadır.
    ]]>
    Kalça Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/kalca-kemigi.html Wed, 23 Nov 2016 16:18:05 +0000 Kalça kemiği, vücudumuzda yer alan en geniş kemiktir. Bu kemik iliyak kemik, istiyak kemik ve pubik kemiğin birbirine kaynaşması sonucunda oluşmuştur. Kalça kemiği aynı zamanda pelvik kemer kemiği olarak tanımlanır. Kalça kemi Kalça kemiği, vücudumuzda yer alan en geniş kemiktir. Bu kemik iliyak kemik, istiyak kemik ve pubik kemiğin birbirine kaynaşması sonucunda oluşmuştur. Kalça kemiği aynı zamanda pelvik kemer kemiği olarak tanımlanır. Kalça kemiği çocuklarda üç kemiğin kıkırdak dokusuyla birleşiminden oluşur. Ergenlik döneminde kıkırdak dokusu kemikleşerek tek kemik haline gelir. Erişkinlerde kemikler tamamen kaynaşır ve kalça kemiği meydana gelir.

    Kalça kemiği ağrıları ve rahatsızlıklar

    Kalça kemiğindeki ağrılar çeşitli sebeplerden ortaya çıkar. Ağrının kaynağının belirlenmesi tedavide oldukça önemlidir. Bazen direkt kalça ekleminden kaynaklanan rahatsızlıklar, bazen de çevredeki tendon, bursa, kas gibi dokulardan kaynaklanan ağrılar gelişebilir. Ağrının kalça kemiği dışında bele, dize yansıyacak şekilde hissedilmesi de mümkündür. Aynı şekilde dizde ve belde oluşan ağrılar kalça kemiğine yansıyabilir. Kalça kemiği ağrısına yol açabilecek rahatsızlıklar ise; aşağıdaki gibi sıralanabilir;

    Doğumsal anomaliler: Kişilerdeki doğuştan kalça çıkığı sorunu, kemikteki yapısal deformeler kalça kemiği ağrısına neden olabilir.

    Kalça kemiği kanseri. Kalçadaki şiddetli ağrının ve ödemin kaynağı kanser olabilir. Bunun tanısı oldukça zordur. Kalça kemiğinin kırılganlığını arttıran kanser nedeniyle hastaya cerrahi girişim yapılması gerekebilir.

    Kalça kemiği kireçlenmesi: Yaşın ilerlemesiyle birlikte gelişen kireçlenme, kalça kemiği ağrısına neden olur. 50-60 yaşından itibaren kişilerin % 4-5 kadarında etkili olan kalça kemiği kireçlenmesi akut ağrıyla kendini gösterir. İlerleyen aşamada hastaların yürümesini zorlaştırır, koltuk değneği kullanılmasına neden olabilir. Özellikle uzun süre ayakta kalma, diz çekme, yere çömelme gibi hareketlerde ağrı artar. Ağrı kalçayla birlikte kasık bölgesini ve bacakları da etkiler. Tedavide cerrahi girişim kaçınılmaz hale gelebilir.

    Bursit: Kalça kemiğinde sürtünmenin etkisini azaltan burs denilen su dolu keseciklerin iltihaplanması sonucu gelişen bir rahatsızlıktır. Kalça kemiğinde şiddetli ağrıların gelişmesine neden olur. Tedavide ağrı kesiciler ve antibiyotikli ilaçlar kullanılır.

    Tendinit: Kalça kemiğinde kasları ve kemikleri bağlayan tendonlarda oluşan bir rahatsızlıktır.

    Kalça kemiği kırığı: İlerleyen yaşlarda kalça kemiği daha kırılgan hale gelebilir. Hafif bir düşme bile kalça kemiğinde kırığa yol açabilir. Vücut ağırlığının çoğunu yüklenen kalça kemiğinde bu yüzden şiddetli ağrılar oluşur. Tedavide fizik tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulur. Hastaların bol bol dinlenmesi de önerilir.

    Artrit: Kalça kemiğini etkileyen romatizmal rahatsızlıklardır. İltihaplanma ve kireçlenme yüzünden meydana gelir. Hastaların hareket etmesini zorlaştırır, eklem tutukluğu sorunu gelişir. Hastalardaki kalça kemiği ağrısı için ağrı kesici ilaçlar kullanılır.

    Kalça kemiği görevleri nelerdir

    Bacaklarla omurga arasındaki iletişimi sağlamak, köprü vazifesi görmek kalça kemiğinin en önemli görevidir. Omurgadan iletilen hareket isteklerini bacaklara iletilmesini sağlar. Kalkma, çömelme, oturma gibi hareketlerin yapılmasını sağlar. Üreme sistemindeki organların korunması görevini üstlenir.
    ]]>
    Düzensiz Kemikler https://www.iskelet.gen.tr/duzensiz-kemikler.html Wed, 23 Nov 2016 16:13:57 +0000 Düzensiz Kemikler; İskelet sistemini oluşturan kemikler şekillerine göre uzun, kısa, yassı ve düzensiz şekilli kemikler olarak 4 gruba ayrılmıştır. Baskılara karşı çok sağlam yapılı olan düzensiz kemikler hiçbir kategoriy Düzensiz Kemikler; İskelet sistemini oluşturan kemikler şekillerine göre uzun, kısa, yassı ve düzensiz şekilli kemikler olarak 4 gruba ayrılmıştır. Baskılara karşı çok sağlam yapılı olan düzensiz kemikler hiçbir kategoriye girmezler. Omurlar, temel kemik, kalbur kemik, alt çene ve üst çene kemikleri ile elmacık kemikleri düzensiz kemikler arasında sayılabilir. Düzensiz kemiklerin özellikleri bulundukları bölgeye göre değişmekte ve her biri işlevine göre farklı özellikler taşımaktadır. 

    Düzensiz Kemikler ve Özellikleri
    • Omurlar; Omurgayı oluşturan 34 kemiğin her birine omur yani vertebra adı verilir. Kafatasının hemen altında başlayıp kuyruk sokumuna dek uzanırlar. Omurga  7 adet boyun omuru, 12 adet sırt omuru, 5 adet bel omuru, 5 sakral omur ve 4 adet koksal omurdan oluşur. Bu 33 omurun 22 tanesi birbirine eklemler ile bağlanmışlardır. Fibröz kıkırdak yapıda olan diskler bu eklemleri oluşturarak omurganın hareket kabiliyetini sağlar. Düzensiz şekilli kemikler olan omurların kalınlıkları boyundan aşağı indikçe artar. Düz bir sütun şeklinde değildir. öne ve arkaya bazı eğrilikler gösterir. Bu eğriliklerin öne doğru olanlarına konveks, arkaya doğru olanlarına kiföz adı verilir. Omurların her biri şekil ve büyüklük olarak birbirinden farklı olmakla birlikte bazı ortak özelliklere sahiptirler. 
    • Temel kemik; Kafatasında yer alan ve 4 ana bölüme ayrılan düzensiz kemiklerden biri de  Os Sphenoidale olarak da isimlendirilen temel kemiktir. Latince de ''Os '' kelimesi özel yapılı olan anatomik kemiklerin başına gelir. Temel kemiğin altı yüzü vardır. Bu 6 yüzün her birinin kendine has özellikleri bulunur.  Şekil olarak kanatlarını açmış bir yarasaya benzer. Tam ortasında kubik bir yapı şeklindeki korpus boşluğu bulunur. Korpusun üst yüzeyinde eğere benzeyen bir çukur bulunur. Bu çukur Sella Turcica olarak adlandırılır. Hipofiz bezleri bu çukurun içinde yer almaktadır. 
    • Kalbur kemik; Yine kafatasında yer alan düzensiz şekilli kemiklerden biri kalbur kemiktir. Frontal kemik içinde yer alan ''U'' biçimindeki boşluğu doldurur. Dikey levha, kalbura benzeyen levha ve yan kitleler olmak üzere 3 kısımda incelenir. Süngerimsi yapısı ile düzensiz kemikler içindeki en hafif kemikler arasında sayılabilir. Göç eden kuşların yönlerini bulmasında etmoid kemiklerin etkisi olduğuna inanılmaktadır. Fakat insanlarda kalbur kemik evrim süreci içine bu özelliğini kaybetmiştir. 
    • Alt çene kemiği; Düzensiz kemiklerden biri olan alt çene kemiği kafatası kemikleri içinde tek hareket edebilen ve öldükten sonra kafatasından ayrılan ilk ve tek kemiktir. Mandibula kemiği olarak da adlandırılan kemik, şakak kemiği ile eklemlenmiştir. Çene eklemi insan iskeleti içinde çift taraflı çalışan tek eklemdir. 
    ]]>
    Ligament https://www.iskelet.gen.tr/ligament.html Wed, 23 Nov 2016 16:13:39 +0000 Ligament, dokular arası bölgeleri dolduran en temel dokulardır. Hücrelerarası boşlukları doldurarak, hücreleri birbirine bağlar. Bağ dokuları  bedenin şeklinin verilmesinden ve bedenin bakımından sorumludurlar. Bağ doku Ligament, dokular arası bölgeleri dolduran en temel dokulardır. Hücrelerarası boşlukları doldurarak, hücreleri birbirine bağlar. Bağ dokuları  bedenin şeklinin verilmesinden ve bedenin bakımından sorumludurlar. Bağ dokuları mekanik bir vazife üstlenerek, hücreleri ve organları birbirine bağlayarak ayrıca da  matriks oluşturarak bedeni desteklerler. Bedene giren enfeksiyona karşı koruma sağlayarak, her hangi bir vücudun hasar alması durumunda onarımı bağ dokuları yapmaktadır.

    Ligament, genel itibariyle üç bileşenden oluşmaktadır. Bunlar; hücreler, lifler ve ara maddelerdir. Hücrelerin oluşturduğu öteki doku tiplerinden değişikliği bağ dokusunun ana bileşeninin hücre dışı madde oluşmasıdır. Hücre dışı madde ise protein lifleri, doku sıvısı ve şekilsiz bir temel madde bileşenlerinden oluşur.

    Ligament yapısı: Bağ dokusu molekülleri, yapısal işlevlerinin yanında, hücre farklılaşmasını ve hücre çoğalmasını kontrol eden, hormonlara yönelik bir depo oluşturan özelliğe de sahiptir. Aynı zamanda matriksi hücrelerle kan arasında besinler ve metobolik artıkların değiş tokuşunu sağlamakla da vazifeli bir dokudur.

    Bedendeki bağ dokusu tiplerinin fazla olması, bağ dokusunun yapısal, fonksiyonel ve patolojik farklılıklarından sorumlu olan üç bileşenin karışımlarında ve ölçümlerinde farklılıkları yansıtır. Çoğunlukla kolojenden oluşan lifler aponevrozları, tendonkırı, organ kapsüllerini ve merkezi sinir sistemlerini saran zarları oluşturmaktadır. Bazı organların iç yapısındaki duvarları ve trabekülleri meydana getirerek, organların destek dokusunun en sağlam bileşenini oluşturur.

    Ligament, şekil itibariyle uzun mezenkim hücrelerince oluşturulur. Bu hücrelerin fazla sayıda ince stoplazmik uzantısı bulunmaktadır. Az sayıda lif içeren bol ve ağdalı bir ara madde içine gömülü durumdadır. Mezenkim dokusunun büyük bir bölümü embriyonun orta katmanı olarak bilinen mezodermden gelişmektedir. Mezoderm hücreleri bulundukları alandan çevredeki organlara doğru geçerek oraya  yerleşirler. Bu hücreler tüm bağ dokusu hücre türlerinin kökenini oluşturur. Bununla birlikte kan hücreleri, düz kas hücreleri ve endotel hücreleri gibi bazı yapıları da oluşturmaktadır.

    Ligament hücreleri: Bazı ligamentlere ait olan hücreler yerel olarak çoğalmaktadır. Bu çoğalan hücreler ligamentler içinde kalmaktadır. Lökositler gibi başka bazı hücreler diğer bölümlerden gelerek geçici olarak yerleşebilirler.

    Bağ doku, epitel dokunun altında yer alır. Bu doku hücreler arası madde olan, zemin maddesi ve intraselular madde ayrıca da matriks, fibroblaslar ve bağ dokusu hücrelerinden oluşur.  Fibroblaslar bağ dokusunda en çok bulunan hücredir. Ligamentleri oluşturan hücre olan zemin maddesi ve fibroblaslar vücutta değişik biçimde yani gevşek veya sıkı yerleşimlerine göre sınıflara ayrılmaktadır. Bu sınıflama şöyledir.

    Embriyonik bağ dokusu

    • Mukoz bağ dokusu
    • Menzenşimal bağ dokusu

    Erişkin bağ dokusu/Genel bağ doku

    • Sıkı bağ dokusu (düzenli sıkı bağdokusu, düzensiz sıkı bağ dokusu)
    • Gevşek bağ dokusu

    Erişkin bağ doku/Özel bağ doku

    • Yağ doku
    • Elastik bağ doku
    • pigment doku
    • Retiküler bağ doku
    ]]>
    Kas Lifleri https://www.iskelet.gen.tr/kas-lifleri.html Wed, 23 Nov 2016 16:11:28 +0000 Kas lifleri, vücudun hareketlerini, organların çoğunun çalışmasını sağlayan, kasılıp gevşeme niteliğine sahip olan kas hücrelerinin birleşmesinden oluşan ipliksi yapıya denilmektedir. Kas lifleri ise birleşerek kas deme Kas lifleri, vücudun hareketlerini, organların çoğunun çalışmasını sağlayan, kasılıp gevşeme niteliğine sahip olan kas hücrelerinin birleşmesinden oluşan ipliksi yapıya denilmektedir. Kas lifleri ise birleşerek kas demetlerini oluşturuyor. İskelet kası değişik kas liflerinin karışımından meydana gelir. Bu kas lifleri fiziksel ve biyokimyasal olarak değişik niteliklere sahiptir. Kasları uyaran sinirlerin niteliklerine ve kasılma hızına bağlı iki tür kas lifi grubu mevcuttur. Bunlar hızlı ve yavaş üniteler olarak 2’ye ayrılır. Vücuttaki kas liflerinin oranını ve ünitelerinin sayısı doğuştan gelen niteliklere göre bellidir. Bu yüzden ünitelerin birbirine dönüşme yeteneği yoktur. Bunun nedeni ünitelerin çalışmasını sağlayan sinir lifleri iletme hızının değişmeyecek olmasındandır. Ancak kas liflerinin içinde bulunan hızlı veya yavaş çalışma özelliğine sahip olan lifler antrenmanlara uyum sağlarlar. Buradan kasların gücünün,  büyüklüğünü ve dayanıklılığının antrenman ile belirlenebileceği anlaşılmaktadır. 

    Kas lifleri gruplarının türleri

    • Hızlı üniteler: Bu türler kasılmaya, gevşemeye ve gerilmeye daha hızlı ulaşmaktadırlar. Hızlı üniteler daha kalın sinirlerle uyarılmakta ve daha kalın kas liflerinden oluşuyorlar. İçeriklerinde kılcal damar fazla olmadığından, mikroskop altında daha beyaz görünmektedirler. Bu yüzden bunlar beyaz kas lifleri olarak bilinirler. Bunlar yorgunluğa karşı dirençli ve çabuk yorulan lif türleridir.
    • Yavaş üniteler: Bunlar yavaş kasılma niteliğine sahip olup, yorgunluğa karşı dayanıklı liflerden oluşmaktadırlar. Bu üniteleri uyaran sinirler elektrik akımını yavaş iletip, içerikleri fazla miktarda kılcal damara sahip olduğundan, mikroskop altında kırmızı renkte görünüyorlar.

    Kas lifleri görevleri

    Vücudun yapısı her ne kadar mükemmel olursa olsun, yürümek için bir kas sistemine ihtiyaç duymaktadır. Kasların içeriğinde milyarca kas lifi bulunuyor. Vücutta ortalama olarak 6 milyar kas lifi mevcuttur. Bunların sayesinde su içebilir, gözlerimizi hareket ettirebilir,  araç kullanabilir, kalbimiz atar, konuşur, nefes alırız,  boynumuzu çevirebiliriz. Kas lifleri bir araya gelerek kasları oluşturuyorlar. Yürümeyi sağlamak için kaslar ve kemiklerin birbirine bağlanması özel bir yapı sayesinde olmaktadır. Bağın olduğundan sıkı olması halinde kaslar hareket edemez, gevşek olması halinde ise kaslar kemikten ayrılma özelliğine sahip olacaktı. Yürüme sırasında vücutta yüze yakın kas çalışıyor. Bu kadar çok sayıda kasın çalışmasına rağmen, harcanan enerji oldukça az miktardadır. Kas liflerinin % 25 verimle çalıştığı düşünüldüğü zaman, bunu dile getirmek için bir otomobilin verimine eşdeğer olduğunu söyleyebilir. Yapılan eylem, iş veya hareket sırasında kas lifleri sırayla devreye giriyor. Yapılan çalışmalarda ağırlık çalışmasıysa, yapılan tekrar sayısı kas lifini tetikliyor. Az sayıda yapılan tekrar beyaz kas lifini arttırırken, çok sayıda yapılan tekrar kırmızı kas lifini arttırmaktadır. 

    ]]>
    Hayvan İskeleti https://www.iskelet.gen.tr/hayvan-iskeleti.html Wed, 23 Nov 2016 16:10:11 +0000 Hayvan iskeleti, Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denilmektedir. Hayvanların çoğunun, vücuda destek olunmaktadır, koruyan ve kaslar Hayvan iskeleti, Organizmaların vücuduna desteklik yaparak kendilerine özgü şekillerinin oluşmasını sağlayan yapılara destekleyici yapılar denilmektedir. Hayvanların çoğunun, vücuda destek olunmaktadır, koruyan ve kaslara bağlanarak hareketi sağlayan iskelet sistemi bulunuluyor. Hayvanlarda görülen iskelet dış ve iç iskelet olmak üzere iki tiptir.

    Dış Hayvan İskeleti: Vücudun dış kısmında organik ve inorganik maddelerden oluşuyor. Epitel hücreleri tarafından yapılmaktadır. Su ve ısı  kaybını engelliyor. Büyümeyi sınırladığı için zaman zaman yenilenmektedir. Dış iskeletin üzerinde hiçbir vücut örtüsü bulunamaz. Genellikle omurgasızlar da görülüyor. Bazı bir hücrelilerde sitoplazma tarafından salgılanan dış örtüler bir dış iskelet oluşturuyor. Dış iskelette kaslar iskeletin iç yüzüne bağlanılmaktadır. Eklem bacaklıların vücudu örten kitukula protein, karbonhidrat, yağ ve tuzlardan oluşmakta bir dış iskelettir. Büyüme sırasında zaman zaman esnek bir yapıya sahip olmadığı için  değiştirilmektedir.Örneğin, diyatomelerde SiO2, salyangoz ve midyelerinde CaCO3 birikimi ile oluşuyor. İstakoz ve çekirgede kitinden kabuk şeklinde görülmektedir.

    İç Hayvan İskeleti: Embriyonun mezoderm tabakasından oluşuyor. Kıkırdak dokunun, kemik dokuya dönüşmesi ile meydana gelmektedir. Sıkça büyümeyi sınırlayıcı değildir. Hayvan ile beraber büyürler. Dış iskeletten farklı olarak kaslarla örtülüdürler. En basit iç iskelet amphioxusta görülür. Sırt tarafında notakord denilen sırt ipi şeklinde olur. Süngerlerde küçük iğneler şeklinde (CaCo3, silis, spongis gibi); derisi dikenli ve deniz yıldızı gibi canlılarda kollu iç iskelet şeklinde olur; omurgalılarda ise eklemlerle bağlı esnek bir iç iskelet oluyor. Balıklarda eklemli iç iskelet şeklindedir. Köpekbalıklarında bütün yaşantıları boyunca kıkırdaktan yapılan bir iç iskelet vardır. İç iskeletin yapısı kemik dokudan oluşur.

    Hayvan İskeleti Kemik Yapısı

    Kemiğin %30 u protein yapısındaki osein adlı kemik maddesinden, %45 i CaPO4, MgPO4, CaCo3 gibi inorganik maddelerden  %25 ise sudan oluşuyor. Kalsiyum ve karbonat tuzları ile fosfat kemiğe sertlik ve dayanıklık veriyor. Açlık halinde kemik kapsadığı iyonların 1/3 nü kana veriyor. İyon kaybına uğrayan kemik yumuşayıp ve kolayca kırılabilir. Gebelikte bu mineraller bebeğin iskeletinin oluşumunda kullanılıyor. Olgun kemik hücrelerine osteosit denilmektedir. Yassı, oval hücreler olup, sitoplazmik uzantıları vardır. Yapı olarak kemik iki kısma ayrılmaktadır.

    ]]> Bel Omurları https://www.iskelet.gen.tr/bel-omurlari.html Wed, 23 Nov 2016 16:09:51 +0000 Bel Omurları; Omurga sistemi vertebra olarak adlandırılan 33 omurun bağ ve destek dokular ile birleşerek oluşturduğu karmaşık bir yapıdır. Vücut hareketlerini kontrol eden, sinir sisteminin uyaranlarını taşıyan ve dik durmamız Bel Omurları; Omurga sistemi vertebra olarak adlandırılan 33 omurun bağ ve destek dokular ile birleşerek oluşturduğu karmaşık bir yapıdır. Vücut hareketlerini kontrol eden, sinir sisteminin uyaranlarını taşıyan ve dik durmamıza olanak sağlayan omurga sırt boyunca uzanarak vücuda gerekli olan desteği sağlar. Omurganın ilk 24 vertebrası birbirine omurlararası disk adı verilen kıkırdakların bulunduğu eklemler aracılığıyla bağlanmıştır ve bunlar boyun, sırt ve bel omurları olmak üzere 3 gruba ayrılır. Boyundan aşağı inildikçe omurlar kalınlaşır. 

    Bel omurları özellikleri; Bel omurları 5 adet vertebradan oluşur. Bu omurlar L1, L2, L3, L4, L5 olarak sıralanırlar. En altta yer alan L5 omuru ''sacrum'' adı verilen kuyruk sokumu kemiği ile eklem yapar. Sacrum üçgen biçimindedir ve 5 kemiğin birleşmesi ile oluşur. Hekimler sacrumun L5 ile eklem yapan üst bölümünü S1 olarak adlandırırlar. Bazı insanlarda nadiren bel bölgesinde 6. bir omur bulunabilir. Her iki omur arasında 4 ile 6 mm genişliğinde, elastik yapılı diskler bulunur. Omurgayı oluşturan tüm vertebralar arasında diskler olmakla birlikte bel bölgesine daha fazla yük bindiğinden bel omurlarında yükü hafifletmek için daha fazla disk bulunur. Omurlarası diskler omur yapıları arasında yastık olma işini üstlenirler. 

    Bel bölgesindeki omurlar omurganın diğer bölümlerindekilere göre daha kalın ve uzundur. Bu özelliğine ek olarak bel omurlarına yapışan büyük ve güçlü kaslar bulunur. Bu kaslar omurların yük taşımasını arttırıcı ve güçlendirici etki yapar. Her omurun etrafında gövdesini saran bir kemik halka vardır.Bu halkalara ''lamina'' adı verilir. Laminalar ise ''pedikül'' adı verilen iki kalın kemik sapla omur gövdesine bağlanır. Lamina ve omur gövdesi omurilik ve sinirleri koruyucu bir görev üstlenirler. 

    Bel omurları anatomisi; Lumbar bölge olarak adlandırılan bel omurları 5 farklı yapıdan oluşur. Bu yapılar; kemikler ve eklemler, sinirler, bağ ve destek dokuları, kaslar ve omurga segmentleridir. Bel bölgesindeki içe doğru yaylanma ''lordoz'' olarak ifade edilir. Omurlar arasındaki disklerde bozulma bel düzleşmesine yol açar. L4 ve L5 omurlarındaki kayma ise halk arasında fıtık olarak adlandırılan hastalığın ortaya çıkmasına yol açar. Omurlar arasındaki disklerde ortaya çıkan yırtılma, bağ yapısında deformasyon sürekli bel ağrısına, sinirlerde iletim bozukluklarına yol açabilir. Ayakta uyuşma, hissizlik gibi rahatsızlıklar L4 ve L5 omurlarının hasara uğramasından kaynaklanır. 
    ]]>
    Destek Ve Hareket https://www.iskelet.gen.tr/destek-ve-hareket.html Wed, 23 Nov 2016 16:08:25 +0000 Destek Ve Hareket, Bir canlı türünün herhangi bir canlılık yapısını taşıyan en küçük birimine hücre adı verilmektedir. Yine bu yapılar bir araya gelerek dokuları oluştururlar. Dokularda yine benzer hücrelerin bir aray Destek Ve Hareket, Bir canlı türünün herhangi bir canlılık yapısını taşıyan en küçük birimine hücre adı verilmektedir. Yine bu yapılar bir araya gelerek dokuları oluştururlar. Dokularda yine benzer hücrelerin bir araya gelmesi gibi benzer dokuların bir araya gelmesi ile birlikte organları oluştururlar. Organlar ise birleşerek sistemleri meydana getirirler. Örneğin destek ve hareket sisteminin oluşmasında etkili olan iskelet sistemini saymak mümkündür. Sistemlerin birleşmesi ise zaten bütün canlı yapısını yani canlı vücudunu oluşturur. İnsan vücudunda birçok sistem yer almaktadır.

    Destek ve hareket sistemleri

    • Boşaltım sistemi
    • Kas sistemi
    • İskelet sistemi
    • Bağışıklık sistemi
    • Dolaşım sistemi
    • Üreme sistemi
    • Denetleyici ve düzenleyici sistemler
    • Solunum sistemi

    İskelet Sistemi: İnsan bedeninde yer alan kemiklerin, eklemlerin ve kıkırdakların birleşmesi neticesinden oluşan sisteme iskelet sistemi adı verilmektedir. İskelet sistemi kıkırdak doku ile kemik doku sonucunda oluşmuştur. İskelet sisteminde yer alan kemik doku çoğunluğunu kemiklerin ve eklemlerin oluşturduğu bir yapı olarak bilinmektedir. Yeni doğmuş olan bir bebekte 300 e yakın kemik bulunurken bu sayı büyüdükçe daha da azalmaktadır. Zira kemik yapıları gelişim ile birlikte birbirine eklenmektedir. Bu yüzden de yetişkin bir insan iskeletindeki kemik sayısı 206 ile 207 arasında değişmektedir.

    İskelet Sisteminin Görevleri

    İskelet sistemini oluşturan kemiklerin en temel görevi insana şekil vermesi ve bedenin dik durmasını sağlamasıdır. Kaslar sayesinde bedenin hareket etmesine yardımcı olur. İskelet kemiklerinin kaslar etrafından çevrilmesi sayesinde aldığı darbelerden en az etkilendiği bilinmektedir. Bunun yanı sıra iskelet sistemi insan bedeninin içinde yer alan organları dış etkenlere karşı da korumaktadır. Aynı zamanda da iskelet sistemi kan hücreleri olan akyuvarlar, alyuvarlar ve kan pulcukları üretmekle görevlidir. 

    İskelet sisteminde yer alan kemiklerin üzerini örten bu yapı aynı zamanda da iç organların yapısına da katılması neticesinde bedeni dış etkenlere karşı koruyan bir yapıdır. Bu yapı organların rahat hareket etmesinde etkin bir rolü bulunmaktadır. Eklem bölgelerinde yer alan kemiklerin hareket etmesi için kasların düzgün bir biçimde çalışması gerekir. Yani kasların kasılıp gevşemesi şarttır. Bununla birlikte kasların da kasılıp gevşemesi için beynin emir vermesi ve bu emri sinirler yolu ile kaslara ulaştırması gerekir. Bu işlem gerçekleşmediği sürece destek ve hareket eyleminde bulunulması söz konusu olmaz.

    Destek Ve Hareket Sistemi Sağlığını İçin

    Dengeli ve sağlıklı beslenmek, spor yapmak ve özellikle de gün ışığına çıkmak gerekmektedir. Bununla birlikte destek ve hareket sisteminde yer alan kemikler için kalsiyum ve fosfor açısından bol bol D vitamini tüketilmesi gerekmektedir.

     

    ]]>
    Kas Hastalıkları https://www.iskelet.gen.tr/kas-hastaliklari.html Wed, 23 Nov 2016 14:42:08 +0000 Kas hastalıkları, vücudun hareket etmesini sağlayan ve hayati önem taşıyan kaslar, vücudun tepeden tırnağa çalışmasında önemli rol oynar. Sindirim sisteminin çalışması, damarlara kan pompalanması gibi daha pek Kas hastalıkları, vücudun hareket etmesini sağlayan ve hayati önem taşıyan kaslar, vücudun tepeden tırnağa çalışmasında önemli rol oynar. Sindirim sisteminin çalışması, damarlara kan pompalanması gibi daha pek çok görevi olan kaslarda bazen geçici problemler meydana gelebilir. Yaralanma, zorlanma gibi nedenlerde kaslarda geçici problemler oluştururken, bazı hastalıklar kaslarda ciddi sorunlara yol açarak kas sistemini etkisi altına alabilir.

    Kas hastalıkları nelerdir

    Vücutta 650 adet kas bulunmaktadır ve bu aksların her birinin farklı görevleri vardır. İç organlar ve vücudun çalışması haricinde, yürümek, konuşmak, dokunmak, kavramak, su içmek, yemek yemek gibi pek çok fonksiyona sahiptir. Vücutta hayati önem taşıyan en önemli kas kan pompalayan kalp kasıdır. Bu tür önemli kaslarda meydana gelen problemler vücutta pek çok soruna neden olabilir ve beraberinde farklı hastalıkları tetikleyebilir.

    Serebral palsi: Duruşu, dengeyi ve motor işlevini ilgilendiren bir kas hastalığıdır. Doğum anında beyin hasarı oluşan bebeklerde kas tonunun yitirilmesi sebebiyle oluşur ve en sık karşılaşılan doğumsal problemdir.

    Müsküler distrofi: Kalıtsal bir kas hastalığıdır. Kas liflerinde oluşan hasar sonucunda meydana gelir. Hastada hareket kaybı, halsizlik hissi, hareketleri kontrol edememe gibi belirtilere yol açar. Müsküler distorofi genel bir hastalık adıdır ve pek çok hastalığı kapsar. Her vakada aynı sonuca ulaşabilecek bir tedavi yöntemi yoktur.

    Kompartman sendromu: Kas, damar ve sinir sıkışması sebebiyle oluşan bir kas hastalığıdır. Ortaya çıkan sıkışma oksijen yetersizliğinden kaynaklanır. Beraberind eşiddetli akrın ağrısı, parastezi ve kaslarda gerginlik hissi oluşur. Fasicotomy olarak adlandırılan cerrahi girişimle tedavisi mümkündür. Cerrahiyle kas üzerindeki baskı hafifletilerek kasın normale dönmesi hedeflenir.

    Dermatomiyozis: Kronik kas ve deri, iltihabına verilen addır. Kas ağrısı, deri altında kalsiyum toplanması, akciğer hastalıkları, bağırsak delinmesi, yorgunluk hissi, ateş ve kilo kaybı hastalık belirtileri arasındadır. Hastalıkla beraber ciltte kırmızı ya da mor lekeler meydana gelebilir. Bu lekeler eller, dizler, göğüs, yüz ve sırt bölgesinde daha yoğun olur. Hastalık ilerlediğinde kas güçsüzlüğü yaşanabilir. Kesin bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Fakat, bazı ilaçlarla belirtiler kontrol altına alınabilir.

    Fibrodysplasia ossificans progressiva: Çok nadir görülen bir kas hastalığıdır. Kaslarda var olan yumuşak doku tıpkı kemik gibi sertleşir. Bu sertleşme kişinin hareket yeteneğini ciddi anlamda yitirmesine sebep olur. Kesin bir tedavisi yoktur. Ancak yaşanan belirtileri hafifletmek ve hastayı rahatlatmak için ilaç tedavisi uygulanabilir.

    Myastenia gravis: Kaslarda güçsüzlük ve yorgunlukla kendini belli eden bir kas hastalıkları arasındadır. Kronik bağışıklık sistemi sendromu olarak tanımlanır. Hastalıktan dolayı beyin kasları kontrol edemez. Hastada göz kapağı sarkması, kaslarda yorgunluk hissi, yutkunma güçlüğü, nefes almada ve konuşmada yaşanan zorluklar, yüz mimiklerini kontrol edememe gibi belirtiler yaşanır. Cerrahi ve ilaç tedavisiyle yaşanan belirtiler kontrol altına alınabilir.

    Fibromiyalji: Kronik gelişimli kas hastalıkları arasındadır. Genetik nedenli olduğu bilinmektedir. Erkeklere nazaran kadınlarda daha sık rastlanan bir hastalıktır. Kaslarda ağrı, yorgunluk hissi yaşanabilecek belirtiler arasında yer alır.

    Rabdomiyoliz: İskeleti koruyan ve destekleyen aks sistemi yıkımı olarak tanımlanabilir. Kas lifleri idrara karışarak böbrek yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Kas güçsüzlüğü, kas ağrısı, kaslarda sertleşme hastalık belirtileri arasındadır. Eğer yaşanan şikayetler yoğunlaşırsa hastanın diyalize alınması gerekebilir.

    Mitokondriyal miyopatiler: Kalp ritim bozukluğu, kas güçsüzlüğü, kalp yetmezliği, körlük]]> Eklemlerin Görevleri https://www.iskelet.gen.tr/eklemlerin-gorevleri.html Wed, 23 Nov 2016 14:41:21 +0000 Eklemlerin Görevleri, Binlerce yıllık tıbbi bilgiye göre insan vücudundaki sırlar, birbirine tamamen bağlı çalışan sistemlerin, vücuttaki diğer bulguları ile tam bir uyum içerisinde güzelliğini yansıtmak, bağlar arası Eklemlerin Görevleri, Binlerce yıllık tıbbi bilgiye göre insan vücudundaki sırlar, birbirine tamamen bağlı çalışan sistemlerin, vücuttaki diğer bulguları ile tam bir uyum içerisinde güzelliğini yansıtmak, bağlar arasında fonksiyonel bir bütünlük olduğu anlayışını doğrulamıştır. Bu sistemi oluşturan en önemli yapılar ise kemikler, eklemler ve kaslardır. Bunların yanında bu yapıları bir arada tutan bağlar vardır. Ayrıca yağ dokusu ve cilt derisi vardır. Tüm bu sistemin çalışmasını sağlayan damar Vardır. Bilhassa sinir yapıları da birleşim yerleridir. Yani kemiklerin birbirine bağlı olması ile vücut şekillenir ve hareket kabiliyetini artırmak için kemiklerin birbirine bağlı olması gerekir. Bu amaçla çeşitli bağlarla vücuda hareket kabiliyetini veren yapıya eklem denir. Hayatın devamlılığı için eklemler, kemiklerin birleştiği yerlerde bulunur. Aksi takdirde eklemler bulunmadığı zaman vücut hareket edemez, dimdik dururdu. İnsan vücudunun milimetrenin binde biri büyüklüğündeki kadar hücrelerden meydana gelir. Bu hücreler de birleşerek kemikleri, sinirleri, karaciğeri, mide yapısını, deriyi ve kornea tabakasını oluşturur. Bu durumda hücreler, vücudun hangi parçasını oluşturuyorsa bu kısımda gereksinim duyulan boyuta ve şekle sahip olurlar. İnsan vücudunda bulunan organlar ve sistemler olarak özelliklere sahiptir. Eklemlerin bileşimi, dokudan veya kıkırdaktan oluşan bir ara maddeyle birleşir.


    Eklemlerin birleşme yüzeyleri; Kıkırdak bir tabakayla örtülüdür.Yani eklemlerin yapısını oluşturan bir zar bulunur. Bu zara sinovyal membran denir. Sinovyal membranda bulunan hücreler de eklemlerin içerisini dolduran sıvıyı üretirler. Bu sıvı, sürtünmenin azalmasına yardım eder ve eklem kıkırdağını besler. Öyle ki eklemler uzun süre boyunca hasar görmeden sürekli çalışması için bu sıvı oldukça önemlidir. Dolayısıyla vücudun konumuna göre bilgiler veren milyarlarca küçük mikroskobik algılayıcılar vardır. Bu algılayıcılardan gelen mesajları, merkezi sinir sistemine ulaştırır ve yeni emirler gönderir.

    Eklemlerin Görevleri; İnsan yaşamını kolaylaştıran bu eklemler, kaslara bağlanma yüzeyini sağlar. insanların çok daha rahat hareket etmesini sağlayacak büyük görevler yapmaktadır. Hareketlerin hızını etkin bir şekilde yapabilmesi için eklemler destek noktalarını oluşturur. Vücuda şekil verir ve kemiklerin mekanik dayanıklılığında önemli bir yere sahiptir.Vücut yapısındaki organları korur ve kemik iliği sayesinde kan yapımına yardımcı olur. Kemiklerin ayakta durmasını sağlar ve yürüme görevini yerine getirir. Eklemler birbirine tamamen değişiktir.

    ]]> Bacak Kasları https://www.iskelet.gen.tr/bacak-kaslari.html Wed, 23 Nov 2016 11:29:34 +0000 Bacak kasları, diz eklemi ile ayak bileği eklemi arasında yer alan kaslardır. Bacak kasları, 3 grupta incelenir. Lateral bölge, ön bölge ve arka bölge. Bacağın ön bölgesinde M.tibialis anterior kası vardır ve bu kas ayağa Bacak kasları, diz eklemi ile ayak bileği eklemi arasında yer alan kaslardır. Bacak kasları, 3 grupta incelenir. Lateral bölge, ön bölge ve arka bölge. Bacağın ön bölgesinde M.tibialis anterior kası vardır ve bu kas ayağa ekstansiyon ve inversiyon hareketlerini yaptırır. Yürüme sırasında oldukça aktif olan bir kastır. Aynı zamanda bu kas denge sağlar ve sakatlanmaları engeller. Bacağın ön kısmında bulunan kasların siniri N.peroneus tertius'dur. Bacağın lateral bölgesinde de M.peroneus longus ve M.peroneus brevis kasları yer alır. 

    Her iki kasta ayağa planter fleksiyon ve eversiyon yaptırmaktadır. Bu her iki kasın siniri de N. peroneus superficialis'dir. Bacağın arka bölgesinde ise baldır kısmına şeklini veren M.gastrocnemius kası yer alır. Bu kas ayağa plantar fleksiyon hareketini yaptırırken dize de fleksiyon hareketini yaptırır. Gastrocnemius kası koşma, atlama gibi hızlı hareketlerden sorumludur. Bu kasın hemen altında yer alan M.soleus kası da diğer kas gibi ayağa plantar fleksiyon hareketini yaptırır. Ayağa aynı işlemi yaptıran bir diğer kas ise M. plantaris adlı kastır. Plantaris kası görünüş itibariyle ince uzun bir kastır. Bu sebeple de plastik cerrahide kolaylıkla yama (greft) olarak kullanılır. kaslar dizler bükülmüş haldeyken aktifleşirler. Bacağın arka bölgesinde yer alan tüm kasların sinirleri ise Nçtibialis'tir.

    Bacak kasları nasıl geliştirilir

    Bacak kasları geliştirmek için yapılan birkaç haraket vardır. Squat, Front Squat,  Hack Squat, Leg press, Leg extension, Lunges Leg Curl ve Dumbell Lunge bu hareketlerden birkaçıdır. Bu bacak kaslarını geliştirme hareketleri genel olarak tüm kasların çalışmasını ve onları harekete geçirmeyi sağlar ve denge problemlerini azaltırlar.
    ]]>
    El Kemikleri https://www.iskelet.gen.tr/el-kemikleri.html Wed, 30 Mar 2016 16:02:50 +0000 El kemikleri, El, vücudumuzda kolun alt kısmında, beş parmağın başladığı yerdir. Başparmağın, öteki parmaklarla bir olup, nesneleri tutabilmesi bir özelliktir. İnsan beyninde bulunan, eli yöneten bölüm hayvanla El kemikleri, El, vücudumuzda kolun alt kısmında, beş parmağın başladığı yerdir. Başparmağın, öteki parmaklarla bir olup, nesneleri tutabilmesi bir özelliktir. İnsan beyninde bulunan, eli yöneten bölüm hayvanlardakinden daha fazladır. Bu sebeple, el ve parmaklardaki hareketlerin zorlanmasının sebebi, beyindeki bazı sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Bütün hareketleri kolaylıkla yapabilmek için, iri ve ufak 27 tane el kemiği vardır. Bilekte dörder kemiğin, düzensiz olarak iki sıra halinde oluşmasıyla, sekiz kemik bulunur. Bu kemiklere el bilek kemikleri adı verilir. Avuçta ise, beş tane el tarak kemiği mevcuttur. Parmaklarda da, 14 tane el parmak kemikleri vardır. Bu parmak kemiklerinin, iki tanesi baş parmaktadır. Diğer parmaklarda ise, üçer tane bulunmaktadır. Ön kol kaslarından uzanan tendon bağı, bileğin ön tarafında bulunan bir bağın altından geçerek, bir kılıf içerisinde parmaklara ulaşır ve parmakların, içe doğru bükülmesini sağlar. Bileğin arka kısmında ise, dışa doğru bükülmeyi sağlamaktadır. Avucun yukarı dönmesine supinasyon, aşağı dönmesine de, pranosyan denir. Avucun yukarı dönmesi, yani supinasyon en fazla insanlarda gelişmiş bir durumdur. Beşinci parmak ve başparmağın kök kısımlarının altında, tarak ve el kemiklerinin arasında bulunan boşluğu dolduran kaslar, parmakların birbirine uzaklaşıp, yaklaşmasını sağlamaktadır. Ayrıca el içi oynaklarındaki hareketleri sağlamaktadır.

    Kan ise ele, iki tane atardamar aracılığıyla gelmektedir. Bu atardamarlara, radial ve ulnar arterler denilmektedir. Ulnar adındaki arter, kolun iç kısmından radial ise başparmak tarafından ilerlemektedir. Bu atardamarlar, avuç içinde birleşerek biri derin diğeri ise, sathi olarak iki kemer oluştururlar. Bu kemerlerden ayrılan dallar ise, bütün parmakların iç ve dış yanlarına doğru uzanır. Ulnar sinir, dördüncü ve ufak parmağın iç yarısının ön tarafında, deri hissi oluşturmaktadır. Ayrıca orta parmak, dördüncü parmak ve beşinci parmağın arka yüzünün yarısının, hissi siniridir. Median sinir ise, ön yüzde bulunan diğer parmaklara gitmektedir ve arkadaki bütün uçların siniridir. Radial sinirde, elin arka tarafında bulunan geri kalan bütün bölgelere, dallar vermektedir.

    Tıbbi açıdan, El Kemikleriel kemiklerinin ve parmakların şekli oldukça önemlidir. El kemiklerinde oluşan  farklılıklar, bazı hastalıkların belirtisi olabilir. Örneğin; devlik hastalığı olarak bilinen akromegali de, eller olması gerekenden çok fazla büyüktür. Kalp ve akciğer rahatsızlıkların da ise, parmak uçların da şişlikler oluşmaktadır. Bazı dolaşım bozukluğu rahatsızlıklarında ise, parmaklar beyaz yada mor renk olmaktadır. Tabi sadece eldeki belirtilere bakılıp, teşhis koymak doğru olmaz. Bunların yanında, diğer belirtilere bakılarak teşhis konacaktır.

    ]]>
    Bilek Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/bilek-kemigi.html Tue, 29 Mar 2016 11:56:25 +0000 Bilek kemiği, İnsan anatomisinde ön kol ile el aralarında yer alan esnek ve daha dar bir bağdır. El bileği basit olarak da karpallar olarak bilinen ve birbiri üst kısmına sarılarak biçim verilebilir bir menteşe meydana getire Bilek kemiği, İnsan anatomisinde ön kol ile el aralarında yer alan esnek ve daha dar bir bağdır. El bileği basit olarak da karpallar olarak bilinen ve birbiri üst kısmına sarılarak biçim verilebilir bir menteşe meydana getiren, çift sıra kemiklerden meydana gelir. El bileği eklemi (articulatio radiocarpea) oval eklemdir.
     
    El ağrısının bilhassa bayanlarda sık sık görüldüğü bir gerçektir. Elleriniz ve bileklerinizde şişme, güçsüzlük veya hissizlik olabilir ve birtakım vaziyetlerde onları kullanamayabilirsiniz. Bu yazımızda, bu meseleye yöntem açan sebeplerden ve aklınızda tutmanız gerekli olan mümkün iyileştirme yollarından bahsedeceğiz. Son olarak söyleyeceğimize şaşırabilirsiniz ama eliniz vücudunuzun en komplike bölgelerinden birisidir. 19 kemik, 17 eklem ve 19 adale içermektedir. Eğer bunlardan birisi hasar görürse şüphesiz elinizle yaptığınız tüm hareketleri etkileyecektir. Özellikle el açık durumda yere düşüldüğünde eldeki kemiklerin rastgele birisinde kırık oluşabilir. Trafik kazasında veya yüksekten düşme benzeri yüksek enerjiyle meydana gelen travmalarda da el bileğinde parça parça ve önemli kırıklar oluşabilmektedir. İleri yaş grubundaki görülebilen osteoporoz (kemik erimesi) ise daha az enerjili kolay travmalar da kırıklara kapı aralamaktadır. El bileğinde fazladan fazla kırılan kemik radiustur. Kırık oluştuğu vakit el bileği etrafında şişlik ve ağrı, el bileği ve elin kullanımında güçlük ve kısıtlılık olur. El bileğinin tarzı çoğunlukla bozulmuştur. Birtakım kırıklar daha kolay, yerinden ayrılmamış tarzda olurken; birtakım kırıklar çok fazla parça parça, yerinden boşanmış ve biçim bozukluğuna kapı aralayacak tarzda parçalanmış olabilir. Eklem yüzüne denli ilerleyen ve eklem hattında düzensizliğe neden olan kırıkların eklemin geleceğini negatif istikamette etkileyecek nitelikleri vardır. Eğer kırık açık yaralarla beraber olacak denli yüksek enerjiyle oluşmuşsa enfeksiyon dahil olmak üzere çok fazla komplikasyona sürükleyebilir. Bir el bileği kırığının her istikametiyle anlaşılabilmesi amaçlı kontrolden ardından detaylı olarak da görüntülenmesi gereklidir. Normal röntgen incelemesinden yabancı bilgisayarlı tomografi ve/veya MR analiz edilmesi yapılıp hem bir kırığın detaylarıyla meydana konmasına çalışılırken hem bir de eşliğinde narin doku yaralanmalarının varlığı ve ciddiliği araştırılır. Kemiğin bütünlüğünün kaybıyla beraber etrafındaki ligamentlerin, bağlantı ve kapsüler narin doku kısımlarının, tendonların, adele ve sinirlerin de yaralanma olasılıkları meydana geldiği amaçlı bu yapıların tümünün tek tek bütünlüğünün saptama edilmesi gereklidir. Yalnızca kırığın değil çevre narin doku kısımlarının da rehabilitasyonu şarttır.

    Bilek KemiğiBilek kemiği kırığının tedavisi
    Tedavi planlanırken kırığın kaymamış ve yerinde duruyor olması veya kemiğin yapısının bozulduğu, yerinden oynamış olup olmaması meydana konur. Bununla Birlikte hastanın yaşı, tipik sıhhat hali, hangi elinin etkilendiği, iş ve toplumsal hayatı, eşliğinde yabancı yaralanmaların olup olmaması, el bileği ekleminde veya çevre eklemlerde kireçlenme benzeri yabancı rahatsızlıkların olup olmaması benzeri durumlar göz önünde bulundurulur. Eğer kırık yerinden ayrılmamışsa veya düzeltildikten ardından yerinde kalabiliyorsa bir alçı veya atel ile rehabilitasyonu olasıdır. Eğer kırık boşanmış konamıyor ise veya çok fazla parçalıysa, eklem hattına uzanıyorsa cerrahi iyileştirme gerektirebilir. Ameliyatlı tedavi metodunda kırık mahaline yerleştirildikten ve normal anatomik mimari oluşturulduktan ardından saptama olarak da farklı çiviler, teller, vidalar, plaklar veya eksternal fiksatör adı verilen cihazlar kullanılır. Bazen eklem hattının bir daha düzeltilmesi ve denetimi amaçlı el bileği artroskopisi benzeri endoskopik yöntemler kullanışlı. Hekim her hastanın niteliğine yönelik ve kırığın karakterine yönelik en uyumlu rehabilitasyonu seçmeye çalışır. Çok fazla parçalanmış, ezilmiş veya kem]]> Çene Eklemi https://www.iskelet.gen.tr/cene-eklemi.html Thu, 04 Feb 2016 15:32:43 +0000 Çene eklemi, kulakların önünde, alt çeneyle şakak kemiğinin arasında ve bu kemiklerin arasındaki eklem kıkırdağını da kapsayan, çift taraflı, farklı yönlere hareket edebilen bir eklemdir. Sahip olduğu yapısal özellikle ned Çene eklemi, kulakların önünde, alt çeneyle şakak kemiğinin arasında ve bu kemiklerin arasındaki eklem kıkırdağını da kapsayan, çift taraflı, farklı yönlere hareket edebilen bir eklemdir. Sahip olduğu yapısal özellikle nedeniyle, kayma, ileriye ve geriye hareket etme, kısıtlı şekilde dönme hareketini yapabilen vücuttaki tek eklemdir. Sahip olduğu konum ve yapı itibarıyla, çiğneme kasları, dişler gibi yapılarla etkileşim halindedir. Bu nedenle çevre dokulardaki sorunlar bile çene ekleminde problemlere yol açabilir.

    Çene eklemi rahatsızlıkları neden olur

    Çene eklemindeki sorunların nedenleri oldukça değişkendir. Buna rağmen sorunlar her zaman kesin olarak tespit edilemez. Esneme sırasında ağzı fazla açma, yapılan diş tedavisi sırasında uzun süreli ağzın açık kalması, çene ekleminin aşırı yüke maruz kalması, stres, kızgınlık gibi etkenlerden dişleri sıkma gibi sorunlar pek çok kişiyi etkileyebilir. Bu tür etkenler çoğaltılabilir. Başlangıçta fazla belirgin olmayan sorunlar giderek artabilir. Ancak çene eklemine alınan bir darbe ya da anormal çene eklemi hareketiyle, birden ağızda kilitlenme gibi ciddi bir sorun ortaya çıkabilir. Bunlar daha fazla etkiye neden olur. Aynı zamanda diş protezlerinin uygun olmaması, çiğneme kaslarında olan istem dışı hareketler, eklem tümörleri, depresyon, stres, üzüntü, romatoid artrit, psoriatik artrit gibi sorunlarda çene eklemini olumsuz etkiler.

    Çene EklemiÇene ekleminden ses gelmesi

    Eğer çene ekleminde ağrı yoksa, herhangi bir fonksiyon bozukluğu bulunmuyorsa, çene açıkken ya da kapalı haldeyken kilitlenme gibi bir sorun olmuyorsa, ağzı açıp kapatırken çeneden ses gelmesi ciddi bir sorun teşkil etmez. Bu nedenle hastalara bir tedavi uygulanmaz. Çene eklemindeki tedavide amaç, eklemdeki sesin ortadan kaldırılmasından ziyade, diğer bulguların ortadan kaldırılması içindir: Hastaya uygulanacak cerrahi tedavi sonrasında da çene ekleminde ses olabilir. Sadece çene eklemindeki sese eşlik eden diğer belirtiler varsa, tedavi planlaması yapılır.

    Çene eklemindeki sorunların ağız açıklığına etkisi 

    Çene eklemi sorunları hastalardaki ağız açıklığını etkileyebilir. Bu özellikle ağız açıklığının azalması şeklinde meydana gelir. Aniden ortaya çıkan, şiddetli ağrıya neden olan ağızda kısıtlama, genellikle çene eklemi kıkırdağının öne kayması, kıkırdağın yerine gelmemesi sonucunda ortaya çıkar. Eğer hastada çene eklemi çıkarsa, ağzı dışarıdan görülebilecek şekilde açık kalır. Bu hastalarda doktor müdahalesiyle çene ekleminin yerine oturtulması şarttır. Ayrıca çiğneme kaslarındaki sorunlar, ankiloz adındaki çene kemiğiyle şakak kemiğinin arasındaki kayma sonucunda da ağız açıklığı kısıtlılığı ortaya çıkabilir. Çene eklemindeki sorunlar, aynı zamanda kulak ağrısı ile karıştırılabileceğinden, sorunların tedavisi de gecikebilir.

    Çene eklemindeki sorunların teşhisi

    Vücudumuzdaki en önemli eklemler arasında bulunan çene ekleminin sorunları en kısa sürede teşhis edilmelidir. Konuşma ve çiğnemeye yardımcı olan alt çenedir. Çenenin en fazla açık olduğu konumda, çene eklemi iki hareket yapar. Hareketler bildiğimiz bir menteşe hareketi gibi öne kayma ile gerçekleşen rotasyon hareketleri gibidir. Normal ağız yapısındaki sapmaların nedeni, çiğneme kaslarındaki spazmlardır. Çene ekleminde fonksiyon bozukluğu olduğunda, genellikle hastada ağrı, çene ekleminde ses ve kısıtlı çene hareketinin olması karakterizedir. Çene eklemi sorunları için uygulanacak teşhis ve tedavilerde çene cerrahisi yardımcı olmaktadır.
    ]]>
    İnsan İskeleti https://www.iskelet.gen.tr/insan-iskeleti.html Thu, 04 Feb 2016 15:31:49 +0000 İnsan iskeleti, Canlı vücudunu destekleyen, hareket etmesini sağlayan, iç organlara tutunma yeri oluşturan, onları dış etkiye karşı koruyan sistemdir. İnsanda iskelet sistemi kemikler, kıkırdak yapılar ve eklemlerde İnsan iskeleti, Canlı vücudunu destekleyen, hareket etmesini sağlayan, iç organlara tutunma yeri oluşturan, onları dış etkiye karşı koruyan sistemdir. İnsanda iskelet sistemi kemikler, kıkırdak yapılar ve eklemlerden oluşur.

    Kemiklerin Yapısı:

    • %25 Su, %45 inorganik madensel tuzlar bulunur. Bunlar kemiğin sert yapısını oluşturur.
    • %30 Organik maddeler ise kemiğin esnekliğini sağlar. Olgun kemik hücrelerine osteosit denir. Bunlar yassı - oval hücreler olup sitoplazmik uzantıları vardır. Bu hücreler tarafından salgılanan ara maddeye osein denir.
    • Kemik hücreleri lakün denilen boşluklarda bulunurlar. Lakünlerden her yöne ince kanalcıklar çıkar.
    • Hücrelerin sitoplazmik uzantıları bu kanalcıkların içine yayılır.
    • Kemik dokusunun ara maddesi sert olduğu için geçirgen değildir. Hücrelerin beslenebilmesi bu kanalcıklar için sitoplazmik uzantılarla sağlanır.
    • Kemikler yapı bakımından ikiye ayrılır.  

    Süngerimsi Kemik: Kırmızı kemik iliği ile dolu düzensiz boşlukların bulunduğu ince kemik lamellerden oluşur. Sıkı kemiğe oranla daha yumuşaktır.

    Sıkı Kemik (Tıkız Kemik): Boşluklar bulunmaz kılcal damarlar bulunan mikroskobik kanallar bulunur. Bunlardan kemiğe uzun eksene paralel uzanan kanallara havers kanalları denir. Havers kanallarını birbirine bağlayan yan kanallara volkmann kanalları denir. Havers kanallarındaki kan damarlarından osteositlere besin ve oksijen iletirken, artık maddeler aynı yoldan geri alınır. İskeleti oluşturan kemiklerin dış yüzeyi ile uzun kemiklerin gövdesi sıkı kemiklerin gövdesinden oluşur.

    İnsan İskeletiKemik Çeşitleri:

    Kemik çeşitleri 3'e ayrılır.

    Uzun Kemikler: Kol ve bacaklarda bulunur. En dışta kemik zarı bulunur. Kemiğin enine büyümesini, onarılmasını, beslenmesi ve rejenerasyonunu  sağlar. Baş kısmında sıkı kemik dokusu, ortada süngerimsi kemik dokusu bulunur. Gövde Kısmında sıkı kemik dokusu bulunur. Ortasındaki kanalın içi sarı kemik iliği ile doludur. Uzun kemiğin baş kısmı ile gövdesi arasında kıkırdak dokudan yapılı tabaka kemiğin boyuna büyümesini sağlar. daha sonra kemikleşir. Bundan sonra kemiğin uzaması Eklem kıkırdağı tarafından devam ettirilir.

    Kısa Kemikler: Omurga el ve ayak bileklerinde bulunur. Sarı kemik iliği bulunmaz, kırmızı kemik iliği bulunur.

    Yassı Kemikler: Göğüs. kafatası, kaburga, kafa, kürek, kalça kemiklerinde bulunur. Sarı kemik iliği bulunmaz. Kırmızı kemik iliği bulunur. Kısa ve yassı kemiklerin dışı kemik zarı ile örtülür. Kemik zarın altında sıkı kemik dokusu bulunur. Ortada süngerimsi kemik dokusu bulunur.

    İskelet Sisteminin Görevleri

    • Vücudun çatısını oluşturur.
    • vücuda diklik ve sertlik sağlar
    • İç organları dış etkenlerden korur.
    • İç organlara ve kaslara bağlanma yüzeyi oluşturur.
    • Eklemlerin yardımıyla vücuda hareketlilik sağlar.
    • Vücudun ihtiyacı olan bazı temel mineralleri depo eder.
    • Kan yapımında görev alır. ( Kırmızı kemik iliği )

    İnsan İskeletinin Bölümleri

    İnsan iskeleti 207 kemikten oluşur. 3 kısımda incelenir;

    • Baş İskeleti: Kafatası kemikleri (alın, yan kafa, şakak, art kafa, temel kalbur kemikleri ) ve yüz kemikleri ( tırnakçık, elmacık, burun, sapan, boynuzcuk, üst çene, alt çene, damak kemikleri ) dir.
    • Gövde İskeleti: Omurga, kaburgalar, göğüs kemiği, omuz ve kalça kemiklerinden oluşur. Omurga 33 omurdan meydana gelmiştir. Omurga; boyun(7), sırt(12), bel(5), sağrı(5), kuyruk sokumu(14) olmak üzere 5 bölgeye a]]> Eklemler https://www.iskelet.gen.tr/eklemler.html Thu, 04 Feb 2016 15:30:33 +0000 Eklemler, Kemiklerin bağlana yerlerine eklem denir. Eklemi oluşturan tüm yapıların sağlıklı olması iskelet sisteminin doğru çalışmasını sağlar. Kemikler birbirlerine eklemler ile bağlanırlar. Eklem yapan kemikler Eklemler, Kemiklerin bağlana yerlerine eklem denir. Eklemi oluşturan tüm yapıların sağlıklı olması iskelet sisteminin doğru çalışmasını sağlar. Kemikler birbirlerine eklemler ile bağlanırlar. Eklem yapan kemikler arasında kıkırdak ya da sıkı eklem bağ doku bulunur. Eklemler üçe ayrılır.


      • EklemlerHareketsiz Eklemler (Oynamaz Eklemler):
        Kemikler çok sıkı ve birbirlerine testere dişi gibi girinti ve çıkıntılarla bağlanmışlardır. Bu kemiklere örnek olarak kafatası olarak gösterilebilir.
      • Az Haraketli Eklemler ( Yarı Oynar Eklemler): Kemiklerin kısıtlı hareket etmesini sağlayan eklemlerdir. Omurgada, omurlar arasında kıkırdak doku sayesinde kısıtlı hareketler meydana gelir. Bu az hareketli eklemlere örnektir.
      • Hareketli Eklemler (Oynar Eklemler): Vücudun en çok hareket eden kısımlarında bulunur. Kol ve bacak kemikleri bunlara örnek gösterilebilir. Eklemleri oluşturan kemik uçları bağ dokudan meydana gelmiş ortak bir kapsülle çevrilmiştir. Kapsülle eklem arasındaki boşluk eklem boşluğudur. Eklem kapsülünün iç yüzeyi ince bir zarla örtülüdür. Bu zara sinoviyal zar denir ve yumurta akına benzeyen bir salgı meydana getirir. Eklem boşluğunda toplanan bu sıvı (eklem sıvısı) eklem uçlarının kayganlığını sağlar. Kemiklerin eklem yüzleri eklem kıkırdağı ile örtülüdür. Bir kemikten diğerine uzanan bağ dokudan yapılı eklem bağları vardır. Bu yapılar ekleme sağlamlık ve kolay hareket etme özelliği kazandırır. Eklem kemiklerinin baş kısmında bulunan kıkırdak tabaka hareket sırasında kemik başlarının birbirine değerek aşınmasını önler
      ]]>
      Ankilozan Spondilit https://www.iskelet.gen.tr/ankilozan-spondilit.html Thu, 04 Feb 2016 15:30:22 +0000 Ankilozan spondilit, omurgadaki iltihabi bir hastalık neticesinde omurga hareketlerinde azalma ya da yok olmayı ifade eden bir rahatsızlıktır. En fazla omurganın sonunu, leğen kemiğindeki eklemleri ve omurları etkilemektedir. Ankilozan spondilit, omurgadaki iltihabi bir hastalık neticesinde omurga hareketlerinde azalma ya da yok olmayı ifade eden bir rahatsızlıktır. En fazla omurganın sonunu, leğen kemiğindeki eklemleri ve omurları etkilemektedir. Fakat omurganın dışında diz, kalça, omuz, ayak bileği gibi eklemlerde de bu rahatsızlık görülebilir.

      Ankilozan spondilit belirtileri

      Hastalardaki en belirgin yakınma belde ve kalçada ağrı olmasıdır. Etkilediği bölgenin iltihabi durumuna göre ağrı ve eklem katılığı görülür. Özellikle dinlenme sırasında daha şiddetli ağrı çekilir. Hareketle birlikte ağrının azaldığı görülür. Omurlardaki iltihap ilerledikçe, omurlarda kaynama oluşmaya başlar, hareketler azalır ve giderek yok olur.

      Omurga ağrısı: Bu hastalığın en erken ve en fazla görülen belirtisidir. Belde ve kalçada etkili olur. Ağrının özellikleri arasında; genellikle 20-30 yaş arasında görülmesi, sinsi şekilde başlaması, 3 aydan fazla sürmesi, dinlenmede artması, sabahları yarım saat kadar tutukluluk yapması ve hareketle azalması gelir. Ayrıca hastaları geceleri uyandırabilir, sağda ve solda değişen kalça ağrısıyla ortaya çıkabilir.

      Omurga hareketlerinde kısıtlılık:  Hareketlerde azalmayla birlikte hastalar çorap giyme gibi basit hareketleri bile yapamayacak düzeye gelebilir.

      Kalça ağrısı: Ankilozan spondilit yaygın şekilde kalça ağrısına neden olur. Özellikle yürümede zorluk çekilmesi, kalça eklemiyle birlikte baldırlarda da ağrı olması karakteristiktir.

      Diğer eklemler: Hastalıktan tek eklem ya da fazla sayıda eklem etkilenebilir. Omurganın dışında en fazla ayak bileği, kalça ve diz eklemi bundan etkilenir. Ağrı, eklemde şişlik, ısınma gibi belirtiler ortaya çıkar.

      Omuz ağrısı: Eklemdeki, tendondaki iltihap omuz ağrısına yol açabilir. Bu omuz hareketlerinin kısıtlanmasına neden olur.

      Ankilozan SpondilitFiziksel sorunlar: Hastalarda rahatsızlığın evresine göre halsizlik, kendini iyi hissetmeme, yorgunluk gibi belirtiler oluşabilir. Gece uyku sorunları yaşanabilir. Bunlar bel ve eklem ağrılarından kaynaklanır. Kaburgalarda etkileşim olursa, öksürük, nefes alma gibi etkenlerden göğüs ağrısı yaşanır.

      Ankilozan spondilit eklemler dışında başka alanlarda etkili olur mu

      Sistemik bir hastalık olan ankilozan spondilit, eklemler dışındaki sistemlerde de etkili olabilir. En fazla gözde, kalp, böbreklerde, akciğerde, sinir sistemi ve bağırsaklarda sorun yaşanmasına yol açar. Gözde etkili olursa bulanık görme, ışığa hassasiyet oluşur. Nadiren etkilediği kalpte olursa, en fazla aort kapağını tutar. Böbreklerde proteinimsi maddelerin birikimine neden olup, böbreklerde fonksiyon bozukluğuna neden olur. Akciğerlerde nefes alma sorunu yaşanabilir. Bağırsakları etkilerse, belirti vermeden ülsere neden olur. Sinir sistemindeki etkisi ise, kol ve bacaklarda uyuşma, erkeklerde cinsel iktidarsızlık, duyu kaybı gibi etkilere yol açabilir.

      Ankilozan spondilit kimleri daha fazla etkiler

      Bu rahatsızlık erkekleri kadınlardan 3 kat fazla etkiler. Daha çok 20-30 yaş arasında belirti verdiğinden, teşhisi bu yaşlarda olur. Genetik yatkınlık ta hastalığın oluşmasında önemli bir rol oynar. Bu rahatsızlık hastalarda giyinme, oturma, kalkma, yük taşıma, ayakta durma gibi günlük yapılan işleri etkiler. Bir anlamda hastanın iş ve ev yaşamı etkilenmiş olur.

      Ankilozan spondilit tanısı ve tedavi yolları

      Hastalardaki yakınmaların değerlendirilmesi, laboratuvar tetkikleri, MR, BT, röntgen gibi diğer tetkikler sonucunda hastalığın teşhisi yapılabilir. Tedavide hastalığın etkilediği bölge, şiddeti değerlendirilir. Hastaların her birine farklı bir değerlendirme yapılır.]]> Bacak Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/bacak-kemigi.html Thu, 04 Feb 2016 15:30:08 +0000 Bacak Kemiği: Vücudun taşınmasında en etkili görevi olan ve vücudun genel hareketini sağlayan bacaklarımızın kemikleri iskelet sistemimizin diğer kemiklerinden daha sağlam ve oldukça kuvvetlidirler. Bacağımızın Bacak Kemiği: Vücudun taşınmasında en etkili görevi olan ve vücudun genel hareketini sağlayan bacaklarımızın kemikleri iskelet sistemimizin diğer kemiklerinden daha sağlam ve oldukça kuvvetlidirler. Bacağımızın üst bölgesinde vücudumuzun en uzun ve sağlam kemiği olan Uyluk kemiği bulunmaktadır. Yukarı kısmındaki büyük ve yuvarlak eklem başı vasıtasıyla kalça kemerine eklenir. Kısa olan boyun kısmı aşağıya doğru genişlemiş, ortası derin ve girintili olarak sonlanır. Uyruk kemiğinin hemen altında ise ona eklemlenmiş büyük, yassıca olan diz kapağı kemiği  bulunur.Bacak Kemiği

      Bacağın alt kısmında yer alan iki kemik ise baldır ve kaval kemikleri olarak adlandırılır. Kaval kemiği dizden topuğa kadar uzanır. Baldır kemiğinden daha kalın ve sağlam olup vücudun tüm ağırlığı bu kemik yardımı ile kaldırılmış olur. Kaval kemiğinin alt ucu genişlemiş ve derin olmayan bir eklem çukuru vücuda gelmiştir. Buraya da ayak bileğinin birinci kemiği eklemlenir. Baldır kemiği kavalın dış tarafında uzanmış olan ve ona nazaran ince ve uzun bir kemiktir. Yukarı ucu ise diz eklemine kadar varmaz. Bu kemiklerin aşağıdaki bitiş ucunda ise vücudumuzun genel olarak ağırlığını taşıyan ayaklar mevcuttur.

      ]]>
      Tarak Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/tarak-kemigi.html Thu, 04 Feb 2016 15:29:53 +0000 Tarak kemiği, ince ve uzun olan beş tane kemikten oluşur. Yaş ilerledikçe, tarak kemiğinin alt kısmında iki kemik daha oluşur ve böylece sayıları yediye ulaşır. Her ayakta, beşer tane tarak kemiği Tarak kemiği, ince ve uzun olan beş tane kemikten oluşur. Yaş ilerledikçe, tarak kemiğinin alt kısmında iki kemik daha oluşur ve böylece sayıları yediye ulaşır. Her ayakta, beşer tane tarak kemiği bulunur. İlki metatarsal kemiktir. Bu kemik, öteki dört kemikten daha kısa ve daha kalın bir kemiktir. Koşarken yada yürürken, ayak yerden itilerek, vücudun tüm ağırlığı parmak uçlarına ve tarak kemiklerine aktarılır. Oluşan bu ağırlığın, çok büyük bir bölümü bir ve ikinci metatarsal kemikler tarafından, taşınmaktadır. Ayaklardaki tarak kemiğinde oluşan sorunların çoğu, darbe veya ayağın ağırlık dağıtma şeklinin etkilendiği zaman, meydana gelmektedir. Böyle durumlarda, tarak kemiklerini üzerine daha çok ağırlık biner, özellikle metatarsal kemik uçlarıyla, parmak kemikleriyle birleşen yuvarlak uçlarda, ağrı yada iltihaplı bir durum meydana gelebilmektedir.Tarak Kemiği

      Fazla spor yaparken, ayağın ön kısmında büyük bir ağırlık oluşur. Özellikle uygunsuz ayakkabı kullanıldığı zaman, sorun oluşma riski daha fazladır. Ayakta bulunan taban kavisi yüksek olduğunda, metatarsal kemiklere daha çok ağırlık binmektedir. Çekiç parmak olarak tanımladığımız sorun ise, yüksek yada küçük ayakkabı giyenlerde, parmakların düz olarak duramaması durumudur. Böyle bir sorun oluştuğu zaman, özellikle ikinci parmaktaki eklemler kıvrılarak, aşağı doğru eğilir. Bu sıkışmayla da kemik uçları çöker. Baş parmakta kemik çıkıntısı sorunu da, çok rastlanılan bir sorundur. Bu durum, ayak başparmağında şişlik ve ağrıyla beraber ortaya çıkar. Bu sorun çoğu zaman, genetik olarak bilinse de bazen yüksek topuk giyenlerde de rastlanabiliyor. Kadınlarda, erkeklere oranla daha fazla görülür. Ameliyatla düzelebilecek bir sorun olmakla beraber, ameliyat sonrası yeteri kadar dinlenilmemesi halinde, tarak kemiğinde sorunlar meydana gelebilir. Vücut ağırlığı arttıkça, kemiklere daha fazla yük binmektedir. Fazla kiloların verilmesi, tarak kemiğinde sorun yaşama riskini de azaltır. Sinirlerin çevresinde bulunan lifli dokunun büyümesiyle, üçüncü ve dördüncü tarak kemiklerinin uçlarında, morton nöronu adı verilen, sorun oluşur. Bu soruna da, yine yüksek ayakkabı ve yoğun yapılan spor sebep olmaktadır.

      ]]>
      Dirsek Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/dirsek-kemigi.html Thu, 04 Feb 2016 15:29:43 +0000 Dirsek Kemiği: Ön kolda döner kemiğin iç kısmında bulunan kemiğe dirsek kemiği denir. Üst ve alt olmak üzere iki ucu ve bu iki uç arasında da uzanan bir gövdesi mevcuttur. Üst ucuyla kol kemiğine ve döner kemiğe Dirsek Kemiği: Ön kolda döner kemiğin iç kısmında bulunan kemiğe dirsek kemiği denir. Üst ve alt olmak üzere iki ucu ve bu iki uç arasında da uzanan bir gövdesi mevcuttur. Üst ucuyla kol kemiğine ve döner kemiğe eklemleşirken, alt ucuyla ise döner kemikle eklemleşir. Kemiğin üst ucunda açıklığı öne bakan bir çentik vardır. Bu çentik ise eklem yüzeyi ile kaplı durumdadır. İskelette bu çentik, kol kemiğinin alt ucundaki troklea çentiğiyle eklemleşir.Troklea çentiğinin üst ucu da bir kemik çıkıntısıyla güçlendirilmiştir. Ön kol ile kol arasındaki açı 180 derece olduğunda olekranon çıkıntısı, kol kemiğinin alt ucunun arka yüzünde ki olekranon çukuruna oturur. Ön kol, kol üzerine katlandığında da koronoid çıkıntı, kol kemiğinin alt ucunun ön yüzünde ki koronoid çukura girer. Koronoid çıkıntının dış tarafında, döner kemiğin başına bakan tarafında döner kemik çentiği denilen bir çentik mevcuttur.Dirsek Kemiği

      Adı geçen bu çentiğin yüzeyi eklem yüzeyi ile kaplı durumda olup, hemen dış yanındaki döner kemik başı, eklem yüzeyi ile eklemleşir. Dirsek kemiğinin alt ucunda, dış tarafta bir kemik şişliği göze ilişmektedir. Dirsek kemiği başı adıyla bilinen bu çıkıntı,döner kemiğin alt ucunda bulunan dirsek kemiği çentiği ile eklem yapmaktadır. Dirsek kemiği başı bileğin iç tarafında, arka yüzde deri üstünden hissedile bilir. Dirsek kemiği başının iç arka yanında bir kemik çıkıntısı daha mevcuttur. Alt ucun alt yüzüyle, bilek kemiklerinden birisi olarak bilinen Trikuetrum kemiği arasında ise bir disk mevcuttur.

      ]]>
      Femur https://www.iskelet.gen.tr/femur.html Thu, 04 Feb 2016 15:29:32 +0000 Femur; yada uyluk kemiği, memelilerin vücutlarında yer alan en uzun, en hacimli ve en güçlü olan kemiktir. Kalçanın ve dizin bir kısmını meydana getirir. Femur sözcüğü, uyluk sözcüğünün Latince’sidir. Femu Femur; yada uyluk kemiği, memelilerin vücutlarında yer alan en uzun, en hacimli ve en güçlü olan kemiktir. Kalçanın ve dizin bir kısmını meydana getirir. Femur sözcüğü, uyluk sözcüğünün Latince’sidir. Femur kemiği olarak kullanım femurdan daha düzgündür, çünkü femur uyluğa karşılık geldiğinden femur kemiği, uyluğun içerisindeki kemiği nitelemektedir. Kemiğin kendisinin ismi os femoristen gelir, ancak çağdaş, tıbbi kullanımında femur terimine genellikle uyluğa değil kemiğe karşılık başvurulmaktadır. Tıbbi Latince’deki durumu her zaman femoristir fakat klasik Latince’deki durumu genelde feministir ve kadın manasına gelen femina ile karıştırılmamak gerekir.

      Uyluk kemiği kırıkları, sürekli bir sakatlığa sebep olur. Çünkü uyluk kasları, kırıkları birbiri üstüne binecek bir biçimde çeker ve kırıklar yanlış bir şeklide birleşir. Bunu önüne geçmek için, femur kırığı bulunan hastalar, kırık parçaları düzgün bir şekilde aynı hizaya getiren traksiyona konulmalıdır. Modern tıp yollarıyla da yada Retrograde femoral ameliyat vasıtasıyla parçaları birbirine eklemek mümkündür. Femur kırığı hastaları artık tamamen iyileşmeyi, kemiğin boyutuna nazaran 3 aydan 6 aya kadar farklılaşsa bile, genel manasıyla umabilir. Femur

      Hastalar, iyileşme zamanını uzatmamak için ortopedi cerrahının izni olmadan bacaklarının üstüne ağırlık yüklememelidirler. Uyluk genel olarak alçıya alınmaz. Bunun nedeni cerrahi donanım, kemiği düzleştirme ve kırıkları iyileşirken bir arada tutma görevini yapmaktadır. Bu yolların sürekli olarak komplikasyonları eklem içi sepsis, artrit ve dizde sertleşme olasılığı bulunur. Kemik iyileşmesinin ardından, donanıma daha çok gerek duyulmaz. Ancak bazı hastalarda sürekli olarak bırakıldığı olaylarda ve bunların arasından hareketli bir yaşam tarzı bulunanlarda, donanımın diz kasına çıkıntı yaptığı bölgede rahatsızlık oluşur, böyle olaylarda donanım hastane dışı cerrahi ile çıkartılır.

      Eğer kemik zayıflar ise, femur kemiğinin kalça eklemine yakın olan proksimal ucu kırılgan bir duruma gelir. En fazla olasılık Avrupalı olan ırklarda, menopoz geçiren kadınlarda gözükür ve osteoporoz, bu olasılığı aşırı miktarda yükseltir. İskeletteki tüm kemiklerin arasından femur, iyileşme zamanı en uzun olandır. Bu kemik, insan vücudunun en uzun ve en güçlü olan kemiğidir. Gücüne örnek olarak, ortalama bir insan zıpladığı vakit bu kemik yarım tonluk olan bir kuvvete dayanır.
      ]]>
      Bel Kemiği Eğriliği https://www.iskelet.gen.tr/bel-kemigi-egriligi.html Thu, 04 Feb 2016 15:29:14 +0000 Bel Kemiği Eğriliği, İnsan omurgasına yandan bakıldığı zaman tam düz değildir. Boyun ve bel bölgesinde hafif çukurluk ve sırt bölgesinde hafif kamburluk vardır. Arkadan bakıldığında ise tam düz
      Bel Kemiği Eğriliğiİnsan omurgasına yandan bakıldığı zaman tam düz değildir. Boyun ve bel bölgesinde hafif çukurluk ve sırt bölgesinde hafif kamburluk vardır. Arkadan bakıldığında ise tam düz olmalıdır. Bel kemiği eğriliği omurganın, sağ ya da sola doğru eğrilmesi anlamındadır. Bel kemiği eğriliği aslında bir hastalık değil bir bulgudur. Değişik hastalıklara bağlı olarak ateş veya ağrı gibi bulgular ortaya çıkabiliyor ise, çeşitli hastalıklar da bel kemiği eğriliğine sebep olabilir. Bu nedenle bel kemiği eğriliği, sağlıklı bir omurga yapısında oluşan biçimsel bir deforme olarak tanımlanabilir. Bel kemiği eğriliğinin diğer adı skolyozdur. Birçok hastalığa bağlı olarak oluşabileceği gibi, farklı yaşlarda ve omurganın farklı bölgelerinde görülebilir. İki farklı kişide aynı nedenle ortaya çıkan skolyoz, aynı şekilde belirtiler göstermez. Skolyozun kişilere göre değişen kendine özgü tedavi  yöntemleri vardır.

      Türkiye'de bel kemiği eğriliği toplumda yaklaşık %2 ile 4 oranındadır. Bunların büyük çoğunluğu küçük eğriliklerdir. Kız çocuklarında erkek çocuklara göre 8-10 kat daha sık görülebilir. Bel kemiğinde eğriliği olan kişilerin ancak %10’unda tedavi hastalık gerektirecek dereceye ilerler. Düzenli egzersiz yapma, sırt kaslarını güçlü tutma, skolyoz takibinin ve tedavisinin hemen hemen her aşamasında yer alan öğelerdendir.

      Bel Kemiği EğriliğiTürleri,

      İdiopatik skolyoz, nedeni bilinmeyen bel kemiği eğriliğidir. En sık görülen skolyoz türüdür. Nedeni tam olarak bilinmeyen ‘idiopatik’ skolyozdur. Omurgada eğilme ‘S’ veya ‘C’ şekilli olabilir. Yana doğru eğilme dışında omurların kendi etraflarında dönmesi de görülür. Omurlardaki bu dönme sırtta veya belde asimetrik çıkıntılar oluşmasına sebep olur.

      Nöromusküler skolyoz, ikinci en sık görülen skolyoz tipidir. Temel nedenleri arasında kas veya sinir hastalıkları yer alabilir. Sinir hastalıkları beyin ve bel kemiğinden kaynaklanabilir. Kas hastalıkları ise çocukluk ve ileriki dönemlerde görülebilir. Nöromusküler skolyozda, idiyopatik skolyozun aksine solunum sıkıntıları ve duyu sorunlarına daha çok rastlanabilmektedir. Solunum problemleri, duyu kusurları,iletişim bozuklukları ve epileptik nöbetler gibi nedenlerden dolayı tedavi sürecinde skolyoz korsesi kullanılmayabilir. Bu türünde cerrahi müdahale için daha küçük yaşlar tercih edilir.

      Konjenital skolyoz, üçüncü sıklıkta görülür. Anne karnındaki çocuğun gelişimi esnasında ortaya çıkan omurga anomaliklerine bağlı bir türdür. İlk yıllarda hızlı bir ilerleme gösterir. Bundan dolayı erken dönemlerde tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

      Tedavisi,

      Tedavi süreci buna neden olan hastalığa ve kişide oluşan skolyoza  türüne  göre değişir. Bazı hastalar için tedavi süreci doğal akışında devam ederken kimi hastalarda ise kişinin tedaviye verdiği cevaba ve skolyozun türüne göre değişmektedir. 

      ]]> Kaval Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/kaval-kemigi.html Thu, 04 Feb 2016 15:28:09 +0000 Kaval kemiği, baldırın  içerisinde bulunan iki kemikten, kalın olanının ismi: kaval kemiğidir.İnsan vücudun da en uzun kemiklerden ikinci sırada ,kaval kemiği yer alır. Büyük insanlarda kaval kemiği üç yüzlü olur. Ü Kaval kemiği, baldırın  içerisinde bulunan iki kemikten, kalın olanının ismi: kaval kemiğidir.İnsan vücudun da en uzun kemiklerden ikinci sırada ,kaval kemiği yer alır. Büyük insanlarda kaval kemiği üç yüzlü olur. Üç köşesi, üç kenarı mevcuttur. Kaval kemiği baldırın iç ve orta kısmında bulunur. Buranın arka kısmında kamış kemiği bulunur. Bu iki kemikten yalnız kaval kemiği ,uyluk  kemiği ile bağlantı yapar, uyluk kemiği ile bağlantı yapar,uyluk kemiği ile iletilen gövdenin ağırlığı baldır da kaval kemiğine yüklenir. Kaval kemiği görünüş olarak, ince olmasına rağmen oldukça sağlam ve dayanıklıdır.Kaval Kemiği Bu sebeple sağlamlığı sayesin de uyluk kemiğinden gelen ağırlığı tek başına yüklenir. Kamış kemiğinin yapısı gereğiyle yük taşıma görevini üstlenemeyeceği için ince yapılıdır. Kaval Kemiği sayesinde vücudun ağırlığını kolayca taşır. 
      ]]>
      Kürek Kemiği https://www.iskelet.gen.tr/kurek-kemigi.html Fri, 12 Sep 2014 12:16:13 +0000 Kürek kemiği, omuzun mafsal kısmını kol kemiği ile birlikte oluşturan yassı kemiktir. Sırtın üst tarafında hem sağ tarafta hemde sol tarafta olmak üzere iki tanedir. Tıbbi olarak "scapula olarak isimlendirilmektedir. Kaburga kem Kürek kemiği, omuzun mafsal kısmını kol kemiği ile birlikte oluşturan yassı kemiktir. Sırtın üst tarafında hem sağ tarafta hemde sol tarafta olmak üzere iki tanedir. Tıbbi olarak "scapula olarak isimlendirilmektedir. Kaburga kemiklerinin üzerinde bulunur ama kaburga kemikleri ile kürek kemiği birleşmemişlerdir. Omuzlarda bulunan mafsal yani eklem kısımları kolun kolayca her tür hareketi yapmasını sağlarlar. Ancak kürek kemiği bu bölgede yer almasına rağmen hareketli değildir. Bu yapısal farklılık nedeni ile kürek kemiği eklemlerde hareketlerde rol oynamaz.


      Kürek kemiğinin yapısı ve görevi
      Kürek kemiği, gövde iskeletine kaslar yardımıyla bağlanmıştır. Yapısı şekil olarak üçgendir. Kemiğin arka yüzünün üst tarafında "spina skapula" adı verilen bir kemik çıkıntısı yer almaktadır. Bu kemik çıkıntısı yüzeyden dış yan tarafa doğru uzantı şeklindedir. Bu çıkıntı kemiğinin uç bölgesi "akromion" olarak isimlendirilmektedir. Kürek kemiğinin iki yüzeyinde de kabartılar ve birçok girinti çıkıntı bulunur. Omuz eklem bölgesi ve kol kemiğinin hareket etmesini sağlayan kasların büyük çoğunluğu kürek kemiğinin yüzeyindeki girinti ve çıkıntılara yapışmıştır. Tıp dilinde scapula olarak adlandırılan bu kemik üzerinde yer alan 17 adet kas ile  omuz ve solunum sistemine çok önemli fonksiyonlar yaptırmaktadır. Omuz bölgesindeki eklemlerin hareketi sağlayabilmesi için kürek kemiğinin tam manası ile kilitlenmiş olması gerekmektedir. Çünkü soluk alıp verme hareketinin tam olarak yapılabilmesi bu sabitleşmeye bağlı olarak gerçekleşebilmektedir. 17 adet kastan 4 tanesi kürek kemiğinin sabitlenerek kilitlenmesini sağlarken diğer 13 kas da omuz hareketlerinin yapılmasını ve soluk alıp verme işleminin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

      Kürek Kemiği
      Kürek kemiğinin ağrılara neden olması
      Kürek kemiği hareketli olmayan bir yapıya sahiptir. Ancak bazı yaşam tarzı etkilerinden dolayı bu kemik yapısı sağlık sorunlarına temel oluşturabilmektedir. Belirtilen rahatsızlık çağımızın önemli sorunlarından biridir. Çünkü bilgisayarların kullanılma sıklığına bağlı olarak fazlaca görülebilen bir sağlık sorunudur. Oturma pozisyonunda ki bozukluğun yanı sıra uzun süreler pozisyon değiştirmeden sabit kalacak şekilde oturmak kürek kemiğinde ağrılara yol açar. Ayrıca egzersizden uzak bir yaşam tarzı da bu ağrıların daha sık yaşanmasına neden olur. Belirti olarak kürek kemiği ağrıları damar sıkışması yada sinir sıkışması gibi farklı iki tür belirti şeklinde hissedilir. Damar sıkışması olması durumunda kolda morarma ve şişlik oluşması görülür. Sinir sıkışması durumunda ise kolda ağrı ve uyuşma, koltuk altında ağrı oluşmaktadır. Teşhis için MR çekilmesi, EMG ve SEP gibi ölçümler yapılabilmektedir. Ancak tüm bu teşhis metotlarına karşı kesin bir teşhis yapılması söz konusu değildir.  Kürek kemiğinden kaynaklanabilen bu rahatsızlıklara karşı çeşitli tedavi metotları uygulanabilmektedir. Fizyoterapi seansları şeklinde tedavi uygulanabilmektedir.Kürek kemiği kaynaklı olarak ortaya çıkabilen omuz ve boyun bölgesi ağrıları omuz ve kollar ile fazla ağırlık taşınması sonucu görülür. Ağrıları çok fazla olan hastalara, kürek kemiği kaynaklı sorunlara karşı bazı durumlarda fizyoterapi uygulamaları yetersiz olabilir bu nedenle boyun ve sırt bölgesinden enjeksiyon uygulaması yapılabilmektedir. Yine de tedavi yetersiz olursa cerrahi müdahale söz konusu olabilir.
      ]]>
      Humerus https://www.iskelet.gen.tr/humerus.html Fri, 29 Aug 2014 00:59:22 +0000 Humerus, kolda omuzdan dirseğe kadar uzanan bölümdür. Burada kol kemiği adı verilen tek bir kemik vardır. Bu kemik üst ucunda kürek kemiğiyle, alt ucunda döner kemik ve dirsek kemiğiyle eklem oluşturur. Kol kemiğinde Humerus, kolda omuzdan dirseğe kadar uzanan bölümdür. Burada kol kemiği adı verilen tek bir kemik vardır. Bu kemik üst ucunda kürek kemiğiyle, alt ucunda döner kemik ve dirsek kemiğiyle eklem oluşturur. Kol kemiğinde üst ve alt uç ile bunların arasında olan gövdesi vardır. Üst uçta üç tane tümsek vardır. Bu tümseklerin iç yanda olan en büyüğüne kol kemiği başı (karput humeri) denmektedir. Eklem yüzeyiyle kaplı olan kol kemiği başı, kürek kemiğinin kavitas glenoidalis adı verilen eklem yüzeyiyle eklemleşir. Bu sayede kol ve omuz arasında eklemleşme olur. Kol kemiğinin ön tarafında, başın dışında bir tümsek daha vardır. Bu küçük tümsek olarak tanımlanır. Küçük tümseğin dışında yer alan tümsek büyük tümsek olarak tanımlanır. Bu tümsek kol kemiğinin arka tarafından daha belirgin şekilde görünür.

      Kol kemiğinin alt ucundaki oluşumlar ise, iç yandaki iç epikondil adlı tümsek, bunun dış yanındaki ve makaraya benzeyen troklea adındaki tümsektir. Eklem yüzeyiyle kaplı olan troklea, ön kol dirsek kemiğinin üst ucunda bulunan eklemle eklemleşme gösterir. Dirsek kemiğindeki troklea çentiği adı verilen eklem bölgesi, makara şeklindeki troklea eklem yüzeyine oturmaktadır. Kol kemiğinin ön tarafında trokleanın üzerinde koronoid çentiği adı verilen çukur bulunmaktadır. Bu çukurda içeriye ön kol, kol üstüne katlandığında dirsek kemiğinde bulunan koronoid çıkıntısı yer almaktadır. Kol kemiğinin arka tarafında troklea üstünde başka bir çukur bulunmaktadır. Olekranon çukuru adı verilen çukura kol ve ön kol arasındaki açının 180 derece olmasında dirsek kemiğinin Olekranon çıkıntısı girmektedir. Ön taraftan kol kemiğinin alt ucuna bakıldığında, trokleanın dış yanında bir tümsek daha yer alır. Eklem yüzeyiyle kaplı tümsek kapitulum adını alır. Bu tümsek kemiğin başındaki eklem yüzeyiyle eklemleşmektedir. Tümseğin dış tarafında dış epikondil denilen tümsek yer alır. Kapitulumun üstünde Radius çukuru yer alır. Ön kolun kol üzerine katlanması durumunda bu çukurun içinde döner.

      Humerus

      Humerus kırıkları nasıl oluşur

      Humerus kemiği direkt alınan darbelerle ya da dirsek yönünde olan aksiyel yüklenmelerle kırılabilir. Bunun dışında omuz ve dirsek hareketlerinin yapılmasını sağlayan adaleler Humerus kemiğine yapıştığından, ani kasılmalarda, epilepsi nöbetlerinde humerus kemiğinin kırılmasına neden olabilir. Ayrıca bilek güreşi sırasında da kol kemiğinde kırıklar oluşabilir. Kemikleri zayıflatan osteoporoz, kemik tümörleri, paget hastalığı, enfeksiyon gibi etkenlerde kol kemiğine kırıkların oluşmasına neden olabilir.

      Humerus kırıkları hangi yaşlarda etkili olur

      Humerus kırıkları üst uçta, alt uçta ve gövdede oluşabilir. Üst uçta meydana gelen kırıklar 65 yaşından sonraki ileri ileri yaşlarda daha yaygındır. İleri yaşlarda oluşan kalça kırığı ve el bileği kırıklarından sonra en çok görülen kırıklar olarak kabul edilirler. Gövde kısmında görülen kırıklar ise, 55 yaşında ve daha önce daha yaygın şekilde görülür.

      Humerus kırıkları belirtileri nelerdir

      Kırıklar şiddetli ağrı ve kolda şekil bozukluğuyla kendini gösterir. Hasta kolunu kaldıramaz, kırıkların birbirine sürtmesi nedeniyle ağrısı artar, sürtme sesi etkili olabilir. Kırık uçların yer değiştirmesiyle birlikte kolda kısalma oluşabilir. Hastalarda kemiğe yakın olan radial sinir zedelenirse el bileği yukarıya doğru kaldırılamaz.

      Humerus kırıklarının tedavisi nasıl yapılı

      Bu kırıklar genellikle alçı, atel veya breys ile tedavi edilir. Kırıklarda radial sinir hasarı olması, kırıkların yer değiştirmesi, damar yaralanması olması gibi durumlarda cerrahi tedaviye başvurulur. Bu durumlarda bazen ortopedik tedaviyle plak vida uygulaması yapılabilir. Kapalı kırıklarda çelik yada titanyum tüp biçiminde çivilerle cerrahi tedavi tercih edilebilir.

      ]]>